Görmez, Neden hüzünlüyüz?

Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Mekke'deki Hac İdare Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Kurban Bayramı'nın yaklaştığı şu günlerde hac ibadetinin yaşandığını anımsatarak, Müslümanlar'ın sevinçli ve umutlu olduğunu dile getirdi.

Kurban Bayramı'nın inananları aynı zamanda Allah'a yaklaştırdığını belirten Görmez, şunları kaydetti:

"Kurban, yakınlaşma bayramı demektir. Aramızdaki mesafeleri kaldırıyor. Rabbimizle, kendimizle olan mesafeleri ortadan kaldırmak için emredilmiş bir bayram yaşayacağız. Hep birlikte marifete ulaşmak için Arafat'a çıkacağız. Beden ülkesine hapsettiğimiz ruhumuz, asıl onu yaratan kaynağa yakınlaşma imkanına kavuştuğu için Kurban Bayramı'nı idrak ediyoruz. Dolayısıyla bu açılardan baktığımızda bahtiyarız, sevinçliyiz, umutluyuz ama aynı zamanda hüzünlüyüz, üzgünüz, içimiz buruk.

Sevinçlerimiz gölgeli Müslümanlar olarak. Çünkü İbrahim Peygamber tarafından kurulan ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa tarafından süreklilik kazanan İslam ümmeti aynı zamanda bir hazan mevsimi yaşıyor. Neden hüzünlüyüz? Çünkü İslam beldelerinde viraneler, harabeler var. Harabelere dönen İslam beldeleri var. Hüzünlüyüz çünkü iman beldeleri, eman beldeleri olmaktan çıktı, güven yok oldu. Hüzünlüyüz çünkü İslam beldelerinde selam yok oldu. Aslında imanın yeryüzüne getireceği ilk büyük netice emandır, güvendir. İslam'ın getireceği ilk şey; selamdır, barıştır ama İslam beldelerinde eman ve selam yok olduğu, İslam beldeleri viranelere ve harabelere döndüğü için aynı zamanda üzgünüz, sevinçlerimizi buruk yaşıyoruz. Bayramlarımızı buruk yaşıyoruz. Çünkü can almaya, kan dökmeye devam ediyoruz."


İslam'ın üç büyük düşmanı cehalet, tefrika ve sefaletin Müslümanlar'ın peşini bırakmadığını anlatan Görmez, "Haccın aynasından İslam coğrafyasına baktığımızda, Müslümanlar'ın yaşadığı bütün çelişkileri görme imkanına sahip oluruz. Haccın aynasından dünyayı ve insanlığı okumak mümkün. Haccın aynasından İslam coğrafyasına baktığımız zaman Müslümanların içine girdiği bütün çelişkileri, bütün yönleriyle çok acı bir şekilde müşahede ediyoruz. Çünkü hac bize, hiç bir canlıya, börtü, böceğe, bir sivrisineğe, karıncaya bile dokunmamayı öğretiyor. Hac ibadeti aslında bize bu terbiyeyi öğretiyor. Ancak biz insanın canına kast etmeye devam ediyoruz." diye konuştu.

- "Hala ırkçılık ve sınıf ayrımına şahit oluyoruz"

Haccın, giyilen ihram ile her türlü makam, mevki, statü ve sınıf farkını ortadan kaldırmayı öğrettiğini aktaran Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hac hatıralarını okuyorsanız, Malcolm X'in Kabe'den yazdığı muhteşem bir mektup var. 'Kabe'nin etrafında Müslümanlarla tavaf ederken, şunu öğrendim ki Müslüman zihninde renklerin, dillerin, ırkların hiç bir farkı yok. Beyaz kardeşlerimle aynı tabaktan yemek yiyorum, aynı mekanları paylaşıyorum, aynı tavafı yapıyorum.' diyor. Ama İslam coğrafyasına haccın aynasından baktığımızda hala ırk ayrımları, ırkçılık üzerine kurulmuş örgütler, birbiriyle mücadele eden yapılar, cinsiyet ayrımı görüyoruz. Halbuki hac ibadetinin bize öğrettiği husus, aynı zamanda eşitliktir. İhram bize eşitlik ruhunu öğretiyor. Haccın aynasından bize baktığımızda maalesef hala ırkçılık ve sınıf ayrımına, statü farklarından meydana gelen birtakım ayrımcılıklara şahit oluyoruz."

