Özafşar: Yüzde 85 Sendilaşma Oranı Başka Kurumda Yoktur
SÜFYAN MEHETALİOĞLU / DİNİHABERLER.COM
 
Diyanet-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar, Diyanet çalışanlarının yüzde 85 oranında sendikalı olduğuna dikkati çekerek “Bu oran başka hiçbir kurumda yoktur. Din görevlileri sendikalaşmanın örgütlenmenin önemini idrak etmiştir” dedi. 

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof Dr. Mehmet Emin Özafşar,Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in selam ve saygılarını ilettikten sonra; sendikal faaliyetleri başlatan, bir geleneği başlatan, din eksenli bi sendikacılık geleneğini şekillendiren,  darı bakaya iltihak eden başta merhum Akif İnan olmak üzere, Ahmet Yıldız kardeşime ve sıra zarfı üzerine vefayı ömür eden bütün kardeşlerime Allah'tan rahmet dilerim"dedi.

-28 ŞUBAT EN TRAVMATİK HADİSELERDEN BİR TANESİDİR-


Sayın Özafşar, bütün konuşmacıları ifade ettiği iki önemli tarihin hem içinde hem de arefesinde bir genel kurul yapıyorsunuz. Bu tarihlerden bir tanesi çok vurgu yapıldı 28 Şubat. 28 Şubat, Türkiye'nin yakın dönem tarihinin dini toplumsal, dini politik en travmatik hadiselerden bir tanesidir. Ve yakın tarihimizi derinden etkilemiş, büyük gelişmelere güncel olmuş ama aynı zamanda bu büyük milletin tarih içerisinde nasıl büyük badireleri aştıysa aynı şekilde bu büyük engellerin aştığının simgesel bir tarihi olmuştur.

Mehmet Emin Özafşar



28 Şubat, 12 Eylül'ün aşıldığı gibi aşılmış, 28 Şubat 27 Mayıs'ın aşıldığı gibi alışmış, 28 Şubat milletin tarih içerisinde önene çıkan çıkartılan dahili-harici bütün engeller nasıl geride bırakılmışsa aynı şekilde bırakılmıştır. Dolaysıyla 28 Şubat'ın  hemen ertesinde bir sendikal faaliyet olarak sizler teşekkür etmişsiniz ve aradan geçen zaman zarfında bugün burada  şu geride bıraktığımız saatler içerisinde gördüğüm çoşku heyecan, misyon algısı ve yüksek bir şuur ortaya çıkmış. Sevgili Başkan benden önce ifade etti. "Kitabın ortasında bulduk dediği sendikacılığın"  bir aksiyona nasıl döndüğünü de burada görme fırsatımız oldu. Ama bu aksiyonun sınırınında nasıl zorlandığını görme imkanımız ortaya çıkmış oldu. Dolaysıyla belki de 2 gün sonra 3 gün sonra idrak edeceğimiz ikinci tarih,  bu aksiyonunda sınırlarını bize anlatan tarihsel bir dönemeci ifade eder.  O da 3 Mart 1924 tarihidir. 

-DİYANET'İN KURULUŞ TARİHİ 3 MART 1924-


 3 Mart 1924 tarihi adını taşıdığınız Diyanet-Sen sendikasının, varlık sebebi olan Diyanet'in kuruluş tarihidir. Aslında bu tarih bir milletin en zor tarihsel kesitte kök değerlerine sahip olarak  nasıl büyük badireleri atlattığı  bir tarihsel kesimidir.

 3 Mart 1924 tarihinde kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, bir milletin müslüman kalmasının inancının ve değerlerinin yaşatılmasının hem dramatik, hem hazin, hem çileli,hem sabırlı, hem hikmetli hem de basiretli mücadelesinin tarihidir adıdır.  Dolaysıyla kitabın ortasında bulduğumuz sendikacılığın sınırlarını bulmanında adresidir. Bir milletin  irfanını ve hikmetinin basiretinin  ete kemiğe bürünerek  en zor şartlarda  millete hizmeti, insaniyete hizmeti nasıl gerçekleştirdiğinin adıdır diye düşünüyorum. O bakımdan mütevazi şartlarda kurulan  Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2. dünya savaşı demleri , hukuk mücadelesi, devlet sistemi içerisinde var olma kavgası, ulusal şartlarda şekillenmesi ve arkasından küresel bir  teşkilata dönüşmesinin hikayesi  hepinizin yakından takip etmesi gereken bir hikayedir diye düşünüyorum.

 3 Mart 1924 tarihi


SENDİKALARDA HİZMET

Heyecan ve çoşku ve misyon algısı son derece önemlidir ama Diyanet2in ve siyanetin kesişme noktasında  faaliyet yürütmekte  o kadar muhatarakı o kadar da hassasiyt gerektiren bir durumdur. Bu dengeyi korumak, bu dili korumak,  bu şuuru  korumak ve sadece bugün değil bütün zamanlarda insanlığa hizmet etmek şuurunu ve idrakini devam ettirebilmek ayrıca biz meziyettir. O bakımdan Cumhuriyet tarihi içerisinde  dini yapıların, dini inançların, dini cemaatlerin adına ne derseniz deyin  toplumsal olarak varlıklarını sürdürdüğü  ama hukuksal  olarak kendisine yer bulamadığı bir tarih süreci yaşadık. Hala bugün öyledir. Ve bugün din etrafında oluşan  din etrafında şekillenen bir takım sosyo-politik, iktisadi-ticari yapılar var.  Demokratik olmayan şeffaf olmayan  açık olmayan  hesap verebilir olmayan  bir takım yapılar var. Şimdi bu yapılar içerisinde  sendikal faaliyet en meşru, en hukuki, en demokratik  en şaffaf ve en hesap verebilir yapılanmadır.  Dolaysıya sendikanın dindeki yeri nerededir, kitabın neresindedir tartışmasından  bugün din trafında oluşan toplumsal yapının  hukuki zeminde  meşru platformda  açık ve şeffaf, sosyal meselelere değinebilen örgütlenmesinin ADIDIR SEDİKALAŞMA... Ve sendikalaşmanın daha ileri noktalara taşınması , daha bilgiye dayanan  daha hkmete dayanan  daha toplumun kültür seviyesini , toplumun bilgi düzeyini , sosyal sorumluluk düzeyini artıran  bir seviyeye taşınması  heralde misyonumuzun ana hedeflerinden bir tanesi olması gerekir.


İlk defa sendikal bir toplantıya iştirak ettiğini dile getiren Sayın Özafşar, buradaki çoşkudan memnun kaldığını ifade etti.

İşte ayrıntılar...


Kamu kurumları içerisinde mevcud personelinin yüzde 85'i ni  sendikalaştırmış başka bir kurum yoktur. Bu camiamızın sosyal örgütlenmeye ve meşrutiyete değer vermiş olduğunun adıdır diye düşünüyorum. Bu aynı zamanda kamu politikalarının oluşumunda  "benimde sözüm var" demenin adıdır diye düşünüyorum. Bunu aynı zamanda Diyanet Teşkilatının  sosyal meselelerde sorumluluk  üstlenme beyanının adıdır diye düşünüyorum. Dolaysıyla Diyanet-Sen başta olmak üzere Diyanet işleri Başkanlığı çatısı altında kurulmuş olan bütün sedikaların  aynı yön ve istikamette bir beyanda ve tahahütte bulunduklarını düşünmek istiyorum. O bakından sosyal sorumluluğu yüksek , topluma mesajı olan , toplumsal duyarlılığını her fırsatta ifade eden  bir geleneğin kurulmakta olduğunu  görüyorum.

