İdeolojik görüşlerle İslam savunulamaz
- FETÖ, PKK ve DEAŞ

Bu darbe girişimi ideallerimizi tırpanlayabilir mi? Hayır. Geleceğe yönelik umutlarımızı silebilir mi? Elbette hayır. Gayretlerimize yön veren hedeflerimizi küçültebilir mi? Bilakis hedeflerimizi büyük tutarak yolumuza hep birlikte devam edeceğiz. Bugün hukuki tedbirler bir taraftan devam ederken, bize düşen ahlaki tedbirleri ve dini, manevi mücadele mekanizmalarını işletmektir. Kitlelerin istismar ağına düşmemesi için farkındalık oluşturmak bizim vazifemizdir. Sınırlarımız içinde FETÖ, PKK ve DEAŞ farklı biçim ve zamanlarda aziz dinimizi kendi habis ideolojilerine alet etmeye çalışırken bize düşen onların ektiği zehirli tohumları toplamak, hastalıklı damarları kurutmaktır. Bir yandan da sağlıklı damarlar açmak, eğitime ve irşada ağırlık vererek İslam’ın sahih bilgisini, doğru din anlayışını insanımıza öğretmektir."

Görmez, darbe girişiminin ardından hasar tespiti yaptıklarını, geçmiş hataları, eksikleri, hizmet kusurlarını gözden geçirme imkanı bulduklarını, geleceği planladıklarını, toplanan Olağanüstü Din Şurası'nda, terör örgütü FETÖ-PDY'nin dine verdiği zararı bütün yönleriyle milletle paylaştıklarını aktararak, hemen arkasından Avrasya İslam Şurası'nı toplayarak ilk şurada aldıkları kararları gönül coğrafyalarının bütün ilim adamlarıyla paylaştıklarını anlattı.

Tüm bu paylaşımlar karşısında, birazcık akıl ve izan sahibi, İslam medeniyetinden, İslam’ın iman ahlakından "nasipdar" olmuş bir insanın, oturup bir durum muhasebesi yapıp tövbe etmesi gerekirken, bunun yerine bazılarının Türkiye’de hiçbir şey olmamış gibi hareket ettiğini ifade eden Görmez, şunları kaydetti:



"246 canımızın şehit olduğunu hiç zikre değer dahi görmeyerek, bu milletin meclisini bu milletin tanklarıyla bombalamanın ne büyük ihanet olduğunu, bu ihanetin aynı zamanda bir işgal teşebbüsü olduğunu unutarak bu şekilde davranmak için sadece haya duygusunu insanın kaybetmesi lazım. Sevgili Peygamberimizin, bütün peygamberlerin söylediği bir söz vardır, 'Utanmadıktan sonra ne yaparsan yap.' Bir de oturup yapıp ettiklerini Abdullah İbn-i Zübeyr’in yaptıklarına benzeterek kendi yaptıklarına meşruiyet aramaya kalkışıyorlar. Abdullah İbn-i Zübeyr Bizans’a sığınmamıştı, Abdullah İbn-i Zübeyr Kabetullah’a sığınmıştı."

“Tabiatı tarumar eden, milyonlarca insanı aç, susuz yollara döküp perişan eden zalim ideolojilerle İslam savunulamaz...”

Dünün ilim şehri olan Bağdat’ta kütüphanelerin yerini cephanelikler almaktadır. Şam Halep’ten, Halep Musul’dan uzak diyarlar haline gelmeye başlamıştır. Avrupa’nın Müslüman yürekleri endişe ile çarpıyor. Orta Asya’nın iman toprağına ekilen tazecik filizler ihanet şebekeleri tarafında sinsice koparılıyor. Bu kaderle İslam’ın kaderi, İslam’ın gayesi elbette birleşemez. İslam’ın gayesi bütün yeryüzünde barışın, adaletin, insaniyetin tesis edilmesinden başka bir şey değildir. Bu yaşananlarla İslamiyet’in hakikati bir kefeye konamaz. İslam’ın hakikati tevhidin gücü ve vahdetin kuşatıcılığı altında hiç kimsenin ırkından, inancından, dininden, mezhebinden ve düşüncesinden dolayı ötekileştirilmesine izin vermez. Bencilliğin, kibrin, cehaletin kapanına kısılan vicdanlarla tevhit mücadelesi yürütülemez. Tabiatı tarumar eden, taş üstünde taş bırakmayan, milyonlarca insanı aç, susuz yollara döküp perişan eden zalim ideolojilerle İslam savunulamaz. Bu dinin sahibi Erhamürrâhimîndir. Bu dinin Peygamberi bütün alemlere rahmettir. Bunun içindir ki İslam beldeleri selam yurdudur. İslam herkesin dinini, canının, aklının, malının, mezhebinin ve ırzının dokunulmazlığını esas alır. Bunun içindir ki, İslam toplumları eman yurdudur. İslam toplumlarında herkes emniyet içindedir ve adalet mülkün temelidir.

“Bugün İslam coğrafyasında din güvenliğimiz tehdit altında…”

İslam’ın bütün temel kaynaklarına baktığımız zaman İslam’ın yeryüzünde gerçekleştirmeyi hedef aldığı beş büyük emniyetten söz edilir. Bunlar can emniyeti, din emniyeti, mal emniyeti, nesep nesil emniyeti ve akıl emniyeti. Özellikle bu beş güvenlikten hangisinin önemli olduğu İslam bilgileri tarafından tartışılmıştır. Elbette can her şeyden aziz olduğu için pek çok fakihimiz can güvenliğini bu sıralamada başa yerleştirir. Ancak bazı İslam bilgileri din güvenliği yok olduğu zaman, din emniyeti ortadan kalktığı zaman diğer bütün güvenliklerin olumsuz yönde etkileneceğini dikkate alarak hasseden din güvenliğinin İslam ümmeti için, İslam toplumları için en önemli güvenlik olduğunu ifade eder. Bugün coğrafyamızda sadece canımız, malımız, nesil ve akıl emniyetimiz tehdit altında değil, bugün aynı zamanda din güvenliğimiz tehdit altında.


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol