Kutlu Doğum Finali Konya'da Duygulu Anlar Yaşattı
Kutlu Doğum Haftası Final Gecesi Konya’da yapıldı
 
 
Konyalıların yoğun ilgi gösterdiği programa katılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, salonu dolduran yaklaşık 15 bin kişiye, Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı konulu bir konferans verdi.
 
Kutlu Doğum Haftasının sıradan bir hafta ve mevlidi nebinin alternatifi olmadığını kaydeden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Kutlu Doğum Haftası sadece bir doğum günü kutlaması değildir. O büyük doğumun getirdiği rahmeti insanlığa taşımak için, insanın yüreğinde var olan muhteşem sevgiyi bir ilim sofrasına, irfan mektebine, hikmet sofrasına dönüştürmek için, yaşanan bir ahlaka dönüştürmek için bu toprakların insanlarının çeyrek asırdır kutladığı bir haftadır” dedi.


 
İslam Peygamberinin sadece bir gül peygamberi ve sevgi peygamberi olmadığını aynı zamanda bir adalet ve özgürlük Peygamberi, rahmet ve hikmet peygamberi olduğunu belirten Başkan Görmez, O’nun alemlere rahmet olarak gönderildiğini bütün insanlığa duyurmak için kutlanan bir hafta olduğunu belirtti.
‘Hz. Peygamberin rahmet yüklü mesajını insanlığa taşımak için anmaktan anlamaya anlamaktan yaşamaya geçmek için başvurduğumuz bu büyük fırsatı başka şekillerde yorumlamak asla doğru değildir’ diyen Başkan Görmez’in konuşmasından önemli satır başları şöyle;
 
“İnsanlığın hepimizi taşıyan gemiyi delmeye başladığı için ‘Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı’ dedik…”
 
Kutlu Doğum haftalarını her yıl bir temayla kutlayıp, bazı değerleri ön plana çıkartıyoruz. Bu yıl Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı üzerinde duruyoruz. Beş sebeple bu konu üzerinde duruyoruz. Çünkü insanlar ortak evimiz ve yurdumuz olan kainatı bozmaya başladı. İnsanlar birlikte yaşama ahlakını kaybetmeye başladı. İnsanlık birbirine zulmediyor, insanlık hepimizi taşıyan gemiyi deliyor. Kainat ve tabiat insanlığı taşıyamamaya başladı.



 
“Hz. Peygamberin yeryüzüne getirdiği hak, adalet, barış, ahlak ve hukuk anlayışını yeniden ihya etmeye ihtiyacımız var…”
 
İslam coğrafyasından, Bağdat’tan, Şam’dan, Kahire’den, Yemen’den, Libya’dan bütün İslam coğrafyalarından ateşler yükseliyor. Müslümanlar birbirlerini katletmeye başladı. Resulü Ekrem’in yeryüzüne getirdiği hak, adalet, barış, ahlak, hukuk ile yeniden bir arada nasıl yaşayabiliriz, bunu yeniden nasıl inşa ve ihya ederiz? Bunun gayreti içindeyiz.
“Bazen bütün ülkelerin sorunlarıyla uğraşıyoruz ancak kendi beden ülkemizi unutuyoruz…”
Son olarak bir zaafımıza işaret etmek istedik. Biz Müslümanlar bazen bütün ülkelerin sorunlarıyla uğraşırız ancak kendi beden ülkemizi unuturuz. Bütün ülkelerin sorunlarını çözmeye çalışırız ancak beden ülkemizin kalbini unuturuz. Kalbimizi yeniden hatırlamak için birlikte yaşama ahlakı ve rahmet peygamberinin bize kazandırdığı güzel hasletleri yeniden ifade etmek istedik. Bütün dünyaların sorunlarının omuzlarımıza alırız, gönül dünyamızı unuturuz. Gönül dünyalarımızı ihya etmeden dünyaların sorununu çözemeyiz bu yüzden birlikte yaşama ahlakı ve birlikte yaşama hukuku dedik.
 
“Hz. Peygamberin insanlığa bıraktığı ilkelerden en önemlisi merhamet merhamet merhamet…”
 
Birlikte yaşama ahlakı konusunda Peygamberimizin insanlığa bıraktığı ilkelerden bazılarını hatırlatmak istiyorum. Bir tanesi merhamet merhamet merhamet… Öncelikle yüce rabbimizin onu tarif etmek için seçtiği kelimenin rahmet… Ama o rahmet 14 asır önce Mekke Medine sokaklarını dirilten rahmet değil, bütün alemlere gönderilen bir rahmettir. Onun getirdiği rahmeti ilişkilerimizde merhamete dönüştürmediğimiz zaman onun rahmetine iman etmiş olmayız.



 
“Bugün insanlık kibrin cenderesinde kıvranıp duruyor…”
 
İkincisi tevazu tevazu tevazu… Kim kibirli olursa Allah onu alçaltır, kim mütevazi olursa Allah onu yüceltir. Bugün insanlık kibrin cenderesinde kıvranıp duruyor. İnsanlar kibirlerini yenemiyorlar. Oysa efendimiz tevazunun en büyük sembolü olmuştur.
 
“Hz. Peygamber hep affedici olmuştur…”
 
Üçüncüsü affetmek affetmek affetmek… O hep affedici oldu. Mekke’yi fethettiğinde onu Mekke’den kovanları, savaşlarda onu yok etmek isteyenleri toplamış ve onlara şöyle hitap etmişti, ‘Bugün size kınama yoktur, hepinizi affediyorum’ buyurmuştur.
 
“Kendisine güvenilmeyen insan hakiki mümin olamaz…”
 
Birlikte yaşama ahlakı için getirdiği en önemli kriterlerden birisi emanettir. Kendisine güvenilmeyen insan hakiki mümin olamaz. Asıl mümin kardeşinin elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Peygamberlik gelmeden önce ona el emin denilmişti.
 
“O, milletler arasındaki ilişkiyi barış ve adalet, Müminler arasındaki ilişkiyi ihsan, insanla kainat arasındaki ilişkiyi de merhamet üzerine kurmuştu…”
 
O milletler arasındaki, ülkeler arasındaki, kavimler arasındaki ilişkiyi adalet, barış, bilişme ve tanışma üzerine kurmuştu. Müminler arasındaki ilişkiyi ihsan üzerine kurmuştu. Farklı dinler, kültürler ve medeniyetler arasındaki ilişkiyi hak üzerine kurmuştu. Müminler arasındaki ilişkiyi yine Medine’ye hicret ettiği günden itibaren ensar ve muhaciri kardeş kılarak kardeşlik hukuku üzerine bina etmişti. Aile kurumunda ilişkiyi rahmet ve meveddet üzerine kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkiyi iffet, izzet, nezahet ve nezaket üzerine kurmuştu. İnsanla bütün kainat ve mahlukat, bütün canlılar arasında ilişkiyi şefkat ve merhamet üzerine kurmuştu.
 
“Onun sünnetini yaşamak, Onun gibi bir kul, evlat, baba, komşu, dost, kardeş olabilmektir…”
 
Onun sünnetini hepimiz biliyoruz. Onun sünneti denildiği zaman sadece şekli bazı unsurlar geliyor aklımıza. Oysa asıl sünnet onun gibi doğru, dürüst, ahde vefa gösteren olabilmektir. Onun gibi bir kul, evlat, baba, komşu, dost, kardeş olabilmektir. Onun sünnetlerini kalplerimize taşımaktır. Muhteşem bir Peygamber sevgimiz var millet olarak. Yüreklerinizde var olan o muhteşem sevgiyi hayata taşımak gerekir. Allah yüreklerinizdeki o sevgiyi eksiltmesin. 




 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol