Kur’an kurslarında okuyan öğrenciler teröre bulaşmamıştır
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Kur’an kurslarımızda okuyan bir tek öğrencimizin teröre bulaşmak için bir yola girdiğine şahit olmadık…” dedi. Bu açıklama Diyanet personelinin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesidir. İşte o açıklama...

Kur’an kurslarımızda okuyan bir tek öğrencimizin teröre bulaşmak için bir yola girdiğine şahit olmadık. Burada bir kadim medrese hayatı var. Bu kadim medrese hayatını saptırmak ve başka amaçlara kullanmak için birtakım emellere şahit oluyoruz. Oralarda yanlış yapılmaması, oralarda doğru şeylerin öğretilmesi için çalışmalarımızı artırmamız gerekiyor. Buralardan yetişen bazı insanlar Diyanet bünyesinde görev yaptı. Bizim o kazandığımız insanların büyük bir kısmı şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bu topraklarda birliği yeniden inşa etmek için çok yoğun bir çaba içerisindedirler. Cizre’de, Nusaybin’de, Silopi’de, Silvan’da, Sur’da, İdil’de, Dargeçit’te travmalar yaşandığını görüyoruz. Bu travmaların kalıcı olmaması ve terörün tahrip ettikleri ruhları tamir etmek için çok daha müşfik ellere ihtiyaç var. Toplum olarak seferber olmamız gerekiyor.


“Bizim yokluğumuz başka dünyada mazlumların çoğalması anlamına gelir…”



Biz tarihte çok büyük medeniyetler kurduk ve o medeniyetleri kaybettik. Endülüs medeniyetini kaybettik, Maveraünnehir’de muhteşem bir medeniyet kuruldu o medeniyet kayboldu. Afrika’da Müslümanlar nice medeniyetler kurdu, sömürgelerle yok oldu. İslam medeniyetinin daha sonra bu kadim merkezlerine adeta büyük saldırılar başladı, bunları da kaybettiğimiz zaman insanlık çok şey kaybeder. Bütün bunları ihya edecek güç, bizim milletimizde, tarihimizde ve kültürümüzde; öncelikle bunu dikkate almamız lazım. Yani bizim yokluğumuz başka dünyada mazlumların çoğalması anlamına gelir. Bunu dikkate alarak bizim birbirimize çok daha sahip çıkmamız lazım. Aramızdaki bütün ayrılıkları-gayrılıkları ortadan kaldırmamız lazım. Birlikte yaşama hukukunu yeniden hayata geçirerek, kardeşliği bir edebiyat olmaktan çıkarıp bir ahlaka ve hukuka dönüştürerek birbirimizin yaralarını sarmak için seferber olmamız lazım. Türk, Kürt, Arap üzerinden yahut Alevi-Sünni üzerinden, ırk ayrımı üzerinden, mezhep ayrımı üzerinden en küçük bir ima bile bu topraklarda hepimizin ayıbı olmalı, ona hiç kimse tenezzül etmemeli. Ve biz birbirimize değer vererek bu topraklarda yeniden o birliği, beraberliği, kardeşliği inşa etmeliyiz diye çağrıda bulunmak isterim.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol