Ülkemiz kurulurken din hizmetlerini yürütmek ve halkı din konusunda aydınlatmak üzere bir kurum tesis edilmiş: Diyanet İşleri Başkanlığı. Bu kuruma, Osmanlıda asırlarca hizmet etmiş Şeyhu’l-İslamlığa bağlı Meşihat makamının görevleri verilmiş.

Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğu günden beri Din-i Mübin-i İslam’a, ehl-i sünnete ve ahlaka aykırı bir fetva vermemiştir. Diyanet İşleri Başkanları, siyasi takdirle atanmalarına rağmen çoğu alim ve fazıl kişiler olarak tarihe geçmiştir. Kurum olarak Diyanet’in bir örneği diğer İslam ülkelerinde mevcut değildir.

Ülkemizde maalesef Diyanet İşleri Başkanları çoğu zaman hedef olmuş ve  itibarsızlaştırma kampanyalarına maruz kalmışlardır. İlkokula gittiğim yıllarda zamanın Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş’e Ermeni kökenli derlerdi. İnanmazdım, böyle konuşulmasına da bir anlam veremezdim. Yine çocuk denecek yaşta iken zamanın Diyanet Reisi Tayyar Altıkulaç’ın üstelik bir milletvekilinin silahlı saldırısına uğradığını okumuştum ve ağlamıştım. Ta o zaman anlamıştım din hizmetlerinde görev almanın zorluğunu. Ve son üç yıldır Diyanet İşleri Başkanı  Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Bey’e yapılanlar.. Eğer Mehmet GÖRMEZ, Ankara İlahiyat’ta hocalığa devam etseydi böylesine ahlaksızca saldırılara maruz kalır mıydı? Elbette hayır. Zira hedef O değil, Onun şahsında Diyanet’i, hatta İslam’ı itibarsızlaştırmak. 1970’li yıllarda zamanın Çankırı Müftüsünün Kurban Bayramı arifesi kurbanlık olarak almış olduğu keçisi çalınmıştı da malum basın bu olayı müftü keçi çaldı diye haber yapmıştı. O günden bu güne değişen pek bir şey yok anlaşılan.

Türkiye’de Diyanet’i hazzetmeyen üç zümre var:

1.  Dinle sorunu olan, hayatı fısku fücur üzere yaşan güruh. Bunlar, “Laik bir ülkede nasıl olur da Diyanet, böylesine üst düzey bir devlet himayesine sahip olur?” diyerek bir türlü bunu hazmedemezler.

2.  Bazı Alevi ocakları ve dernekleri: Bunlar da, Diyanet’in Sünni bir oluşum olduğunu ve sadece Sünnilere hizmet ettiğini, bunun da kendileri açısından haksız ve orantısız güç oluşturduğunu dile getirirler.

3. Bazı sünni cemaat ve tarikatlar: Bunlar da, din konusunda Diyanet’in otorite olmasını, insanların son tahlilde Diyanet’e itibar etmesini hazmedemezler. Bunlar isterler ki, Diyanet istihdamda kendi adamlarına öncelik versin, kilit noktalarda kendi adamları olsun, buna rağmen Diyanet sadece resmi bir kamu kurumu olarak görülsün.  Din konusunda insanlar Diyanet’e değil, kendi ağabeylerine ve hocalarına itibar etsin.

Vaiz olarak görev yaptığım sırada, 28 Şubat’ın netameli günlerinde bir ilçede Kaymakam özel bir öğrenci yurdunu kapatmaya gidiyor ve yanında ilçe müftüsünü de götürüyor. Ardından şöyle bir dedikodu yayıldı: Müftü Bey, “Sayın kaymakamım, işte bakın burada yasak bir yayın buldum.” demiş, Kaymakam bakmış, “Yapmayın müftü bey, bu yasak yayın dediğin Kur’an, benim evimde de var.” Müftü Bey şokta. Bana, “Böyle alçak bir iftirayı neden atarlar hoca, bir türlü anlayamıyorum.” dedi. Ben anlıyorum hocam dedim. Bu bir algı oluşturma kampanyası. Onlar istiyorlar ki müftü, ilçede Kur’an’ın nasıl bir kitap olduğunu bilmeyecek kadar cahil biri olarak bilinmesini istiyorlar. Böylece halk “O halde bu müftünün hiçbir dediğine itibar edilmez.” noktasına getirilecek. Ardından insanların bu dedikoduyu yayanlara itibar etmesi ve yardımlarını da oraya götürmesi hedefleniyor. Müftü Bey, valla işin bu yönünü düşünmemiştim, dedi. Zaman zaman il ve ilçe ölçeğinde yaşanan algı operasyonları bazen böyle ulusal hatta uluslar arası bir kampanyaya dönüştürülüyor maalesef. Kampanyanın uluslar arası kısmını Paralelcilerin yürütüyor olması hiç de şaşırtıcı değil. Kendi hocalarının bütün kirli çamaşırları ortaya dökülmüşken  Diyanet İşleri Başkanı Mehmet GÖRMEZ’in hem ülkesinde hem de İslam ülkelerinde (İran/ Arabistan) ümmetin birlik ve beraberliği bağlamında ciddi temaslarda bulunması, onlar açısından hazmedilir bir durum değildir. Cemaat taassubunun ve tükenmişlik psikozunun hasete dönüşmesinin tipik bir örneği ile karşı karşıyayız.

