Vefakar Diyanet personeli!

Diyanet personelinin başarısı...

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde görev yapan Diyanet perosnelinin ne kadar zor şartlar altında görev yaptığını ve onca zor şartlar altında hiç bir görevlinin görev yeri olan camisini terk etmediğini açıkladı.

“Bu bölgelerde görev yapan arkadaşlarımızın hiçbiri görevini, camisini ve şehrini terk etmedi…”

Bu bölgelerde görev yapan arkadaşlarımızın bazılarının evleri yıkıldı, bazı din görevlisi arkadaşlarımızın evleri yakıldı. Bazıları yakınlarını kaybettiler. Nice yakınları zarar gördü, büyük sorunlar yaşadılar. Hiçbirisi görevini, camisini ve şehrini terk etmedi, ama pek çok camileri harabeye döndü. Sadece Cizre’de 30’u aşkın cami namaz kılınamaz hale geldi. Sadece Kurşunlu Camii değil, Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de pek çok camimiz harabeye döndü. En kötüsü, camilerin minarelerinden kendi hezeyanlarını topluma dinlettirmek istediler, bununla mücadele eden arkadaşlarımız oldu. Bazı arkadaşlarımız merkezi sistemi götürdüler evinin bodrumuna ve oradan ezan sesi susmasın diye kendi halkına kendi evinin bodrumundan gizlice ezan okudu.


‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’…

“Hep birlikte geçmişi bir tarafa bırakarak, kardeşliği yeniden ihya etmeliyiz…”

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak ‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’ başlığı altında bir kampanya başlattık. Hep birlikte geçmişi bir tarafa bırakarak, kardeşliği sadece bir edebiyat olarak değil, bir ahlak ve hukuk olarak yeniden ihya etmeliyiz. Birbirimize sahip çıkarak, evsize ev, yurtsuza yurt, kimsesize kimse olarak, terör mağduru olan vatandaşlarımızı teröre terk etmeden, canlı kalkan haline getirilmek istenen kadınları, çocukları, yaşlıları onlara bırakmadan onlara sahip çıkmalıyız.
Bir taraftan ‘neden bu hale geldik?’ sorusunun cevabını arayarak, o sebepleri ortadan kaldırmak için büyük bir çaba içerisinde olmamız gerekiyor. Bu işin kültürel, ahlak ve maneviyat boyutudur. Bir taraftan da maddi yaralarımız var, bu maddi yaralarımızı bizzat sararak millet olmanın gereğini yerine getirmek için yeni bir çalışmaya başlamamız gerekir. Mardin’deki varlığımız da bunun için.

“Terör örgütü, bu milletin bütünlüğünü bozmayı başaramadı…”

Pek çok şehitlerimiz oldu, onlara sahip çıkmamız gerekiyor. Anneler-babalar birliğimiz, beraberliğimiz için evlatlarını verdiler. ‘Biz onlara evlat olalım’ dedim. Pek çoğunu telefonla aradım. Anneleriyle babalarıyla konuştum. Hiçbirisinden sistem duymadım. Her birisinin bana ilk kullandığı cümle, ‘vatan sağ olsun, milletimiz sağ olsun’ oldu. Büyük bir metanetle karşıladıklarına şahit oldum doğrusu. Hiçbir zaman bu hadiselerden dolayı aynı milletin parçalarını oluşturan, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirecek bir tek cümle duymadım. Zaten terör örgütünün başaramadıkları budur. Bütün bu vahşetle bu ideolojiyi toplumsallaştırmak ve toplum katmalarını birbirinden ayırmak istediler, hamdolsun bunu başaramadılar, başarmaları da mümkün değildir. Milletimizin arasındaki o birlik ruhu inşallah daha da güçlenerek devam edecektir. Elbette şehit ailelerine devletimizin bütün yönleriyle sahip çıktığını biliyoruz. Ancak bizim o gönülleri de tamir ederek, birlikte o manevi destekleri vererek sahip çıkmamız gerekiyor. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol