Kutlu Doğum Haftası Açılış Programı
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "Bugün belki de uygarlığımızın en büyük eksikliği, küresel ölçekte içtenlikle samimiyeti kaybetmesi, sahicilik ve tabiilik yerine, suni, yapmacık ve gösterişçiliği ikame etmesidir"" dedi.
 
Görmez , Diyanet İşleri Başkanlığınca, Arena Spor Salonu'nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de katılımıyla düzenlenen Kutlu Doğum Haftası'nın açılış programında, samimiyetle ilgili ayetleri okuyarak başladığı konuşmasında, dinin milletin ortak değeri olduğunu ve bu milletin İslam peygamberi Hz. Muhammed'e ihtiram ve saygısının yüz yıllardır bu topraklarda yaşatıldığını belirtti.
 
Çocuklara en çok onun adının verildiğini, tören ve merasimlerin ona selamla açıldığını ve vatanı savunan kahramanların onun ismiyle anıldığını aktaran Görmez, peygamberin doğduğu günün, her sıkıntıdan çıkarken milletin yeniden doğuşunu temsil ettiğini ve bunun için milli mücadelenin sonunda TBMM'nin Kutlu Doğum Haftası'nın ilk cumasına denk getirilip bütün yurtta hatimler ve mevlid-i şeriflerle açıldığını hatırlattı.

 
Görmez, Kutlu Doğum'un, köyden kente, yurt içinden yurt dışına binlerce etkinlikle kutlandığını bildirerek, bilgi, iman ve kültür atmosferine dönüşen haftayı, Hz.Peygamber'i anlama, onun ahlakını öğrenme ve rehberliğini kavrama için vesile gördüklerini vurguladı.
 
Bu yıl, hafta boyunca "Hz. Peygamer, Din ve Samimiyet" başlığının ele alınacağını belirten Görmez, "Neden samimiyet? Zira bugün ihlas ve samimiyetin ne olduğunu unuttuğumuz, yapaylığın ve gösterişin egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bugün belki de uygarlığımızın en büyük eksikliği, küresel ölçekte içtenlikle samimiyeti kaybetmesi, sahicilik ve tabiilik yerine suni yapmacık ve gösterişçiliği ikame etmesidir" diye konuştu.
 
-"Dindarlığımızın içtenliği azaldı"
 
"Hayata egemen olan yapaylığı dine de bulaştırdık" ifadesini kullanan Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Dinimize dünyalıkları yamadık. Dindarlık algılarımızı ve ölçülerimizi yapay hale getirdik. Din dilinin gönülden uzak yapay hale gelmesine hepimiz göz yumduk. Hakikatin tercümanı safdilli olmamız beklenirken ne yazık ki hakikatin temsilcisi olmak üzerinden kendimize ayrıcalıklar devşirmeye başladık. Üzülerek belirtmek isterim ki bugün dindarlığımızın içtenliği azaldı. Dini hayatta bile yüzeysellik ve görsellik yüceldi. Söz düştü, imaj yükseldi, bizim programımız da bunun bir göstergesi olmuştur. İmajları sığınak haline getirdiğimiz bir dünyada en önemli konu sözü kurtarmaktır. Kurtarılacak sözün başında da Allah'ın kelamı, Hz. Peygamber'in sözü gelmektedir çünkü sözü kurtarmak aynı zamanda insanlığı kurtarmaktır."
 
Hz. Muhammed'in samimiyetle ilgili hadislerini aktaran Görmez, İslam dünyasının zor bir süreçten geçtiğine de işaret ederek, şunları söyledi:
 
"Dil, ırk, mezhep, grup ve siyasal tercihlerle kamplara bölünmek ve çatışmanın derinleştirilmek istendiği, vahdetten, birlikten ve beraberlikten bahsetmenin bile anlamını yitirdiği bir dönemdeyiz. Her tarafta kan ve gözyaşı, umutsuzluk hakim. Her türlü çıkar kaygıları bir tarafa bırakılarak, birlikte yaşamanın hukukunu ve kardeşlik ahlakını her vicdan samimiyetle istemeli ve bunu tesis etmek için çaba sarfetmelidir. İslam dünyasında yaşananlar çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize umut vadetmiyor. Bu halimize bakanlar İslam'ın barış dini olduğu konusunda tereddütler yaşıyor. Kur'an bize 'ancak inananlar kardeştir' diyor, bizler ise başkalarının elindeki silahlarla kardeşlerimizi öldürüyoruz. Kur'an bize 'Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, tefrikaya düşmeyin' diyor, bizlerse elimize aldığımız iplerle boğacak insan bulmak için suni tefrikalar vadediyoruz. Sevgili peygamberimiz kardeşlerin bireysel günahlarını örtmeden bahsediyor bizler ise hanelere tecavüz ediyor, tecessüs ediyor ve hiçbir ahlaki kural tanımıyoruz. Sevgili peygamberimiz bizden yardımlaşmayı, dayanışmayı, rızkımızdan infak etmemizi istiyor, bizlerse kardeşlerimiz açlıkla yoklukla pençeleşirken mal ve servet biriktirerek güç elde ediyoruz. Kur'an bizden akletmemizi, bilgili ve hikmeti elde etmemizi istiyor, bizler ise başkanının bilgisiyle yetinerek, akıllarımızı başkasına teslim ederek insanın bu yolla istismarına seyirci kalıyoruz. Kur'an 'emaneti ehillere verin' diyor, bizler ise ehliyete ve liyakate bakmaksızın mensubiyet duygularıyla adam kayırıyor, nüfuz kullanıyor pek çok kimsenin hakkına ve hukukuna tecavüz ediyoruz."
 
Görmez, dinin ölçüsünün samimiyet olduğuna dikkati çekerek, yeniden kenetlenip ensar ve muhacir kardeşliğinin, dostluğunun yaşanması çağrısında bulundu.
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol