Mehmet Görmez'in Tarihi Kudüs Hutbesi
Müminlerin velisi Allah’a hamd olsun.
 
 Sabredenlerin yardımcısı Allah’a hamdolsun. 
 
 Müttaki müminlerin destekçisi Allah’a hamd olsun.
 
 Zorbaları ve zalimlerikahr-u perişan eden Allah’a hamd olsun.
 
 “Kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren” Allah’a hamd olsun… 
 
 Öyle ki Allah peygamberini şereflendirdi ve kendisinden sonra kıyamet gününe kadar ümmetini mükellef kıldı.
 
 Hiçbir ortağı olmayan Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederiz. 
 
 O Allah kikuluna yardım etmiş, ordusunu izzetli kılmış, düşmanlarını hezimete uğratmıştır.
 
 Düşmanlarının çabaları boşa çıkmış ve kuşatmaları başarısız olmuştur. 
 
 Salat ve selamların en güzeli; sadık davetçilerin önderine olsun. 
 
 Nebilerin ve rasullerin efendisi ve aydınlık yüzlü müminlerin rehberi Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun.
 
 Cenab-ı Hak ona Mescid-i Aksa'nın anahtarlarını yüce semada bahşetti, peygamberlerive nebileriona tabi kıldı.
 
 Cenab-ı Hak onu bütün peygamberlerin ve nebilerin imamı kıldı, İslam ümmetini deMescid-i Aksa’ya mirasçı kıldı.
 
 Müslümanlar, Allahu Teala’nın Kur’an-ıKerim’deki emir gereğince Mescid-i Aksa’yı geçmiş ümmetlerden miras olarak aldılar. 
 
 Müslümanlar, tarih boyunca bu emaneti muhafaza etmişlerdir. 
 
 Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’e uyarak Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve bu mübarek Mescid-i Aksa’yı ve Allah'ın diğer mescitlerini koruyarak…
 
Tüm insanlık tarihinde en seçkin ve en hayırlı ümmet olmuşlardır. 
 
Rabbim, Peygamberimizin ehl-i beyt ve sahabesinden, kendisine tabi olan sadıklardan, kıyamet gününe kadar sünnetini takip edenlerden ve yolundan ayrılmayan mümin kullarından hoşnut ve razı olsun.
 
Ey sabırlı ve sebatkar ehli Kudüslüler!
 
Vakarlı duruşunuz ve ribatınızdan dolayı sizlere müjdeler olsun.
 
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in müjdesine nail olduğunuz için ne mutlu size. 
 
Kuşkusuz sizler ve sizinle birlikte Mescid-i Aksa’nın şu eteklerinde yaşayanlar kesinlikle Hakk’ın yolundasınız. 
 
Aleyhinize gözüken bütün şartlara rağmen, zalimler asla size zarar veremez.
 
Düşmanlarınız da size galip gelemez. 
 
Asıl kuvvet ve izzet sahibi Allah (c.c.) sizinle beraberdir. 
 
O, her şeye kadirdir. 
 
Allah’ın yardımı gelinceye kadar Mescid-i Aksa için ribatınıza, cihadınıza ve onu himaye etmeye devam ediniz.
 
Bildiğiniz gibi Allah-u Teala, bütün peygamberlere hep birlikte içinde namaz kılma şerefini sadece Mescid-i Aksa’ya nasip etmiş…
 
ve HatemulEnbiya Muhammed Mustafa (s.a.v.)'i deonların imamı kılarak bu mekanı mübarek kılmıştır. 
 
Ey Kudüslüler!
 
Ey Mescid-i Aksa Ziyaretçileri! 
 
Ey Mescid-i Aksa’nın bekçileri
 
Mescid-i Aksa’nın bu asırda işgale uğraması yeni bir olay değildir. 
 

Mescid-i Aksa tarihte de birçok güç ve topluluk tarafından hedef alınmıştır.
 
Ancak, Allah’ın Mescid-i Aksa için başka bir iradesi vardı. 
 
Mescid-i Aksa Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilmek suretiyle ebedileştirilmiştir. 
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde zikredilmiştir. 
 
Hepinizce malum olan miraç mucizesi de mekânı olmuştur. 
 
Yüce Rabbimiz Mescid-i Aksa hakkında şöyle buyurmuştur. 
 
“Ayetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, 
 
 bütün noksanlıklardan münezzehtir. Muhakkak ki O,işiten  vegörendir.”
 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur. 
 
“Ümmetimden bir taife, düşmanlarına galip gelerek hak üzere bulunmayadevam edecektir. 
 
Başlarına gelen bir takım sıkıntılar hariç, düşmanları onlara zarar veremeyecektir. Allah’ın emri gelinceye kadar onlar bu hal üzere kalacaklardır.”   
 
