Görmez: Hafızlık iki büyük mesuliyet ister
“Kur'an bize aynı zamanda kendimizi tanıtan bir kitaptır…”


Gebze Fatih Sultan Mehmet Erkek Yatılı Kuran Kursunun açılış törenine katılan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, açılışın ardından Mehmet Akif Ersoy Camiinde düzenlenen icazet törenine katıldı. Hafızlık eğitimini tamamlayan 20 hafızın icazet töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, hafızlığın büyük bir nimet olduğunu belirterek, Kuran’ı okumanın, anlamanın da bir ibadet olduğunu ancak en temel gayenin Kuran’ı hayata taşıyarak yaşamak olduğunu kaydetti.

Hafızlığını tamamlayan gençleri tebrik eden Başkan Görmez, gençlere bazı nasihatlerde bulundu. Kuran’ı güzel okumanın bir ibadet olduğunu ancak bunun yanında manasının da öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Görmez, şöyle konuştu;



“Kur'an bize aynı zamanda kendimizi tanıtan bir kitaptır…”

Bugün bazı evlatlarımızın Kur'an hıfzını tamamlamasının merasimini yapmak üzere toplandık. Allah bu vesileyle gençlerimizin kalbinden ve yüreğinden Kuran'ın rahmetini eksik etmesin. İnsan yeryüzüne bir kez gelir. O bir kez geldiğinde hayatını değerli şeylerle geçirip bu hayattan gitmekte var, beyhude işlerle hayatını geçirip gitmekte var. Hayatın anlamlı olması Kuran ile tanışmaktır. Bir kitap düşünün ki, geldi ve bütün insanlığın ufkunda bir sıçrama meydana getirdi. Geldi ve insanlığı küfürden, şirkten rahmete taşıdı. İnsana Rabbini tanıttı. Sadece Rabbimizi değil, o kitap bize kendimizi tanıtmaya geldi. Kur'an bize aynı zamanda kendimizi tanıtan bir kitaptır. Kur'an insanı yüceltmek için geldi. Kur’an insanı yücelten bir kitaptır. Allah nice kavimleri, nice milletleri bu kitapla yüceltti; nice kavimleri, milletleri bu kitapla düşürdü. Tarihe baktığımız zaman müminler bu kitaba sahip çıktığı sürece, iman edip amel etiği sürece Allah müminleri yüceltmiştir. Kitaba sırt çevirenleri de Allah düşürmüştür.

“Kalbini imar edemeyen, ömür yaşamış olmaz…”

Allah'ın her insana yeryüzünde verdiği bir zaman vardır. Nice insanlar yeryüzüne sadece bir ağlama sesiyle seslerini duyurur ve ebediyete irtihal ederler. Nice bebekler dünyaya gelir ve sadece bir ağlama sesinden sonra ebediyete giderler. Nice insanlar da vardır yüz yıl yaşarlar. Allah, her insana verdiği zaman süresine iki isim vermiştir. Bunlardan birisi ömür, diğeri ise hayattır. Ömür ‘imar’ kökünden gelir. Yaratılış gayemizi anlatan bir ayetten mülhemdir. ‘Allah sizi yerden yarattı ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedi’ Ömür burada geçen imar ile aynı kökten gelir. Yeryüzünü imar edersek ömür yaşamış oluruz. Yeryüzünü imar etmeyen ömür sahibi olamaz. En hayırlı insan ömrü uzun ameli güzel olandır. Mühim olan yaşamak değil, ömür yaşamaktır. Kalbini imar edemeyen, ömür yaşamış olmaz. Kalbin imarı Kuran’dan geçer. Bir kalpte Kur'an yoksa kalbin sahibi kalbini imar edemez. İmar kalbin imarıyla başlar. Kalbini imar edemeyen yeryüzünü de imar edemez. Kalbin ve yeryüzünü imar ise Kuran’dan geçer.



“Kur'an hayat kitabıdır…”

İkinci kelime ise, hayattır. Hayat ‘hay’ kökünden gelir. Diri olmak demektir. Kuran'ı okuduğunuzda bize nice yaşayan ölülerden söz eder. Yaşamak ayrı bir şey, hayat sahibi olmak başka şeydir. Hayat sahibi olmak için ‘hay’ sahibi olmak lazım. Onun için de Kuran ile tanışmak lazım. Kur'an hayat kitabıdır. Bize hayat vermeye gelmiştir. Bir hayatta Kur'an yoksa orda hayat olmaz. Orası ‘hay’ diri olmaz. Kalp diri değilse, yaşadığımız hayat değildir.

“Kuran'a karşı dört büyük vazifemiz var…”

Kuran’a karşı dört büyük vazifemiz vardır.

Birincisi, şeksiz ve şüphesiz iman etmektir. Onun Allah'tan geldiğine iman etmek.