CAMİ BASAN VE İMAMI DARP EDEN SENDİKAYA  GÖNDERME

Başta din, Diyanet ve Diyanet çalışanlarının hukukunu korumak en başta gelen vazifedir. Zaten bir sendikanın ana görevi  Din görevi yürüten bir sendikanın ana görevide bu olmaldır.

Her ne kadar sendikal faaliyet  endüstri toplumun sonucu olarak ortaya çıkmış Hiristiyan sendikacılığındna 100 sene sonra  Türkiye'de bir sendikal çalışma ortaya konualabilmiş olsa bile  başta gelen vazifesi  DİNİN HUKUKUNU, DİYANET'İN HUKUKUNU,  DİN ÇALIŞANLARININ HUKUKUNU VE DİN HİZMETLERİ YÜRÜTENLERİN HUKUKUNU KORUMAK OLMALIDIR.

-İŞTE SENDİKALARIN BİRİNCİ VAZİFESİ-



Öncelilkle  Dinin, Diyanet'in, Din Çalışanlarının ve Din hizmetleri yürütenlerin HUKUKUNU korumak birinci vazifemiz bu olmalıdır. İkinci vazifemiz: Bu hizmeti yürütürken politik yansızlık olmalıdır. Zaten politikada bunu istemez. Yasalarda buna izin vermez kanunlarda buna izin vermez.




 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hoca 2 yıl önce

Tüm sendikalara karşıyım hepside rant peşinde.dairedeki memurların baskısıyla üye oldum.memur hangi sendikadansa bizde osendikadanız.bu ayıp bizede sizede yeter

Avatar
abdullah 2 yıl önce

tarihi konuşma derken ne kastettiğinizi anlamadım da lütfen bi şerh düşer misiniz?

Avatar
Din Görevlisi 2 yıl önce

Daire personeline sendika başkanlığı yasaklanması gerekiyor. Daire personeli her hangi bir sendikaya taraf olduğu müddetçe, teşkilattaki huzursuzluklar asla bitmeyecek, guruplaşmalar gün geçtikçe artacak

Avatar
köroğlu 2 yıl önce

oranın bu kadar yüksek olması adaletsizligin varlığını ispat iediyor;çünkü üye olan derdime belki derman olur diye bekler ama gel gör ki sadece sömürülür ve birileri sayesinde sendika ağalığı yapar!Bunca üyeye rağmen diyanete kulluk eden Diyanetsen'e yazıklar olsun!

Avatar
hafız sami 2 yıl önce

Özafşara hiç yakışmamış. sendikal konuşacağına diyanette başkan yardımcısı, hizmet yılına bakarak hiç hac görevine gidemeyen personelin manevi sıkıntısıyla uğraşsın...o zaman daha çok takdir alır...

Avatar
Kemmiyet- Keyfiyet 2 yıl önce

Diyanet personelinin yüzde seksen beş'inin sendikalı olması bir ifade anlam ediyor mu sizce? Hangi haklar sendikalar tarafından alınmış? Ne tür bir başarısı olmuş. Bazı arkadaşların da belirttiği gibi dairedeki şef veya memur hangi sendikayı işaret ediyorsa o tarafa yönleniyor arkadaşlarımız. Ayrıca genel merkez yönetim kurulu üyelerinin maaş ve tazminatları Milletvekillerinden neredeyse daha fazla. delege yi elde ettikten sonra iktidarın değişmesi de mkansız. Delagelere çiçek faturası yakıt faturası karşılığı emirlerine verilen 3-5 bin lira yetiyor da artıyor bile.

Avatar
kapadokyali 2 yıl önce

Memur zoruyla üye olduğunu söyleyen arkadaş senin şahsiyetin o kadar mı zayıf özguvenin yokmuda iradeni teslim ediyorsun .Önce kişiliğinizi kazanın da ondan sonra yorum yazın.

Avatar
muamma 2 yıl önce

bi kere daire personelinin sendikaya üye olması yasaklanacak rotasyon önce daire personellerinden başlaması lazım