Bunun üzerine orada bulunanlardan birisi, 
 
“O hak ehli nerededir ey Allah’ın Resulü?” diye sordu. 
 
Sevgili Peygamberimiz “Beytü’l Makdis ve Beytü’l Makdis’ineteklerinde…” buyurdurlar.
 
Aziz Mümin ve Mümine kardeşlerim! 
 
İsra Suresi’nin gayesi dini ve itikadi bakımdan müslümanları, Mekke veMescid-i Haram’a olduğu gibi Mescid-i Aksa’ya da bağlamaktır. 
 
Peygamber Efendimiz de okuduğumuzhadis-i şerifiyle,her türlü zulüm ve eziyete rağmen, kıyamet gününe kadar, Mescid-i Aksa ve civarındaMüslüman bir topluluğun var olmasını amaçlamıştır. 
 
Kuşkusuz bu coğrafya Müslümanların sığınağıdır. 
 
Ey Şerefli Kudüslüler!
 
Her Müslüman, Kudüs ve Beytü’l Makdis’le ilgili İslami ve Kur’ani bir duyarlılığa sahiptir. 
 
Bu duyarlılık, Müslümanların imani hassasiyetlerinden biridir. 
 
İmanları bu hassasiyetle daha da kemale erer. 
 
Bu hassasiyet olmadan tam anlamıyla İslam ümmetine bir mensubiyet duygusundan söz edilemez. 
 
Tarihteki ve günümüzdeki tüm müslüman alimler bu hassasiyetüzerinde müttefiktirler. 
 
Bu görüş, kaynağını Kur’an’dan, Peygamber Efendimiz’in hadislerinden ve sahabenin tutum ve davranışlarından alır. 
 
Beytü’l Makdis'in manevi değeri hakkında Müslümanlar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. 
 
 Ey Kudüslüler!
 
Dikkat buyurunuz! Sizin davanız bizimdavamızdır. Sizin acılarınız, bizim acımızdır. 
 
Bu sözler, gönlünüzü almak ve size bir güzellik olsun diye söylenmiş değildir. 
 
Bilakis bizim hepimizin bu hissiyatta olması iman kardeşliğinin bir gerekliliğidir.
 
Ey Kahraman Kudüslüler!
 
Kudüs halkları asırlar boyunca her türlü baskıya, zulme, işkence ve cinayete maruz kalmıştır. 
 
Bu halklar din özgürlüğü, huzur, refah ve adaletin tadını ancak Müslümanların himayesinde yaşamışlardır.
 
Raşid Halifelerden, Hz. Ömer (r.a.)’in Kudüs’ü feth etmesinden itibaren Emevi, Abbasi, Eyyubi, Memlüklüve Osmanlı dönemleri bunun şahididir.
 
Osmanlı döneminde Kudüs, manevi değerini ve kudsiyetini hak ettiği şekliyle muhafaza etmiştir. 
 
Bu dönemde, Kudüs’e verilen önem had safhaya ulaşmıştır. 
 
Dini konumunun yanı sıra Müslümanların buraya karşı hissettikleri sevgi sebebiyle Osmanlılar, buraya karargahlar kurdular, surlar ve kaleler inşa ettiler, bu kutsal kente her türlü desteği verdiler.
 
Osmanlıların Kudüs’e girişleri tıpkı Hz. Ömer ve Selahattin Eyyubi gibi,
 
kan dökmeden, barışçıl yolla olmuştur.
 
I. Sultan Selim, Mısır’a girmeden önce Kudüs'ü ziyaret etmiştir. 
 
Osmanlılar, ilk günden itibaren gayrimüslimlere tanınan dini özgürlükleri muhafaza etmiştir. 
 
Sultan Selim, bir fermanla öteden beri Patrikliklerin sahip olduğu özgürlükler gibi Rumların da inanç, ibadet ve mabet özgürlüğünü teminat altına almıştır. 
 
Kudüs’te yaşayan gayrimüslimleri vergiden muaf tutmuştur.
 
Ermenilere de eskiden olduğu gibi özgürce yaşama hakkı tanımış ve haklarını garanti altına almıştır. 
 
Kudüs Kadısının kendi el yazısı ile yazmış olduğu bu fermanda, tüm haklar sayılmış ve her türlü tecavüzden korunmuştur. Bu ferman günümüze kadarulaşmıştır. 
 
Bu ferman, Hristiyan ve Yahudilere ait hakları ve sorumlulukları teminat altına alanHz. Ömer’in fermanına dayanmaktadır. 
 
Kudüs-i Şerifte Osmanlı dönemi, bütün halklarve din mensupları için başkalarının haklarına saldırı olmadığı sürece bir merhamet, barış ve huzur dönemi olmuştur. 
 