İkincisi ise, okumaktır. Kur'an okunmak üzere gelen bir kitaptır. Sizi yoktan var eden, peygamberleri gönderen, Hz. Muhammedi yaratan Allah’ın, ona ve size gönderdiği Kuran'ı nasıl merak edilip okunmaz. Onu okumadan, öğrenmeden yeryüzünü terk etmek ne büyük bir bedbahtlıktır. Kur'an aynı zamanda bir dua kitabıdır. Kuran'ı okumadan kendinizi ve çocuklarınızı sakın mahrum bırakmayın.

Üçüncü vazifemiz, anlamak…Kuran’ı okumak yetmez, aynı zamanda anlayacağız. Rabbimizin ne dediğini bileceğiz. Kur'an gökten inen bir talimat değil, Allah ile kul arasında bir konuşmadır.

Kur'an insanla bir sohbet halindedir. İnsan kendini bundan nasıl mahrum bırakır.

Dördüncü ise, yaşamak yaşamak yaşamak… Kur'an sadece okumak, anlamak üzere değil, Kur'an bir hayat kitabıdır yaşanmak üzere gelen bir kitaptır. Kuran’ı okumak, dinlemek, anlamak, yaşamak hatta ona dokunmak bile bir ibadettir. Ancak bütün bunlardan maksat yaşamaktır. Allah iman etmeyi, okumayı, anlamayı, yaşamayı nasip etsin.



“Hafızlık iki büyük mesuliyet ister…”

Genç hafızlarımızı tebrik ediyorum. Hafızlık iki büyük mesuliyet ister. Birincisi, okuduğunuzu anlayacaksınız. İkincisi ise, zihninizde ve kalbinizde taşıdığınız Kuran'a aykırı bir söz ve davranış sizden sadır olmayacak. En zoru budur. Allah buna müdrik bir hayat yaşamayı size nasip etsin. Milletimizin kalbinden Kur'an sevgisini eksik etmesin.

Programın ardından Başkan Görmez, hafızlığını tamamlayan öğrencilere plaket takdim etti.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hafız 2 yıl önce

hafızlara gerçek değer verilmiyor halbuki diploması ne olursa olsun hiç kimse hafız varken mihraba geçmek istemiyor sizce mihrapta ilahiyatçımı olmalı hafız tabikide hafız ama alımlarda düz lise mezunu hafız olana müezzinlik hakkı veriliyor bir imam hatipli imam veya müezzin oluyor hepimiz biliyoruzki hafızın yerini hiç bir diploma tutmaz hafız için o kadar hadis ve müjde varken onları arka planlara atmak diyanetle çakışıyor

Avatar
diyanete 2 yıl önce

Diyanette görev yapmamın tek sebebi hafız olmam!!!!!!

Avatar
hafuz 2 yıl önce

Basksnin soyledikleri ile yaptiklari cakisiuor ovgu var ama deger yok bu boyle kimse gaval okumasin

Avatar
bu arkadaslarin cogu 2 yıl önce

Bu yazili sistemden dolayı boşta kalacaktır.

Avatar
Adalet ve Samimiyet 2 yıl önce

Diyanette hafız olmak dezavantajdır arkadaşlar. Herkes sahip olduğu şeyleri değerli görüyor. Diyanette akademik ünvanı olan birisi Kur'an okumasını bilmese de müftü olur, Ataşe olur, daire başkanı olur, müdür olur, her şey olur. O hafızlar ileride Prof. olabilir ama o Prof'lar hafız olamaz .işte fark bu. Diyanette niye hafızlık özendirilmiyor. Örnek Müftü hafız olmalı. Niye biz Kur'an merkezli din hizmeti sunuyoruz. Hafız olmayan bir müftü Kur'an Kursların da sınav yapamaz, vaaz ederken önünde yazdığı kağıtlar bitince ordan burdan konuşur. Hatta Müftülük sınavındaki Jüriler, dur biz de açalım bekle diyorlar. Bu ne arkadaş. Diyanetin her kademesinde görev almada hafızlık tercih sebebi olmalı ki teşvik olsun. Hafız olmayan hocalar, müftüler, başkan yardımcıları ve müdürlerden bir kısmı hafızlara inadına zorluk çıkarıyor. Niye çünkü kendisi hafız değil, sahip olduğunu değerli görüyor. Diyanette akademisyen olanlar mutlak ehil sayılıyor, valiler, kaymakamlar, savcılar akademisyenlerden mi seçiliyor. Yok.Ölçü ne liyakat, ehliyet. Diyanette niye liyakate, adalete önem verilmiyor da akademisyenlere mutlak olarak yetki veriliyor. Böyle giderse başarılı olamayız asla. Hafız olmayanlar bu ne diyor yahu diyebilirler. Ancak bizler Diyanet mensupları olarak Allah'ın dinini, O'nun Kitabına göre anlatmak ve yaşamakla mükellefiz. Rabb'imizin Kitabını ezbere bilenle bilmeyen bir olur mu?

Avatar
memure 2 yıl önce

hafızlık gerçekten çok büyük bir nimet ama diyanet hafızlara hiçbir özeni göstermiyor. hafızlara kurumda hizmetliliği layık görüyor değerli müftüler işte verilen değer bu.