Paralel örgüt Diyanet'in Alo Fetva Hattı'nı meşgül ediyor
Gülen'in beddualı nefret seansına cevaz bulamayan uyanıklar, bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan cımbızladıkları ifadeleri sorarak, Diyanet'ten gelen cevabı çarpıtıp haberleştiriyor

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vatandaşların dini konulardaki sorularını cevaplandırmak için kurduğu 'Alo 190 Dini Soruları Cevaplandırma Hattı', bugünlerde paralel örgüt medyasının hedefine oturdu. Gün boyu mesailerini Alo Fetva Hattı'nda harcayan bazı muhabirler, Fethullah Gülen'in beddualı nefret seansına Diyanet'ten izin koparmaya çalışıyor. Diyanet'ten, "Beddua eden kişi haksız ve yersiz bir beddua ediyorsa bu bedduası döner kendisini vurur" cevabı gelince taktik değiştiren uyanık haberciler, bu kez de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarından cımbızladıkları ifadelerin İslam'daki yerini sorguluyor. Fetva Hattı'ndan gelen ve çarpıtmaya müsait her cevabı daha sonra Diyanet'in topluma takdim ettiği ortak kararıymış gibi sunan paralel medyanın, bu uygulamayı bir süredir alışkanlık haline getirdiği görülüyor.

ERDOĞAN'A CEVAPMIŞ!

Geçtiğimiz günlerde Gülen medyasına ait ajansta Din İşleri Yüksek Kurulu'nun vatandaşa verdiği bir cevap, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a verilmiş gibi çarpıtılarak haberleştirildi. Kurul, Alo Fetva Hattı'nı arayan bir vatandaşın "İslam hukukuna göre devletin evi denetleme yetkisi var mıdır?" sorusunu, "Kişinin mesken hakkı vardır ve dokunulmazdır" şeklinde cevaplandırdı. Aldığı yanıtı hemen çarpıtan paralel ajans, açıklamayı, Erdoğan'ın 'kızlı erkekli kalınan evler' konusundaki açıklamalarına cevapmış gibi yansıttı. Paralel yapının yüzbinlerce insanın özel konuşmalarını yasadışı kayda aldığını birdenbire unutan ajans, haberi, "Erdoğan'ın öğrenci evlerinin denetimi konusunda yaptığı açıklamaya Diyanet fetvası" diye sundu.

KUYRUK ACISI: HAŞHAŞİ

Paralel örgütün Diyanet'e taşıdığı diğer 'kuyruk acısı' ise 'haşhaşi' söylemi oldu. Fetva Hattı'nı 'mağdur vatandaş' gibi arayan muhabirler, "Bazıları 'haşhaşi' gibi kelimeler üzerinden başkalarına laf atıyor. Bunlar için nelerin denilmesi gerekir? Onları uyarabilecek bir ayet ve hadis var mı? Bu sözlerin muhatapları ne yapmalı?" diye sordu. Aldığı cevabı ise "Haşhaşi diyene dava açın" diye yansıttı.

İSTİSMAR ÖNLENECEK

Paralel medyanın Alo Fetva Hattı'ndan aldığı cevaplarla birçok konuyu çarpıtıp Diyanet'i itibarsızlaştırma gayreti, geçtiğimiz günlerde Edirne'de yapılan Müftüler Zirvesi'nde gündeme geldi. Zirvenin sonuç bildirgesinde, bazı medya mensuplarının kendilerini fetva soran kişi konumuna koyarak, aldığı cevapları Diyanet'in topluma takdim ettiği bir kararıymış gibi sunduğuna dikkat çekildi. Bunun asla kabul edilemeyeceği vurgulanan bildiride, "Bazı konularda münferit sorulara verilen cevapların çarpıtılarak basında yer bulması ve bu yolla Diyanet'in itibarsızlaştırılmaya çalışılması her şeyden önce gayr-i ahlakidir. Bilinmelidir ki İslam geleneğinde kişiye özel verilen fetvalar, umumileştirilemez. Fetvalar, sonuçta fetva isteyeni bağlayan bir husustur" denildi. Diyanet'in, kişiye özel fetvaların çarpıtılmaması için birtakım önlemler alacağı öğrenildi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kerim tunç 2 yıl önce

Başka kimselerin yapması normal olarak karşılanabilirdi belkide.Ancak kendisini cemaat kabul eden kişilerin İslamı çarpıtmaları çok tuhaf.Bu manipülasyonları daha önce çok duymuştuk.Mesela eskiden güçlü olan medyadan.Aslında halkta tabanı pek olmayan medyadan. Ama şimdi aynı şeyleri belkide daha şiddetlisini cemaat medyasından duyuyoruz.Şimdiye kadar din adına yaptıklarının tam tersini yaparak.Peygamberimizi karikatörize edenleri bile hoş gördüklerini müşahede ederek.Sırf Sn Cumhurbaşkanına besledikleri kin ve nefretten dolayı.Bundan dolayı da battıkça batıyorlar.Belki de kendileri hala farkında değiller.