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, haccın, aynı kıblede, aynı istikamette, aynı yönde buluşmayı öğrettiğini, kıblenin herkesi birleştiren bir yön ve istikamet olduğunu aktararak, şunları aktardı:

"Ama haccın aynasından İslam dünyasına baktığımızda mezhep ve meşrepçilik üzerinden Müslümanlar arasında ihtilafların, kavgaların hatta savaşların varlığına şahit oluyoruz. Dolayısıyla bundan dolayı da yine üzgünüz. Hac bize Hazreti Adem ile başlayan, Hazreti İbrahim ile yenilenen ve Peygamberimiz Hazreti Mustafa ile süreklilik kazanan ortak bir tarihi gösteriyor ve ortak tarihi bize yaşatıyor. Ortak tarihe can veriyor. Fakat haccın aynasından İslam coğrafyasına ve Müslümanlar'a baktığımızda biz Müslümanlar sanki başka bir tarihin çocukları gibi hareket ediyoruz. Hacda başka bir tarihin içindeyiz, ülkelerimizde başka bir tarih yaşıyoruz. Sanki başka bir medeniyetin içinden buraya bakıyoruz. Haccın aynasından aynı zamanda bu çelişkimizi görüyoruz hep birlikte."

- "Her hacı adayının üzerinde hala 15 Temmuz'un etkileri görülüyor"

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, her hacı adayının üzerinde hala 15 Temmuz'da yaşanılan o ihanet ve işgalin etkilerinin görülebildiğini söyledi.

15 Temmuz'da şehit düşenlere rahmet dileyen Görmez, "Kulaklarında sala, dillerinde tekbir, ellerinde bayrak ile o tankların, topların üzerine yürüyen ve canlarını siper eden bütün şehitlerimize buradan Mekke'den, peygamberlerin diyarından Ashab'ın diyarından dualarımızı gönderiyoruz. Hepsine rahmet diliyoruz. Yaralı olan bütün gazi kardeşlerimize yüce Rabbimizden acil şifalar diliyoruz." dedi.

Görmez, dün akşam 15 Temmuz'da şehit olanların aileleriyle beraber olduklarını, o bahtiyarlığı yaşadıklarını ifade etti. Bu yılın haccını hep birlikte 15 Temmuz şehitlerine adadıklarını dile getiren Görmez, "Tavafta dualarımızda onlar olacak, Arafat'ta dualarımızda onlar olacak. Onlarla birlikte tavaf edeceğiz. Onlarla birlikte sa'yımızı gerçekleştireceğiz onlarla birlikte Arafat'ta vakfeye duracağız inşallah." diye konuştu.

Mehmet Görmez, kim ne derse desin artık 15 Temmuz ruhu diye bir ruh olduğunu vurguladı. Kurtuluş Savaşı, Sakarya, Çanakkale, Malazgirt ruhundan nasıl söz ediliyorsa gelecek nesillerin artık 15 Temmuz ruhundan da söz edeceklerini düşündüğünü ifade eden Görmez, şunları anlattı:

"Sıradan geçiştirilecek bir hadise olmadığını düşünüyorum ve 15 Temmuz ruhu dediğimiz o ruhun haccın bize kazandırmak istediği ruhtan uzak bir şey olmadığını, haccın bize kazandırmak istediği ruhun aslı olduğunu ifade etmek isterim. Dünyadan gelen hacı adayları arasında dolaşırsanız 15 Temmuz ruhunun sadece yerel, bölgesel, milli bir ruh değil aynı zamanda evrensel bir ruh olduğunu görür ve müşahede edersiniz."

- "Toplumun her kesimi 15 Temmuz ruhunu oluşturdu"

Mehmet Görmez, 15 Temmuz sürecinde milletin hakkını, hukukunu koruyan herkesin çok önemli görevler üstlendiğini dile getirdi.

