Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe okudu
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe irad etti

Son yıllarda karanlıklara gömülen İslam coğrafyasına ve bütün insanlığa adaletin nuru ve ışığının gelmesini Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.

Sevgili Peygamberimiz (sas), miraç ile bütün insanlara “esfel-isafilinden ‘alay-ı illiyine” çıkacak değerleri göstermiştir. Sevgili Peygamberimiz (sas), miraç ile birlikte insanlığı yeryüzünde yüceltecek, yükseltecek, bizi miraçlara çıkartacak yolları göstermiştir. Miraçtan bize üç büyük hediyeyle dönmüştür. Birinci hediyesi namaz. Namaz müminin miracıdır. Mümin, günde beş defa miraç imkanına sahip bulmuştur. Miraç Kandiliyle Sevgililer Sevgilisi Muhammed Mustafa (sas) her mümine, Allah’ın her bir kuluna günde beş defa miraca çıkma imkânı bahşetmiştir. Namaz, müminin miracıdır.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe irad etti

Hassaten üniversite gençliğimize, genç kardeşlerimize seslenmek isterim; kendinizi günde beş defa Rabbimizle buluşmaktan mahrum bırakmayın sevgili gençler. Kendinizi günde beş defa Peygamber gibi miraca yükselmekten mahrum bırakmayın.


Sevgili Peygamberimiz ideal gençlerimizi tarif ederken “شاب نشا فى عبادة ربه” neşeyi ve huzuru Rabbimde ibadette bulan gençlik. Bu gençliğin kıyamet gününde arşın gölgesinde gölgelenecek insanlar olduğunu ilan etmiştir.


Aziz Kardeşlerim!

Miraçtan gelen ikinci büyük hediye, Bakara Suresinin son ayetleridir. Her gün, her gece aşr-ı şerif olarak okuduğumuz ayeti kerimeler bir taraftan bize imanımızı, ikrarımızı, Rabbimizle olan misakımızı yenilememizi öğretir, bir taraftan da bize muhteşem dualar ile Rabbimize yalvarmayı öğretir.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe irad etti

Miraçtan gelen üçüncü büyük hediye ise;Sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi veSellem der ki; her kim yeryüzündeلا إله إلا الله محمد رسول اللهderse, buna iman eder ve hayatını bu ikrara uygun geçirirse, ebedi kurtuluşa ereceği müjdesini getirmiştir.


Aziz Kardeşlerim!

Bugün üniversitede inşa edilen camimizin birlikte açılışını yapıyoruz. Az önce açılışta okuduğum ayeti kerime, Yüce Rabbimizin Salih Peygamberin (as) dilinden bütün insanlara yaratılış gayesini öğreten bir ayettir. Kısacık ayet şöyle: “هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ الأَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا” “Allah sizi yerden, topraktan yarattı ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedi.” Bu öyle muhteşem bir ayettir ki, bizim Farabi’miz bu ayetten bir şehir felsefesi inşa etmiş, el-Medinetü’l-Fazıla erdemliler şehri, şehirleri, şehirlileri erdemli kılacak, mekânların nasıl olacağını anlatmak için bu ayetten ilhamını alır. Şehirleri nasıl imar edeceğimizi öğretir, şehirlerde kalpler arasında sevgi ve merhamet şebekelerini nasıl kuracağımızı bize anlatır. Bu ayeti kerimeden bazı alimler bir ahlak felsefesi çıkarmışlardır. İbn-i Haldun bu ayetten “umran” başlığını taşıyan müstakil bir medeniyet felsefesi çıkarmıştır. Ve yeryüzünde umranın ilkeleri, yeryüzünü nasıl imar edeceğimizi bize öğreten kitaplar kaleme almıştır.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe irad etti


Aziz Kardeşlerim!

Bizler yeryüzünü imar etmeye geldik, yeryüzünü tahrip etmeye değil, yeryüzünü ihzar etmeye değil. Yeryüzü ancak insan imar edilirse imar edilir. Bugün yeryüzü tahrip ediliyor, kâinat insanlığı taşıyamaz hale geldi sebep insan, çünkü kâinat Müslümandır, kâinat Allah’a teslim olmuştur, bütün kâinatAllah’ı tesbih eder, bütün kâinat Allah’a secde eder, bütün kâinat Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle okunacak büyük kitaptır. Ancak insan,kâinatın teslimiyetine müdahale ettiği zaman kâinat bozulur, kâinat izhar olur, kâinat tahrip edilmiş olur. İşte bugün bütün insanlık böyle bir değersizleşme girdabından geçiyor.

Aziz Kardeşlerim!

Sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor: “وجعلت لي الأرض مسجداً وطهوراً”“Yeryüzü bana temiz ve mescit kılındı.” Bu hadise göre biz Müslümanlar, temiz olan bütün topraklarda, bütün yeryüzünde namazımızı eda edebiliriz. Yeryüzünde namaz kılınmayacak tek yer mekanın temiz olmayışına bağlıdır. Temiz olan bütün topraklarda namazımızı kılarız. Bizim camilerimizsadece Allah’a ibadet mekânlarıdır. Ancak şu soruyu soralım kendimize: Madem bütün yeryüzü bize mescit kılındı, madem biz Müslümanlar her yerde namazımızı kılıyoruz, bayram namazı dâhil, Cuma namazı dâhil bütün namazlarımızı dağda, ovada, temiz olan bütün toprak üzerinde kılabiliyorsak öyleyse niçin camileri inşa ediyoruz? Çünkü camileri biz sadece namaz kılmak için inşa etmiyoruz. Namazın bir gayesini tahakkuk etmesi için inşa ediyoruz. Nedir o gaye? Kalplerimizi birleştirmek, Rahmanın secdesinde birleşmek. Tevhidin kalplerimiz arasında vahdet sağlamasını gerçekleştirmek. Nasıl ki bedenlerimizi buluşturuyoruz, ruhlarımızı da kaynaştırıyoruz. Yeryüzünde Rabbimizin bizden istediği en önemli hususlardan bir tanesi birlik, beraberlik ve kardeşlik. Namaza duracak olan imam sünnet olarakcemaatedöner ve şöyle der: “Saflarınızı sık ve düzgün tutunuz, çünkü sık ve düzgün safa Allah rahmet nazarıyla bakar”, bu hadistir. Resulü Ekrem (sas) her namazdan önce bunu söylemiştir. Ama bu sadece askeri bir düzeltme, aynı hizaya gelmemizi sağlamak için söylenmiş bir söz değildir. Burada nasıl ki saflarınızı birleştiriyorsunuz, burada nasıl ki bedenleriniz yan yana saf tutuyor, Rahmana secdede buluşuyorsunuz günlük hayatta da bir ve beraber olacaksınız. Burada kalplerinizi nasıl birleştiriyorsanız, camiden çıktıktan sonra kalpleriniz birleşecek, birbirinize sahip çıkacaksınız. Aranızda kin, öfke ve nefret olmayacak, aranızda düşmanlık olmayacak bu mesaj bunu ifade ediyor aynı zamanda.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Karabük Üniversitesi Camii’nde gençlere hutbe irad etti


Kardeşlerim!

Biz bedenlerimizi camilerimizde buluşturuyoruz, ama ruhlarımızı kaynaştırmayı ihmal ediyoruz. Bedenlerimizi buluşturduğumuz gibi kalplerimizi buluşturmalıyız, ruhlarımızı kaynaştırmalıyız, caminin en büyük gayesi budur. Sadece namaz kılma mekânı değil, birlik mekânımız, sevgi mekânımız, birbirimizi sevmeyi öğreniriz. Bilgi mekânımız, nefsi tezkiye etme mekânı.


Biraz sonra içinde namaz kıldıracağım mekânın adı mihraptır. Mihrapحرب  kökünden gelir. Ve bütün Müslümanların bugün ihmal ettiği bir harptenmülhemdir. Nedir o? Nefsimizle muharebe. Nefisimizi kuşatan kötülüklerle muharebe etmeyi bize öğrettiği için ona mihrap denir. Mihrapların üzerine bizim Anadolu’muzda bir ayet yazılır, Hazreti Meryem’in halini anlatan bir ayet “كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقاً” Ne zamanki Zekeriya (as) mihrapta Meryem’i gördü, Hazreti Meryem’in çeşitli rızıklarla donatıldığını görürdü. Mihrap manevi rızıklarla donatmayı öğreten bir mekândır.


Minber, bilginin ışığa dönüştüğü mekân demektir, sadece imamın üzerinde hutbe okunduğu yer değildir. Minber, ilmin, bilginin nura dönüştüğü mekân demektir.

Üzerinde vaaz, nasihat edilen mekânın adı kürsü. Kürsü, sadece bir sandalye demek değildir. Kürsü, yüce bilgilere vakıf olduğumuz, yüce bilgileri birbirimizle paylaştığımız mekân demektir.

Cami, Kur’an-ı Kerim mescit der, ama biz mescitlere cami demişiz. Cami birleştiren demektir, ayırmayan demektir. Buraya girerken makam, mevki dışarıda kalır, renkler ve ırklar dışarıda kalır. Buraya girdiğimiz zaman bütün müminler tarağın dişleri gibi Allah’ın huzurunda eşit olduklarını öğrenirler.

Sevgili Gençler!

Sevgili Peygamberimizin (sas) son nefesindeki vasiyetini ifade ederek bitiriyorum sözlerimi. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemin son nefesinde son cümlesi ne oldu? Bu sorunun cevabıyla bitiriyorum. Son nefesinde son cümleden bir önceki cümle “إلى الرفيق الأعلى”ben en yüce dosta gidiyorum. Cenab-ı Hakk, hepimize giderken en yüce dosta gidiyorum diyebilmeyi nasip eylesin. Ama ondan sonraki cümle, son nefeslerinden çıkan üç defa tekrarladığı son 3 kelimedir “قرة عيني في الصلاة/ قرة عيني في الصلاة /قرة عيني في الصلاة” “Gözümün nuru namaz, gözümün nuru namaz gözümün nuru namaz.” Namaz gözümün nuru, nur olmazsa göz görmez, kör olur. Namaz kalbin gözünü açan, ruhun güzünü açan ışıktır. Sevgili Peygamberimizin (sas)  ifadesiyle gözün nurudur.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bir başka varlık için bu ifadeyi kullanmıştır; “رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ” Kur’an çocuk için de aynı ifadeyi kullanır, gözün nuru, kalbin süruru. Kur’an’ın çocuklarımız için kullandığı bu ifadeyi Sevgililer Sevgilisi Muhammed Mustafa (sas) namaz için kullanmıştır. Allah gözümüzün nuru olan çocuklarımızı, Peygamberimizin (sas) gözümüzün nuru dediği namaz nimetinden mahrum eylemesin.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalet 8 ay önce

bu işin pratiğini göstermediğiniz sürece söylemler slogandan öteye geçmeyecektir... politize olmuş toplumda bu durum nasıl uygulanacak.? lütfen örnek vererek açıklayın....

Avatar
İmam 8 ay önce

icraat icraat söz ve görüntü ile bişey olmuyor i̇craat..