Onlar sadece, Diyanet’e oldum olası mesafeli olan bazı safları kandırabilirler. Halkımız kime itibar edeceğini çok iyi biliyor. İşini iyi yapan hoca ile işini baştan savma yapan hocanın farkını da görüyor, bu yüzden Diyanet’i suçlamıyor, Diyanet’ten gereğini yapmasını istiyor. Akl-ı selim sahibi hiçbir insanımızın Başkanımız Mehmet GÖRMEZ hakkında en ufak bir su-i zannına şahit olmadım. Başkanımız da bu kampanyaların temelindeki amaçları çok iyi okuyor. Bu arada biz Diyanet personelinin de malum çevrelere malzeme olabilecek her türlü menfi söz ve tutumdan şiddetle sakınması gerekiyor.


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
emir 11 ay önce

Ne demek Sulocular kendine gel parelelcilerle Hz. Kurana kendisini adamış insanları bir tutma. Izin e gidecek oldunuz mu hemen o cemaatin yurduna koşup aman hocam Yaman hocam cemaate laf ettirmeyelim camiye bakiverin demesini biliyorsunuz. Ayıp bu yorum ve eleştiriler

Misafir Avatar
metin 11 ay önce @emir

emir isimli şahıs yazının neresinde sülocular geçiyor yazıyı nerenle okuyorsun anlamadımda ayrıca senin hitabın (sülocular)çok abes ''süleyman efendinin talabeleri ''deseydin daha isabetli olurdu ha bi şey daha imamlar sizden böyle bir talepte bulunduğunda balıklama atlayanlar hiç de yok değil zaten fırsat elinize geçmesin şundan eminimki eğer fırsatınız olsa parelelciler gibi devlete başkaldırırsınız.şimdi süleyman efendi dirilse ve bir kursta 3 talebeye 5 tane hoca olduğunu görse sizi def ederdi

Beğenmedim! (3)
Avatar
ser nüezzin 11 ay önce

Ağzına sağlık hocam kalmeinize kuvvet.

Avatar
Musa. 11 ay önce

Kalemine sağlık Mukadder hocam çok güzel ifade etmişsin.

Avatar
Adem 11 ay önce

Çok güzel tespitler

Avatar
bayat abdullah yakıcı 11 ay önce

çok güzel tesbit Allah razı olsun hocam

Avatar
Fevzi Kayhan 11 ay önce

ağzına sağlık hocam.ben diyanette görevlilerin maaşlarının artmasını savundum (sadece cami görevlileri ve murakıpların) tamam ama diyanet görevlileri kendi kurumuna sahip çıkmıyor ki sadece bizlere şunlar şunlar verilmeli diyor sen islam a ne hizmet ediyorsun başkana destek veriyormusun .o başkan aslında bizi temsilen orada durduğunu bazıları anlayabilmis değil daha.eften füften şeylere yorum yapan diyanet görevlileri (bazıları) daha kendi kurumuna sahip çıkmakta aciz .ne diyeyim Allah bizlere feraset ihsan eylesin

Misafir Avatar
ATANAMAYAN .. 11 ay önce @Fevzi Kayhan

arkadaşlar bi̇rli̇k olma zamani saği solu birakip di̇n kardeşli̇ği̇mi̇zi̇ en yüksek sevi̇yeye geti̇rmeli̇yi̇z herkes eli̇nden geildi̇ği̇ kadar bu di̇ne hi̇zmet edi̇yor i̇nsanlarin yanlişi yok mu herkesi̇n var önemli̇ olan bu yanlişlardan ders alip yolumuza emi̇n adimlarla devam etmeli̇yi̇z sağolsun hem di̇yanet hemde cemaatler di̇ne hi̇zmet edi̇yor kendi̇ cikari i̇çi̇n kullananlarda var bi̇zi̇m göremi̇z bu kuruma yakişir bi̇r şeki̇lde böyle i̇nsanlari islah etmekti̇r.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Mehmet İpek 11 ay önce

güzel tespitte bulunmuşsunuz hocam.....

Avatar
Sarıklı Müezzin 11 ay önce

sülocular ve fetocular...