15 Temmuz ruhunun, bu topraklarda herkesin hiçbir dayatma ve zorlama olmadan özgür ve hür yaşama arzusu ve isteği olduğunu aktaran Görmez, şöyle devam etti:

"Bu ruh, kadınıyla erkeğiyle genciyle yaşlısıyla aynı havayı teneffüs ederek huzur içerisinde yaşama arzusudur. Bu ruh doğusuyla batısıyla güneyiyle kuzeyiyle dil, düşünce, mezhep, meşrep farkı gözetmeksizin bir ve beraber olma arzusudur, bir birlik ruhudur. Bu ruh, haksızlığa, hak gasbına, işgale, teröre karşı direnme ruhudur aynı zamanda. Bu ruh, geleceğimizi herhangi bir çıkar grubuna teslim etmeyeceğimizi ilan ettiğimiz bir ruhtur. Birlikte aynı aşkla aynı heyecanla millet olarak istikbalimizi inşa etme arzusudur. Bu ruh, şehadete giden kişilerin korkusuzca tankların altında yürümelerinin hikmetini bize anlatan yüce bir ruhtur."

Bu sürecin, 15 Temmuz ruhunu kaybetmeden, bir fitneye dönüştürmeden adaletle taçlandırılması durumunda tarihteki yerini alacağını her zaman ifade ettiğini dile getiren Görmez, Türkiye'nin yüzde 99'u Müslüman olan bir ülke olduğunu, burada insanları dindar ve dindar olmayan diye tasnif etmenin yanlış olduğunu söyledi.

Görmez, "Müslümanım diyen herkes Müslümandır. Biz Müslümanım diyen herkesi mümin ve Müslüman kardeşimiz olarak kabul ederiz. Dindarlık görecelidir. Hiç kimse kendi yaşadığı bireysel dindarlık üzerinden başka insanların dindarlığını yargılamaya kalkışmamalı. Ve buradan bir ayrımcılık, bir tasnife gitmemeliyiz. Bunun bilhassa bu 15 Temmuz ruhunu canlı tutmak bakımından çok önemli olduğunu altını çizerek ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

- "Vesilelerle gayeler karışmamalı"

Hac ibadetini, her sene iç içe geçmiş 6 yolculuk olarak ifade ettiğini dile getiren Görmez, hac ibadetinde karşı karşıya kalınan en büyük tehlikenin haccın kişiyi değil, kişinin haccı değiştirmeye kalkması olduğunu aktardı. Organizasyonlarla, birtakım vesilelerin gayelerin önüne geçmesinin, vesilelerle gayelerin karışmasının hac ibadetini ve bütün ibadetleri bekleyen tehlike olduğunu belirten Görmez, şöyle devam etti:

"İbadetlerin rutinleşmesi, ibadetlerin şekle indirgenmesi, hele hac ibadeti gibi semboller ve simgelerle kuşatılmış, Kur'an-ı Kerim'in şaair dediği Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincimizi diri tutan simgeler olarak ifade ettiği hususları gözardı edecek olursak o takdirde haşa birilerinin gördüğü gibi sadece bir taşa selam veren, taşlardan oluşan bir yapının etrafında dolaşan, sonra taşları bir başka taşa atan bir görüntü içerisinde oluruz. Halbuki hac ibadeti muhteşem simgelerden oluşuyor."

Görmez, haccın muhteşem simgeleri anlaşıldığında ancak hac ibadetinin insanı değiştirip dönüştüreceğini ve bir dirilişin provasına dönüşeceğini dile getirdi.

Mehmet Görmez, Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bulunduğu terör belasından bir an önce kurtularak birlik içerisinde dünyadaki mazlumların umudu olmaya devam etmesini niyaz etti.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bir gurup Din görevlisi 3 ay önce

Dua mazlumun hakkı alınarak elinden hakları alınarak ailesi ve çocukları madur edilerek yapılmaz ilk önce kul hakkı odenmeli mağduriyetlerinin giderilir salim bir kalple yapılırsa kabul olur insan inim inim dinlerken ah ederek iç çekiyorsa dualar kabul olmaz