Osmanlılar Kudüs'ün birçok yerinde pek çok bina inşa etmiş, onarım ve yenileme işlemlerini gerçekleştirmiştir.
 
Ey Kudüslüler!
 
Türkiye’deki kardeşlerinize ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na düşen görev, kuşkusuz size destek olmak ve maruz kaldığınız saldırganlığa karşı size yardımcı olmaktır. 
 
Bu ziyaretin sadece bir amacı bulunmaktadır. 
 
Biz sizdeniz ve sizin yanınızdayız. 
 
Türk halkı sizinledir, sizin yanınızdadır. 
 
Sizi üzen her şey, bizi de üzmektedir. 
 
Size destek olmak boynumuzun borcudur.
 
Aramızdaki bağlar 16 asır önceye dayanmaktadır.
 
Zira İbrahim Halilullah (a.s.) Urfa şehrinde doğmuş, orada yaşamıştır. 
 
Allah-u Teala kendisine orada vahyetmiş, onu nebi ve resul olarak seçmiştir. 
 
Mel’un Nemrut ona zulmetmiş ve bildiğiniz gibi onu ateşe atmıştır. 
 
Fakat Cenab-ı Hak murad-ı ilahisiyle onu Nemrud’un ateşinden kurtarmıştır. 
 
O da Urfa’dan Kenan diyarına, Filistin’e hicret etmiş ve Halil şehrine yerleşmiştir.
 
Hz. İbrahim kıssasında bizim için ve bütün İsmail’in, İshak’ın, Yakup’un oğulları ve torunları için ibret alınacak dersler vardır. 
 
İbrahim’e dost olanlar, ona inanan ve ona tabi olanlardır. 
 
Allah (c.c.) müminlerin velisidir ve onları her türlü kötülükten kurtarmaya kadirdir.
 
Allah’tan bize ve size kurtuluş ve hayırlar ihsan etmesini, sevdiği ve razı olduğuşeylerde bizi muvaffak kılmasını, hatalarımızı örtmesini niyaz ediyorum. 
 
Size düşen Allah’a itaat, kardeşlik, hakkave hak ehline destek vermenizdir. 
 
Cenab-ı Hak’tan beni ve size bağışlamasını diliyorum. 
 
Allah’a hamd ederim. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salat ve selam olsun. Yüce Allah: ‘Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ve selam ediyorlar. Ey iman edenler. Siz de ona salat edin, selam edin’ buyurmuştur.
 
Ey Beyti’l-Makdis’in Ribat Bekçileri ehli!
 
Kuşkusuz Kudüs şehriyle ilgili olan İslami ve Kur’ani bakışa göre, tüm müslümanlar Mescid-iAksa’nın mübarek kılındığına ve kıyamet gününe kadar da mübarek ve mukaddes bir mekan olarak kalacağına iman etmektedir. 
 
Bizim Kudüs’e bakışımız, coğrafi esasa dayanmaz. 
 
Bilakis, Allah’ın bu mekânı mukaddes kılmasına dayanır. 
 
Rabbimiz orayı  mübarek kıldığı için, bütün müminlerin de bu mekanın hürmetine uygun davranmaları gerekir.
 
Bu mukaddes mekan harem bölgesidir, eman yurdudur. 
 
Buraya giren güvendedir. 
 
Kudüs’ün güvenliğini bozan kişi için eman olamaz! 
 
Kişi Kudüs’ün güvenliğini bozmadıkça güvendedir, esenliğini bozmadıkça esenlik içindedir. 
 
Oraya saldıran birisinin ne emniyeti olabilir ne de esenliği… 
 
Düşmanlık, sadece düşmanlık eden kişiye olabilir. 
 
Müslümanlara yönelik bir saldırıya karşılık vermek, ancak nefs-i müdafa  olabilir. 
 
Allah, haddi aşanları sevmez.
 
İslamiyet’in geçmiş asırlarında olduğu gibi Osmanlılar da -ister Yahudi ister Hıristiyan olsun, yerli olsun, yabancı olsun- inançlarına ve dini mezheplerine bakmaksızın tüm Kudüs halkları arasında barış ve huzur içinde birlikte yaşamanın teminine önem vermiştir.
 
Müslümanların şehri feth etmesinin ardından ilk dönem Hıristiyanları nasıl Müslümanlardan kendilerini Romalılara karşı koruma talebinde bulunmuşsa…
 
Bugün de sağduyulu Yahudilerin Kudüs’le ilgili işlerin yürütülmesi ve diğer halklarla aralarında adaletle muamele edilmesi için Müslümanlardan talepte bulunması gerekir.
 
Bunu yaparken İslami ve Kur’ani bakışın hak olduğuna inanmaları, Medine vesikası ve Hz. Ömer’in ahitnamesi ile Osmanlıların Kudüs halkı için hazırladığı fermana bağlılık göstermeleri gerekir. 
 
İşte bu, siyasi ya da askeri otoritenin kimin ya da hangi devletin elinde olduğuna bakmaksızın, Kudüs’ü bütün inananlar için bir barış şehri yapmanın yegane yoludur. 
 
Askeri işgal altında kalmış olması Kudüs’ün gerçeklerinden hiçbir şeyi değiştirmez. 
 
Çünkü Kudüs, devletleri ve halklarıyla beraber İslam ümmeti nezdinde dini bir akide, inanç ve ibadet merkezi olmaya devam edecektir. 
 
Hiçbir kral ya da devlet başkanı buranın bir karışından vazgeçme hakkına sahip değildir. 
 
Merhum II. Abdülhamid bir karışından dahi vazgeçmemişti. 
 
Toprakları üzerinde, işgalcilerin elleriyle gerçekleşen her türlü düşmanlık, bütün dini ve hukuki ölçülere göre tecavüzdür. 
 
İşgalcilerin gerçekleştirdiğihiçbir demografik, coğrafi, dini veya siyasi değişiklik kabul edilemez.
 
 Ey Kudüslüler!
 
 Şüphesiz, Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da gözlerimiz, akıllarımız ve gönüllerimizher namazda ilk kıblemiz olan Beyti’l-Makdis’e yönelmektedir. 
 
Çünkü Kudüs, kıble güzergahımız üzerinde yer almaktadır. Kudüs Türklerden, Osmanlılardan hac ve umre yapmaya giden herkesin ziyaret mekanı olmuştur.
 
 Evet! Kudüs ve Filistin, Müslüman Türk halkının ve bütün müminlerin adetabir parçasıdır. 
 
 Kudüs’ün izzeti bizim izzetimiz; sizin izzetiniz de bizim izzetimizdir. 
 
 Çünkü Kudüs, iman tarihimizin, inanç tarihimizin ve medeniyet tarihimizin bir parçasıdır. 
 
 Akidemizden, dinimizden, tarihimizden, duruşumuzdan taviz veremeyiz. 
 
Mescid-i Aksa’da namaz kılan müslümanlar ile gayr-i müslimler arasında mekansal ve zamansal bir ayrımı kesinlikle kabul etmiyoruz ve kabul etmeyeceğiz.
 
Mescid-i Aksa’nın ibadet mekanı olarak müslümanlar ile gayri müslimler arasında dönüşümlü olarak paylaşımını kesinlikle Kabul etmiyoruz, Kabul etmeyeceğiz.
 
Kurulduğundan beri Mescid-i Aksa bir İslam mabedidir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. 
 
Kudus’ünbaşkalarına ait bir anakent olmasını kabul etmemiz, asla ve asla mümkün değildir.Kudüs Müslümanların manevi başkentlerinden biridir.
 
Cenab-ı Hak’tan Mescid-i Aksa’yı zalimlerin zulmünden muhafaza buyurmasını niyaz ediyorum. 
 
Kudüs’ü ve Kudüs ehlini korumasını ve onlara yardımcı olmasını niyaz ediyorum. 
 
Mescid-i Aksa’yı ve bütün İslam topraklarını muhafaza etmek için Müslümanlara yardım etmesini niyaz ediyorum. 
 
Rabbimden şehitlere rahmet, yaralılara acil şifa, esaret altında kalanlara kurtuluş diliyorum. 
 
Kudüs’ten ve Filistin’den ayrı düşmek zorunda kalan Kudüslü kardeşlerinizin sizlere selamını iletiyorum. 
 
Türkiye’deki mümin ve mümine tüm kardeşlerinizin selamlarını iletiyorum.
 
  “Biliniz ki; Sözün en güzelive özlüsü, Aziz, Mülk Sahibi ve her şeyi bilen Allah’ın sözüdür. 
 
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Muhammed Enes 2 yıl önce

Maşaallah

Avatar
enes 2 yıl önce

Allah yardımcımız olsun

Avatar
İmam 21 2 yıl önce

Çok güzel bir hutbe

Avatar
İSMAİL ÇAKILLI 2 yıl önce

ALLAH Başkanımızdan razı olsun. Müslümanların birliği ve selameti için böyle bir Başkana her zaman ihtiyaç var. Allah sağlıklı uzun ömür nasip etsin, başımızdan eksik etmesin, Allah yar ve yardımcısı olsun. Rabbim hepimize aynı ruh, aynı aşk ve aynı azimle İslam davamızı sahiplenmeyi nasip etsin. Amin.

Avatar
MAHMUT 2 yıl önce

YorumunuzArapça metni yayımlayabilir misiniz