Mehmet Görmez, "Takvim farklılığı kainat ayetlerinin okunamamasındandır"
Ülke TV ekranlarından canlı olarak yayınlanan ‘Aslında Ne Oldu’ programında Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, "Müslümanların neden bu halde olduğunun önemli göstergelerinden biri takvim farklılığıdır…” dedi.

Biz Müslümanlar neden bu halde olduğumuzun önemli göstergelerinden biri takvim farklılığımızdır. Maalesef öyle zamanlar oldu ki, aynı camide Müslümanlar iki defa bayram namazı kıldılar. Aynı şehirde mahalleler farklı bayramlar yaptı, ramazana farklı günlerde başladılar. Müslümanların azınlık olarak yaşadığı yerlerde daha büyük zorluklar yaşadı. 50 sene mücadele ettiler ‘bize bayramlarımızı tatil olarak verin’ diye. Bunu elde ettiler. O ülkeler sordular ’Bize tatil olarak istediğiniz günün takvimini verin’ diye. Mısırlı başka bir gün verdi. Suudlu başka bir gün verdi. Türk başka bir gün verdi ve hep birlikte mahcup oldular. Bu mahcubiyetten ümmeti kurtarmak için Diyanet İşleri Başkanlığı aslında kadim zamanlardan beri çalışır. 1979 yılında İstanbul'da ‘Ru’yet-i Hilal Konferansı’ düzenleyerek o zaman en azından birkaç yıl birlikteliği sağlayabilmiş ancak sürekliliği sağlayamamış. Biz 2013 yılında İstanbul'da tekrar bütün İslam bilginlerini, bütün İslam dünyasını bir araya getirdik. Bu konuyu yeniden nasıl ele alacağımızı konuştuk. Bir hazırlık toplantısı yapıldı. Bu toplantıdan sonra biz astronomi âlimlerinden ve fıkıh alimlerinden oluşan bir ilmi heyet kurduk. Bu ilmi heyet 3 sene çalıştı. 3 sene sonra bütün İslam dünyasıyla da görüşerek bütün farklı düşünceleri ikiye indirdi. Birisi, tekli takvim sistemi diğeri ikili takvim sistemi. İkili Takım sisteminin sebebi özellikle Amerika kıtası, aradaki büyük saat farkından dolayı bir yerde gündüz bir yerde gece olduğu için bu sebeple gündeme geldi. Ama astronomi alimleri ve İslam fıkıh alimleri aslında tekli takviminde mümkün olabileceğini söylediler. Biz bunu daha çok önemsedik.

“Takvim farklılığı tartışması Kur'an ayetlerinin lafızları üzerinde dururken kainat ayetlerini okuyamamaktan doğan bir tartışmadır…”

Takvim farklılığı tartışması Kur'an ayetlerinin lafızları üzerinde dururken kainat ayetlerini okuyamamaktan doğan bir tartışmadır. Allah buyuruyor ki; ’Ben Ay’a ve Güneş’e bir hesap koydum. Siz o hesabı tespit edin’ buyuruyor. Peygamberimiz buyuruyor ki ‘Ay ve Güneş Allah'ın iki ayetidir’ diyor. Biz Kuran'daki o ayeti okuyoruz ama kainatı ihmal ediyoruz, kainatı unutuyoruz. Zannediyoruz ki sadece Kur'an ayetlerden ibaret. Halbuki kainat ayetlerden ibaret. ‘Güneşin doğuşuna yakın kalkın namaz kılın’ diyor Allah. Biz kalkıp Güneş’in hareketlerini tespit edip namaza durmuyoruz. Saate bakıp namaza duruyoruz. O zamanın tekniklerine göre yere çubuğu dikersiniz gölgesi iki kat olduğunda ikindi namazını kılarsınız. Biz şimdi öyle yapmıyoruz saate bakıp ikindi namazını kılıyoruz. Saat nasıl keşfedildi? Rabbimizin kainata yerleştirdiği o ayetleri okuyarak oradan yaptığımız çıkarımlarla tespit edildi. Bunlar birbirine alternatif ayetler değil. Kuran'ın ayetleri kainat ayetlerinin tercümesidir. Biz onları okuyup onları ihmal ettiğimizden kaynaklanıyor. Bütün sebep buradan kaynaklanıyor. Sebep metodolojiktir. O kainat ayetlerini okumayıp, ‘Ben onu tanımıyorum, oradaki verileri ben bilgi olarak kabul etmiyorum. Ben gözüme inanıyorum. Ben sadece yüksek tepelere gider çıplak gözle görerek bu ibadeti yaparım. Tıpkı Peygamberimizin zamanında olduğu gibi’ demekten kaynaklanıyor. Halbuki oradan bugüne çok şey değişti. Bunu da biz değiştirdik. Yeryüzüne astronomi ilmini takdim eden Müslüman alimler oldu. Uluğ Bey rasathaneyi kaç asır önce kurdu. İstanbul’da bütün camilerin avlusunda bir muvakkithane olmuştur.

“Suriye’de ayetleri yanlış anlayarak, birbirlerini öldürmeye dair hükümler çıkarmak ne kadar metodolojik problemse takvim farklılığı da öyle metodolojik problemdir…”

Yanı başımızda Suriye’de Bedir, Uhud, Hendek savaşlarıyla ilgili ayetleri yanlış anlayarak, doğru okumayarak oradan birbirlerini öldürmeye dair hükümler çıkarmak ne kadar yanlışsa, ne kadar metodolojik problemse bu da öyle metodolojik problemdir. Bu düşünce yapısı aynı parametrelerden kaynaklanıyor. Aynı yanlış noktalardan kaynaklanıyor. Ru’yet’i sadece görmek olarak tanımlıyor oysaki Ru’yet doğru bilmek demektir. Mühim olan o doğru bilgi. Aya çıktığımız bir zaman diliminde, güneşin, ayın, yıldızların, gezegenlerin, dünyanın hareketlerinin saniye saniye tespit edildiği bir zaman diliminde ‘Yok ben bunları tanımıyorum’ dersen problem çıkar. Bu toplantıda ilk defa bütün alimler bunu tartışmadılar. Dediler ki, ‘Hepimiz artık biliyoruz ki, astronomi ilminin verileri İslam’a göre de yakini bilgi ifade ediyor’ dediler.

“Kongre, Diyanet’e 10 yıllık uluslararası tekli takvimi basıp dünyaya dağıtma görevi verdi…”

Bilim komisyonu iki görüşü götürmüştü. Birisi ikili takvim, diğeri tekli takvim. Önemli tartışmalar oldu. Son gün biz görüşleri oyladık. Artık dünyaya mahcup olmayalım diye. İttifak hasıl oldu. Sorun tamamen çözülmedi. Siyasi iradelerin de büyük görevi var. Bu kongrenin neticelerini takip etmek için bilim komisyonu kurduk. Bu kongre, Diyanet İşleri Başkanlığına önümüzdeki 10 yıl için uluslararası tekli takvim basıp dünyaya dağıtma görevi verdi. Bir yandan da bu kararı bütün İslam dünyasına bildirme görevini verdi. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla ilim heyeti bu ittifakı aynı zamanda sayın Cumhurbaşkanımıza takdim edecek ve İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde de bu konunun son kez gündeme gelecek ile nihayete ermesi beklenecek inşallah.

Kaynak: Dinihaberler.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.