İhanet şebekesinin yeni hedefi Mehmet Görmez
Mehmet Acet'in yazısı
 
Bazen küçük doğrularla büyük yalanları harmanlıyorlar, bazen semboller üzerinden genellemeler yaparak geniş kesimleri yaftalıyorlar, kimi zaman da en çirkef hallerini ortaya koyup düpedüz iftira atıp hızla yaygınlaştırıyorlar.
Hürriyet ve Cumhuriyet Gazetesi'nin alameti farikası olan bu geleneğe seçim sürecinde HDP ve paralel yapının eklemlenmesiyle koalisyon, yenilendi, büyüdü ve tabi daha bir pervasız hale geldi.
 
Son yıllarda envai çeşidini gördüğümüz kirli kampanyanın yeni hedefinde Diyanet İşleri Başkanlığı, özelde de Başkan Mehmet Görmez var.
 
En son paralel yapının tetikçi olarak kulandığı Karşıtaraf denilen bir internet sitesi, Diyanet Lojmanlarında misafirler için yaptırılan duşa kabini alıp Görmez'e jakuzi diye haber yaptı.
 
Bu yalan haber hemen ardından çirkin bir karikatürle Cumhuriyet Gazetesi'ne taşındı.
 
HDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın seçim kampanyasının odağına Diyanet'i koyduğunu da hesaba katarsak ittifakın pas trafiği tamamlanmış oluyor.
 
Peki bunu niye yapıyorlar?
 
"Bakın bunlar dindar görünümlü ahlaksızlar. Diyanet İşleri Başkanı bile böyle yapıyorsa, gerisini siz düşünün. Demek ki tuz bile koktu" biçimindeki şablonu zihinlere yerleştirmeye çalışıyorlar.
 
Bir tür bastırılmış ahlaksızlık duygusunun dışavurumu!
 
İttifakın paralel kısmında yer alanlar ise, daha kötücül bir hale geldiler.
 
Ne mi yapıyorlar?
 
İftira atarken bunu ibadet niyetiyle yapıyorlar.
 
Prof. Mehmet Görmez bir kaç yıl önceki bir sohbetimizde "Türkiye'nin cumhuriyet tarihi Diyanet tarihinden bağımsız değerlendirilemez. Ama öyle sorunlu dönemler var ki, bunları anlatmam halinde annemin yüzüne bakamaz hale gelmekten korkarım" demişti.
 
Dün sabah bazı kısımları yazılmamak kaydıyla bu tarihin etkileyici bir özetini yaptı bize.
 
Anladık ki, kuruluşundan itibaren başına gelen isimlerin aldığı pozisyona göre, kimi zaman Halkın inançlarına uygun hareket eden bir kurum olmuş, kimi zaman ise 'Devletinin Diyaneti' vasfına uygun düşücek şekilde insanların inançlarına zulmeden bir forma dönüşmüş Diyanet.
 
İşte bazı örnekler...
 
-Diyanet'in ilk başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün emriyle Türkçe namaz kıldıran cami imamını ertesi gün görevden almış, alabilmiş.
 
-Ömer Nasuhi Bilmen, 27 Mayıs darbecilerinin Adnan Menderes aleyhine hutbe okutma, fetva verme taleplerini redderek direnebilmiş.
 
-Süleyman Ateş, "Devletinin Diyaneti" ni halka açma çabasına girişince Taha Akyol'un başında bulunduğu Hergün Gazetesi'nde Zekeriya Beyaz imzasıyla 'Ermeni' kampanyası başlatılmış.
 
Bir böyle başkanlar var;
 
Bir de Doğu Perinçek'in arzusu ile cuma namazında Türk lirasının dolar karşısındaki faziletini anlatan hutbe okutan, 4 yıl boyunca bütün yetkilerini bir albaya devredip kurumu şirazesinden çıkartan, 30 bin camiyi imamsız bırakan Mehmet Nuri Yılmazlar var.
 
Ömer Nasuhi Bilmen'in ayrılmasından sonra 27 Mayısçıların  talepleri doğrultusunda "futbol oynamak ibadettir" "Vergi vermek zekat yerine geçer" diyerek devletinin diyaneti olmaya soyunanlar var.
 
Devlet gücüyle, asker komutuyla bütün dini gruplara savaş açan Diyanet İşleri Başkanları da var Diyanet ve tabi Türkiye tarihi içinde.
 
Ama toplama baktığınızda ortak nokta var.
 
O da şu: Diyanet bugün olduğu gibi ne zaman halkın inançlarıyla barışık bir tutum izlese, başındaki kişiler hep Görmez'in karşılaştığı türden kirli kampanyalara muhatap olmuş.
 
13 yıllık Ak Parti döneminde Diyanet, iki bakan tarafından cuma hutbesinde okutulması istenen iki talebi uygun olmayacağı gerekçesiyle reddetmiş.
 
Bunun dışında ne Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ne Başbakan Davutoğlu'ndan şöyle bir hutbe okutsanız diyebileceğimiz herhangi bir telkin bile gelmemiş.
 
Büyük bir alim, aynı zamanda irfan sahibi bir insan olduğuna şahitlik edeceğimiz Mehmet Görmez döneminde Diyanet'in itibarının halk nezdinde hiç olmadığı kadar yüksek bir noktaya geldiği bir gerçek.
 
İspatı da var.
 
Geçen yıl Konda'nın yaptırdığı bir ankete göre, toplumun yüzde 85 i, Diyanet'in çalışmalarından, hizmetlerinden memnun olduğunu söylemiş.
 
1965 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkanı İbrahim Bedrettin Elmalı Tunus Devlet Başkanı Burgiba'dan davet alınca bu ziyaret aylarca tartışma konusu olmuştu.
 
Bir Diyanet İşleri Başkanı nasıl olur da dini kıyafetiyle bir Arap ülkesine gidebilir? Diye.
 
Ziyaret gerçekleşmiş ama devamında da tartışmalar kesilmeyince ilk kez bir Diyanet İşleri Başkanı Bakanlar Kurulu kararıyla görevden uzaklaştırılmıştı.
 
Bugün aynı Diyanet, 40 Afrika ülkesinde örgütlenen bir yapıya dönüşmüş durumda.
 
Görmez'e kara çalmaya çalışanları rahatsız eden şeylerden biri de bu zaten.
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
tahir olgun 2 yıl önce

sn başkanım Allah yardımcın olsun it ürer kervan yürür bu milletin duası sizinle bunlar olacak çünkü meyve veren agaç taşlanır diyanet nerden nereye burda sn cumhurbaşkanında emeginin büyük oldugunuda biliyor bumillet milletin yanında olanlar birde karşısında olanlar var bu karşıtlık adem as ogullarında başladı ve mahşer sabahına kadar devam edecek yılmak yok mücadeleyedevam sn başkanım ....

Avatar
enver 2 yıl önce

Sayin tayyar altikulaç hocamizida unutmayalım.Belki bunu çoğunuz bilmiyordur.bir atama konusunda tehdit edilerek hatta silah çekildiğini fakat bunun adaletsiz bir atama olacağini söyleyerek reddettiğini BİLİYORMUYDUNUZ!

Avatar
dadaş 2 yıl önce

itler ürür diyanet yürür