Doğruluk, bir başka ifadeyle sıdk; söz ve davranışlarında gerçeğe uygun olarak, yalansız, temiz kalpli, eğriliklerden uzak, dürüst, hilesiz, hata ve yanlıştan uzak bulunma hali demektir.

Peygamberler hakkında vacip olan, yani peygamberlerin Allah’ın takdiriyle zorunlu olarak sahip oldukları sıfatlardan biri de sıdktır. Sıdk, doğru sözlü ve dürüst olmak, asla yalan söylememek demektir. Peygamberler, peygamber olmadan önce de yalan söylememişlerdir. Peygamberler hakkında vacip olan sıdk sıfatı, mü’minler için farzdır. Yalan söylemek büyük bir günahtır.

Hz. Muhammed (s.a.v.), doğruluk konusunda şöyle buyurmuştur:

“Hiç şüphe yok ki, doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülükte cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzab (çok yalancı) diye yazılır.”[1]

Bu hadisten şunu anlıyoruz: Daima, yani hayat boyu doğru sözlü olmamız icap etmektedir.

1.Allah Mü’minlerin Doğru Sözlü Olmalarını Emretmektedir:

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır."[2] 

Bu iki ayetten şunları anlıyoruz:

*Allah’tan korkmak ancak doğru olanı söylemeyi gerektirir.

*Doğru sözde, asla yalan bulunmaz.

*Doğru söz, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olur.

*Doğru sözde, kayırma olmaz; adalet olur.

*Allah, kendisinden sakınan ve doğru söz söyleyen kimselerin işlerini düzeltir.

* Allah, kendisinden sakınan ve doğru söz söyleyen kimselerin günahlarını bağışlar.

* Allah’a ve Resûlüne itaat eden, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.

2.Allah, Mü’minlerin Doğrularla Beraber Olmalarını Emretmektedir:

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun."[3]

Bu ayetten şunları anlıyoruz:

*Allah’tan korkmak, doğrularla beraber olmayı gerektirir.

*Doğru olanlar, Allah’ın emir ve yasaklarına ihlasla uyan kişilerdir.

*Her türlü işimizde Allah’a ve Resulüne itaat edenlerle beraber olmalıyız.

Dürüstlük konusu altı ayrı başlık altıda toplanabilir:

1-Konuşmada dürüstlük.

2-Niyet ve iradede dürüstlük.

3-Karar dürüstlüğü.

4-Kararında durma dürüstlüğü

5-Amelde dürüstlük.

6-Dini ve manevi hallerde dürüstlük.[4]

4.Kur’an, Doğru Sözlü Olmayanlara Meydan Okuyor:

"Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın."[5]

Kur’an’ın, Allah’ın kelamı olmadığını söylemek, büyük bir yalandır. Bu iddianın yalan olmasının ispatı, kimsenin Kur’an gibi bir kitabı ortaya koymaya asla muvaffak olamamasıdır.

"De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”[6]

Yahudilerin, ahirette yalnız kendilerinin cennete girecek olmaların iddia etmeleri, kendilerinin bile tam olarak inanmadıkları bir yalandır. Eğer bu inançlarında samimi olsaydılar, ölümü temenni etmekten çekinmezlerdi.

"(Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut Hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de."[7]

Yahudi ve Hıristiyanların, sadece kendilerinin cennete gireceklerini söylemeleri, yalandan başka bir şey değildir. Doğru sözün, vahiy gibi kesin bir kanıta dayanması gerekir.

"(Onlar mı hayırlı) yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! De ki: Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin!"[8]

Allah’a şirk koşup Allah’tan başka bir ilah bulunduğunu söylemek en büyük yalandır.  İnsanı ilk başta yaratan ve yaratmaya devam eden ve insanlara hem gökten hem yerden rızık veren Allah’ın dışında bir ilah olduğunu ispatlayacak hiçbir delil yoktur.

5.Dürüst Olma Hususunda Allah’a Yalvarmalıyız:

"Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver."[9]

Ayetteki giriş ile çıkış kelimeleri için tefsirlerde değişik görüşler vardır:

1-Giriş: Medine’ye giriş. Çıkış: Mekke’den çıkış.

2-Giriş: Namaza giriş. Çıkış: Namazdan çıkış.

3-Giriş: Kabre giriş. Çıkış: Kabirden çıkış.

4-Genel anlamı: Giriş: Bir yere girmek, bir işe başlamak. Çıkış: Bir yerden çıkmak, bir işe son vermek.

Bu ayetin lafzı ile her türlü işimize dürüstlükle başlamayı ve her türlü işimizi dürüstlükle bitirmeyi Allah’tan istemek uygun olur.

6.Allah, Doğru Olanları Mükâfatlandıracaktır:

Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."[10]

Bu ayette, Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte gerektiğinde şehit olmaya razı olup cihat için yola çıkan mü’minlerin, Allah indindeki kıymetleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir kısmı şehit olmuş, bir kısmı ise şehit olmaya razı olarak sebat etmiştir. İşte Allah, bu mü’minleri doğrulukları nedeniyle mükâfatlandıracağını haber vermektedir.

“Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık. Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırlamıştır."[11]

Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.) başta olmak üzere, ulu’l azm peygamberleri sayarak, onlardan kendilerine bildirdiği vahiyleri ümmetlerine tebliğ etmeleri konusunda kesin söz aldığını, alınan bu sözün yerine gelmesiyle de kendilerine tebliğ ulaşanların sorumlu olacaklarını, neticede doğru davrananların mükâfat, inkârcıların ise acıklı bir ceza göreceklerini haber vermektedir.

3.Doğru Sözlü Olmanın Uhrevi Karşılığı, İçinde Ebedi Kalınacak Cennetlerdir:

"Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır."[12]

Bu ayetten şunları anlıyoruz:

*Bu dünyada söz ve amelimizde doğru olmanın faydasını kıyamet günü göreceğiz.

*Bu dünyada doğru olmanın ahiretteki karşılığı, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalınacak cennetlerdir.

*Allah, bu dünyada doğru olan kullarından razı olduğu için, onları ahirette mükâfatlandırır.

*Cennetle mükâfatlandırılan kullar, Allah’ın bu büyük nimeti nedeniyle çok mutlu olurlar.

Görüldüğü gibi doğru olmak, mü’minlerin sahip olmaları gereken en önemli özelliklerdendir.

Allah’ın emrini yerine getirmek için doğru olmalıyız.

Yine Allah’ın emrini yerine getirmek için doğrularla beraber olmalıyız.

Ebedi cennet nimetlerine erişmek için doğru olmalıyız.

Her halimizde doğru bir durumda bulunmak için, Allah’a dua etmeliyiz.

Gerçek kurtuluşa ermek isteyen kişinin, inancında, niyetinde, sözünde ve davranışında dürüst olması gerektiğini hiç unutmamalıyız.

 

[1] Buhari, Edep-69

[2] 33/Ahzab-70.71.

[3] 9/Tövbe-119

[4] DİB Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:3, S: 71.72.

[5] 2/Bakara-23

[6] 2/Bakara-94

[7] 2/Bakara-111

[8] 27/Neml-64

[9] 17/İsra-80

[10] 33/Ahzab-23.24.

[11] 33.Ahzab-7.8.

[12] 5.Maide-119

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.