Kalplerdeki nefreti söküp atmalıyız

Hırvatistan İslam Birliği Başkanı Aziz Efendi Hasanoviç ve beraberindeki heyet, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i ziyaret etti.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Bizim bedenlerimiz farklı yerlerde olsa da kalplerimiz ve ruhlarımız aynı gaye, aynı prensipler ve aynı güzellikler için çarpmaktadır” dedi.

İslam’ın içinden geçtiği zor süreçlere değinen Başkan Görmez, dünyanın birçok yerinde Doğu’da ve Batı’da Müslümanların çeşitli zorluklarla karşılaştığını kaydederek, son günlerde Avrupa’da camilere yönelik saldırı olaylarının ise nefret düşüncelerinin bir ifade biçimi olduğunu söyledi. Tüm dünyada bir İslamafobya endüstrisi oluşturulduğunu belirten Başkan Görmez, İslamofobyanın önce nefrete, sonra o nefretin düşmanlığa ve o düşmanlığın da giderek şiddete dönüştüğünü vurgulayarak şunları söyledi;

“Avrupa’da İslamofobya, önce nefrete sonra o nefret düşmanlığa ve o düşmanlık da şiddete dönüşüyor…”

Son aylarda gün yoktur ki, Batı’da bir camiye, bir Müslüman mabedine bir saldırı düzenlenmemiş olsun. Geçen hafta bir gün arayla İsveç’te cami yakıldı. Almanya’da neredeyse her gün, bir caminin önüne domuz kafası bırakarak nefret düşüncelerini ifade etmeye çalışıyorlar. Biz henüz İslamofobia konusunu konuşurken, o korku önce nefrete, o nefret düşmanlığa ve o düşmanlık da giderek şiddete dönüşüyor. Pek çok ülkede, insanlar, topluluklar ve hükümetler geriye doğru gidiyor. Ben Avusturya’nın İslamiyet’i kabul edişinin 100. yılında düzenlenen törene şeref konuğu olarak katılmıştım. Şimdi Avusturya bu yüz yıllık kazanımlarını ellerinden alacak bir yasa hazırlığı içerisinde. 12 Ocak’ta bu konuları konuşmak üzere Avusturya Kardinaliyle görüşmeye gideceğim.



“Biz nefrete nefretle karşılık veren bir dinin mensupları değil, biz bütün kötülükleri iyiliklerle ortadan kaldırmayı emreden bir dinin mensuplarıyız…”

Avrupa’da yaşananlar tabi Balkanlara da sirayet ediyor. Kosova, Arnavutluk ve çeşitli yerlerde üzücü hadiseler yaşanıyor. Bütün olumsuz gelişmelere bahane olarak da Suriye ve Irak’ta işlenen cinayetler gösteriliyor. Suriye’de işlenen bir cinayet, Avrupa’da yaşayan 30 milyon Müslümanın hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Onun için dini kurumların, İslam bilginlerinin, alimlerin işi çok zor. Bize düşen birinci görev, önce kalplere yerleştirilen bu nefreti nasıl ortadan kaldıracağımızı konuşmak olmalıdır. Biz nefrete nefretle karşılık veren bir dinin mensupları değiliz. Biz bütün kötülüklere iyilikle ortadan kaldırmayı emreden bir dinin mensuplarıyız.

“Bütün dini müesseseler iyilikleri çoğaltmak için çalışmalıdır…”

Hep birlikte Türkiye’de, Balkanlar’da, Avrupa’da bütün dini müesseseler işbirliği yaparak, iyilikleri çoğaltmakla meşgul olmalıdır. Karanlığa kızmak yerine bir mum yakmak gerekiyor. Bütün insanlığı bir ümmet olarak kabul eden bir İslam yorumu vardır. Ümmetin yarısına “ümmet-i icabet”, diğer yarısına “ümmet-i davet” denir. Yarısı bu daveti kabul etmiş bir ümmettir. Yarısı da bu daveti kabul etmeyi bekleyen bir ümmettir. Bu bakış açısıyla insanlığa bakma taraftarıyım.

Konuk Başkan Hasanoviç’in Avrupa’daki Müslümanların bir birlik içinde olmaları gerektiğine yönelik düşüncesini son derece önemli bulduğunu belirten Başkan Görmez, şöyle devam etti;



“Avrupa’da Müslümanlar, İslam kardeşliği çerçevesinde, birlikte güçlü bir dini temsil kurumunu oluşturmaları gerekiyor…”

