Mehmet Görmez'i böyle tarif etti
Cumhuriyet Dönemi Düşünce, Fikir ve Sanat Adamlarımızdan, Yaşayan Bilge Sezai Karakoç "Kaymayıversin ayağı bir toplumun" der
Gerçekten de bir toplumun ayağının kayması, o toplumun felaketi anlamına gelmektedir.

Hele bu toplum büyük bir tarihi geçmişe, büyük bir uygarlık geleneğine sahipse, düşerken çıkardığı ses bile dünyayı yerinden oynatıyor. 

Bizim toplumumuz da ayağı kayıp düşen büyük toplumlardan biridir; 200 yıl kadar önce ayağı kaymaya başladı ve rahmetli Sultan Abdülhamit'le birlikte düştü. 

O gün bugündür Dünya yerinden oynamış, dengeler bozulmuş, mazlumların, şu fani dünyada tutacak dalı kalmamıştır, nerede mazlum varsa orada kan akıyor bir asırdan beridir. 

Bizi ise; binlerce kilometre toprak kaybettik ve adeta bir yarımadaya, Anadolu'ya hapsolduk.

Sonra sanatta, edebiyatta, tarihte, bilimde, sosyolojide, siyasette... bazı adamlar geldi ve bu toplumu silkeleyip derin kış uykusundan uyandırdı. Son 14 yıldan beridir de ayağa kalkmaya çalışıyoruz. 

Pekâlâ, İnsan neyini ya da nelerini kaybederse düşer?

Kendisine verilmiş en büyük iki nimetinden birini veya ikisini kaybederse düşer.

Bu iki büyük nimetten biri, tıpkı insan için olduğu gibi, toplumlarda da iman ve sağlıktır 
Bizim İman nimetimiz zedelendi, tahriş edildi ve ardından akıl sağlığımızı da kaybettik. 

Kaybettik ve düştük.

Yine Cumhuriyet Dönemi kültür ve gönül adamlarımızdan Fethi Gemuhluoğlu der ki ; "İnsan düştüğü yerden ayağa kalkar"
Şimdi, düştüğümüz yerden ayağa kalkmaya çalışıyoruz. 

Bu toplumu ayağa kaldırma konusunda ilk kez bu kadar kararlı olan cesur ve samimi bir lider, Recep Tayyip Erdoğan ve O'nunla birlikte bir ekip geldi.

Bu ekibin içinde güzel bir adam daha var.

Tırnaklarından ter fışkırıncaya kadar, kutlu dinimizin diriltici soluğunu mezra mezra, köy köy, belde belde, şehir şehir ulaştırmaya çalışan mübarek bir adam.

Bir bakıyorsunuz, besmele ile Fatiha'lar ile dualar ile küresel projelerimizin açılış butonuna basıyor.

Bir bakıyorsunuz, yarası taze şehit yakınlarımızın yarasını sarıyor, yetimlerinin başlarını okşuyor.

Bir bakıyorsunuz, öksüz bebeklerin, şefkate ve merhamete susamış dudaklarına süt ve su veriyor.

Bir bakıyorsunuz, zulmün pençesinden canını kurtarıp, topraklarımıza sığınmış Arap, Türkmen, Kürt, Ezidi mültecilere ve Nusaybin'de, Sur' da, Şemdinli'de, Cizre'de, Silopi'de bir kahpe hainlik tarafından evleri, yurtları ve yuvaları tarumar edilmiş kardeşlerimize Medine Ensar’ı olmuş ekmeğimizi suyumuzu barınağımızı paylaştırıyor.

Sanıyorum, bütün bir dünya mazlumlarına kucak açıp, zalimlere karşı çıktığımız şu sıralarda Hoca'nın, manevi bir lider olarak meydanlara çıkmasına çok ihtiyacımız varmış ve hepimizi motive ediyor. 

Hoca, "Namaz Allah'la sohbettir" diyerek gençlerin önüne geçip, onlara namaz kıldırıyor, “ Adeta İslam’ın genleri ile oynandığı " bir süreçten geçtiğimiz tespitini ve "Bütün medeniyetlerde, Üniversite mabetlerden çıkmıştır" hatırlatmasını yaparak, kurulan tuzaklara karşı gençleri uyarıyor.

Mehmet Görmez Hoca, omzunda kırbası, kolunda su testisi ile; tıpkı muharebe meydanında yaralı düşmüş Gazi' lere su yetiştirmeye çalışan ermişler gibi bir o yana, bir bu yana koşturuyor.

O'nu bazen; Rus Emperyalizminin asimile edip kuruttuğu Balkan' larda, Kafkasya'da, Orta Asya'da ki Kardeşlerimizin kurutulmuş topraklarını sularken bazen, Afrika ve Ortadoğu'da, Batı Emperyalizminin kanını emdiği çatlamış çöl topraklarına su verirken görüyorsunuz.
 
Mehmet Görmez Hoca; ellerinde Kur'an’ ın şifa kaynağı ve diriltici nisan yağmurları, dilinde Kur'an Güneş'inin aydınlatıcı ve ısıtıcı soluğu ile dünyanın dört bir yanına diriliş tohumları eken çağdaş bir seyyah, bir ermiş gibi adeta.


O'nu makamında, protokollerde sağa sola gülücük dağıtan bir devlet memuru olarak değil, bir dava adamı, sancısı olan bir Müslüman ve kavi iman sahibi bir Mücahit kişi olarak görmekteyiz. 

Eminim, coğrafyamıza her yönden saldıran günümüz batıcı emperyalistleri, koloni güçleri ve içimizdeki ihanet kolları hedeflerine, Diyaneti ve O'nun Başkan'ı Sayın Mehmet Görmez Hoca'yı da bu sebeple koydular. 

Olsun, yeter ki O, Taif' te taşlanan Kutlu Nebi'nin izinde yürümeye, taşlanmalara göğüs germeye, Diyanete Başkan olmaya ve diriliş tohumları serpmeye devam etsin, bu milletin kahir ekseriyetinin yüreği, O'nun yüreği ile birlikte atmaya devam edecektir. 
 
Kaynak: Haber7.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fatih çakmur 10 ay önce

gerçekten mülakat sınavları ile atama yaptığı müddetçe veabli büyük olacak