Mehmet Görmez'in bayram hutbesi kamuoyunda yankı uyandırdı
Namaz Gönüllüleri Platformu ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işbirliği ile üçyılda beşinci bayram namazını da Sultanahmet Camii’nde on binlerin katılımı ile eda ettik elhamdülillah. Peygamberimizin (s) ümmetine miras bıraktığı bayram namazlarını Musalla’da büyük kalabalıklarla kılma sünnetini ihya etmek amacıyla üç yıl önce başlattığımız bu uygulama mümin gönüllerde karşılık buldu, gelenekleşti ve Sultanahmet Camii de bu güzel geleneğin adeta bir simgesi haline geldi. Cemaatin neredeyse üçte birini teşkil eden farklı ırk, renk ve dillerden Müslüman kardeşlerimiz de ülkelerinde alışık oldukları Musalla’da bayram namazı geleneğini yaşamak için Sultanahmet’e yoğun ilgi gösterir oldular. Böylece Sultanahmet,ümmetin temsilcilerinin yılda iki kez buluştukları bir kutlu mekâna dönüştü. Öyle ki, Sultanahmet’te bayram namazı kılan kardeşlerimizin birçoğu,kendilerini adeta Mekke, Medine veya Kudüs’te gibi hissettiklerinisöylediler... Bir kardeşimiz, 83 yaşındaki babasının, “Beni her bayramda Sultanahmet’e getirmezsen hakkımı helâl etmem” dediğini, bir diğer kardeşimiz ise, 13 yaşındaki oğlunun “Babacığım, ne olursun, her bayramda beni buraya getir” diye yalvardığını aktardı...
 
Namaz Gönüllüleri Platformu olarak dua ve niyazımız, Sultanahmet’teki coşkulu bayram namazı geleneğinin bütün şehirlerimize yayılarak, insanımızın İslâmî kökleriyle yeniden buluşmasına katkı sağlamasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu amaçla bütün müftülüklerimize gönderdiği “her şehrin en büyük camiinde ‘ailece’ bayram namazı kılınması”talimatının da hayata geçirilmesini bekliyoruz. Sivas Müftümüz başta olmak üzere bu uygulamayı başlatan diğer müftülüklerimizi de tebrik ediyoruz.
 
Sultanahmet’te Bayram Namazı geleneğinin en büyük mimarı elbette Diyanet İşleri Başkanımız saygıdeğer Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızdır. Birbirinden güzel bayram hutbeleri ve o nadide kıraati ile üç senedir İstanbulluların ve gerek ülkemizin farklı yörelerinden, gerekse de dünyanın dört bir yanından gelen Ümmet-i Muhammed’in temsilcilerinin gönüllerini titreten Görmez hocamız, bu seneki bayram hutbesinde yine çok önemli mesajlar verdi. Bu muhteşem hutbenin tamamı için tıklayınız
 
“...Bugün, aynı dinin, aynı inancın neşesinde yüreklerimizi birleştireceğimiz, kardeşliğimizi güçlendireceğimiz, kırgınlıklarımızı onaracağımız gündür... Bugün en büyük sadaka sevinç vermektir; Bugün evlerden evlere, ülkelerden ülkelere, kıtalardan kıtalara sevgi, merhamet ve iyilik taşıyacağımız gündür... Biliyorum, sevinçlerimiz gölgelidir. Zira biz bayram yaparken İslam ümmeti acılar içinde kıvranmaktadır. Ne yazık ki bu bayramı da buruk geçiriyoruz. Biliyorum, kalplerimiz mahzundur. Zira biz bayram yaparken bayramı bayram gibi yaşayamayan, silahların gölgesinde hayat mücadelesi veren mazlum, mağdur ve mahzun kardeşlerimiz var. Biliyorum, yüreklerimiz buruktur. Zira biz bayram yaparken, İslâm diyarlarında yerlerinden yurtlarından edilmiş, ölüm korkusuyla evlerini terk etmiş insanlar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, mülteciler ve kimsesizler var. Ancak bugün bize düşen, yangın yerine dönen yüreklerimizi her şeye rağmen bayram neşesiyle canlandırmak, mamur eylemektir. Bugün bize düşen, Ramazan’da iftar sofrasında katledilip bayramı göremeyen kardeşlerimiz adına da bayramı hakkıyla eda etmektir... Bugün İslam âlemi olarak bize düşen, yüreklerimiz mahzun olsa da bayramımızın hakkını vermek ve onu mahzun göndermemektir...
 
“Eğer bugün, bu bayram sabahında, Sultanahmet Camii’nin minberinden nefesim yetip sesimi tüm yeryüzüne duyurabilseydim bütün insanlara şöyle seslenmek isterdim: Ey insanlar!... Hepimiz Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın çocukları değil miyiz?... O halde nedir birbirimizden alıp veremediğimiz?... Eğer kalbimin dili olup da sesimi aynı dini, aynı imanı, aynı sevdayı paylaştığım; aynı rükûa eğildiğim, aynı secdeye kapandığım, aynı kıyama durduğum, aynı kıbleye yöneldiğim Müslüman kardeşlerime duyurabilseydim... mezhebini, meşrebini, ırkını, ideolojisini rahmet dini İslâm’ın önüne geçirme tuğyanına kapılan kardeşlerime, şöyle seslenmek isterdim: Ey asabiyetini insanlığının ve Müslümanlığının önünde tutanlar! Ey mezhepçilik, hizipçilik, etnik kimlik asabiyetiyle birbirine düşman olanlar! İman ettiğimiz Resulümüz Muhammed Mustafa “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez” buyurmadı mı?...”
 
“...Ey âlimler! Ey bilginler! Ey Arifler! Nefsimi de katarak söylüyorum... Sizlerin görevi, ümmete rehberlik yapmak iken nasıl oldu da Müslümanlar arasındaki kavgada taraf oldunuz?... Bugün coğrafyamızın en şen’î cürümlerini dini öğretilerle temellendiren kan dökme heveslisi insanlık düşmanlarının yaptıkları cinayetlerde sizin verdiğiniz gayesiz, mesnetsiz heva ve hevese dayanan indi fetvaların, sözüm ona cihat çağrılarının hesabını nasıl vereceksiniz?...”

 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
garip 1 yıl önce

Bu mehmet gormezi görmek istemiyorum vekil imamların hakkını yediği için bundan öte tarafta şikayet çi olucam

Avatar
Rabia akyildiz 1 yıl önce

Size bu satirlari konusturan rabbime sukurler olsun