Avrupa’daki Müslümanların birlik içinde olmaları son derece önemli bir düşüncedir. Burada Müslümanların ‘sen’ ‘ben’ kavgasına girmeden farklı ırklar, renkler vesaire bütün bunları bir tarafa bırakarak İslam kardeşliği içinde birlikte güçlü bir dini temsil kurumunu, makamını oluşturmalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Avrupa'daki Müslümanların en büyük sorunu çok dağınık olmaları, her bir ülkeye mensup Müslümanların kendi gettolarında yaşamaları ve birbirleriyle ilişkilerinin zayıf olmalarıdır. İstişarelerle işletilen, yönetimi seçimle belirlenen güçlü bir İslam birliğinin Avrupa’daki bütün Müslümanları kuşatması aslında hem Müslümanlar için hem Avrupa için hem de bütün insanlık için önemli bir projedir. Zaman zaman Avrupalı siyasetçiler bunu belirlemeye kalkıştılar; ama bu doğru değil. Bu siyasetçilerin yapacağı bir iş değil. Bu öncelikle Avrupa'daki bütün Müslümanların bir araya gelerek kendilerinin belirleyeceği bir şeydir. Bir de onlara yardımcı olan ülkelerin dini kurumlarının katkıları gerekiyor. Bosna Hersek, Arnavutluk ve diğer Balkan ülkelerindeki dini kurumların, Diyanet İşleri Başkanlığının bu noktada oradaki Müslümanlara bu desteği vermesi gerekiyor. Burada Cahiliye kalıntılarından kurtulmak gerekiyor Arap, Acem, Boşnak, Türk gibi bütün ayrımları ortadan kaldırarak Müslümanların bir araya gelerek bu birliği oluşturmaları gerekiyor.

“Müslümanlarla Hristiyanlar arasında insanî, ahlakî ve kültürel ilişkiler olur; ama tevhit ile teslis arasında diyalog olmaz…”

Papa Francis’in Diyanet İşleri Başkanlığına gerçekleştirdiği ziyarete de değinen Başkan Görmez, Papa ile yaptıkları görüşmede bu konuların da görüşüldüğünü ifade ederek, “Kendisine Müslümanlarla yeni bir ilişki başlatmayı isteyip istemediğini sordum. Çok istekli olduğunu gördüm. Ancak dedim ki “Müslümanlarla yeni bir ilişki kurmak istiyorsanız bu ‘Dinlerarası diyalog’ başlığı altında olmaz.” Bu kavramın içi boş toplantılarla tüketildiğini anlatmaya çalıştım. Bu konuda yeni bir dil yeni bir üslup ve yeni kriterlere ihtiyaç olduğunu ifade ettim. Müşterek komisyonlar kurarak birlikte yaşama ahlakı ve hukukunun kriterleri üzerinde bir çalışma yapılmasını önerdim” dedi. Müslümanlarla Hristiyanlar arasında insanî, ahlakî ve kültürel ilişkiler olur; ama tevhit ile teslis arasında diyalog olmaz. Yanlış yöntemlerle doğru ilişkiler kurulmaz.

“’Kudüs Kriterleri’ne bugün bütün insanlığın ihtiyacı var…”

Birlikte yaşama ahlakı ve kültürü son derece önemlidir. Papa ile görüşmemde ona, üç dinin mukaddes kabul ettiği Kudüs'ü merkeze alarak “Kudüs Kriterleri” başlığı altında yeni bir çalışma başlatmayı önerdim. Bu kriterler birlikte yaşama ahlakının, hukukunun kriterleri olmalı. Buna bugün bütün insanlığın ihtiyacı var. İnşallah hem Avrasya İslam Şurasının hem bütün diğer müşterek çalışmaların ortak konusu bu olmuştur ve başarılıncaya kadar da devam edecektir.

Hırvatistan İslam Birliği Başkanı Hasanoviç ise, Başkan Görmez’in davetinden dolayı son derece mutlu olduklarını belirterek Başkan Görmez’e bu görüşmeden dolayı teşekkür etti. “Burası bizim evimiz; biz böyle hissediyoruz. Biz burada çok mutluyuz. Size çok teşekkür ediyoruz” diyen Hasanoviç, İslam dünyasında yaşananlara temas ederek şunları söyledi;

“İslam dünyasında büyük fitne çıktı. Afganistan, Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan, İran her yerde bu fitne nasıl çıktı onu sordum. Bu ülkelerde, Pakistan’da, Suriye'de olanlar bizim için çok kötü. Sizin söylediğiniz gibi Avrupa’da bu tür olaylar çıkıyor. Ancak Hırvatistan’da şimdiye kadar böyle şeyler olmadı. Hırvatistan devleti ve İslam Birliği iyi işler yapıyor. Türkiye’nin birikim ve tecrübesi bizim için önemlidir. Bu anlamda Türkiye’nin bize yardım etmesi gerekir. Avrupa’da en çok Türkler bulunuyor. Diyanet’in bu tecrübesinden faydalanmak istiyoruz” dedi. Ziyaretin ardından İslam Birliği Başkanı Hasanoviç, Başkan Görmez’i Hırvatistan’a davet etti.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol