Genç bir delikanlısınız… Veya genç bir kızsınız…

Üniversiteyi bitirdiniz, Kamu Personel Seçme Sınavında yeterli puanı aldınız ve şimdi komisyon karşısında mülakata gireceksiniz…

Yüreğiniz pır pır… Heyecan dolusunuz…

En güzel, en uygun, en temiz elbiselerle, protokol kurallarına uygun bir şekilde komisyon karşısına çıkarsınız değil mi?
Öyledir… Öyle de olmalıdır…

Peki, dua ederken, Rabbimizin huzuruna çıkarken de bazı ayrıntılara dikkat etmeniz gerekmez mi? Herhangi bir makam sahibinin huzuruna çıkarken veya herhangi bir görevi işverenden, kamudan talep ederken, uyulması, dikkat edilmesi gereken bazı kurallar olur da, bizleri, canlı cansız tüm kâinatı yoktan var eden Yüce Allah’ın huzuruna çıkıp O’ndan bazı şeyleri talep ederken, uyulması ve riayet edilmesi gereken adap ve şartlar olmaz mı?

Elbette olur…

İşte, dua eden kimsenin bilmesi, yerine getirmesi gerekli olan önemli usûl ve adap kuralları:

- Duayı, uyanık bir kalple, teslimiyet hâlinde yapmak.

- Yüce Allah’a karşı hürmetli bir tavır takınmak, saygıyla dileğini arz etmek.

- Bağırıp çağırmadan, alçak bir sesle, tevazu ile dua yapmak.

- Öncelikle tövbe ederek günahlarından arınmak.

- Sessiz ve gizli bir şekilde, kıbleye yönelerek dua etmek.

- Duaya, eûzü besmele çekerek başlamak.

- Duanın başında “Sübhâne rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-vehhâb.” demek.

- Duanın başında ve sonunda Allah’a hamdetmek; Peygamber Efendimize salât ve selâm getirmek.

- Duada meşru ve aklen mümkün olan şeyleri talep etmek.

- Uygunsuz, gayrimeşru ve haram olan şeyleri istememek.

- Abdestli olmak, kıbleye dönmek ve avuçlarını açarak dua etmek.

- Allah’ın bizi gördüğünü düşünerek dua etmek.

- Allah’tan (cc) hep ümitli olmak. O’nun rahmetinden asla ümit kesmemek…
- Dua ederken ümitli olmanın yanı sıra korku hâlinde de bulunmak.

- Duada ısrarlı olmak, sürekli dua yapmak, ama aceleci olmamak.

- “Dua ettim de kabul olmadı.” dememek, “Bir gün kabul olur.” diye düşünmek…

- Duada, Yüce Allah’tan hayırlısını istemek.

- Duayı “Âmin!” diye bitirmek ve elleri yüze sürmek.

- Peygamber Efendimizin ve diğer peygamberlerin dualarıyla da yalvarmak.

- Anne-baba ve dostlarımıza dua etmek, onların dualarını da almaya çalışmak.

- Yapılan duanın kabul olacağına inanarak yalvarmak. Mesela “Allah’ım, dilersen beni affet, dilersen rahmet et!” gibi belirsizlik içeren bir tavır içinde olmamak.

- Dua, aracısız bir şekilde doğrudan Allah’a yapılır. Yüce Allah kullarına çok yakındır, dua edenin duasına icabet eder. Bu duygu ve bilinç içinde dua etmek…

- Dua ederken içtenlikle yalvarmak, kalbini Allah’tan başka şeylerle meşgul etmemek.

- Sadece kendisi için değil, bütün müminler için dua etmek.

- Duada talep edilen şeyleri üç kez ifade etmek/istemek.

- Seher vakti, cuma günü, cuma akşamı, kandil ve bayram geceleri gibi özel vakitlerde duaya daha çok yönelmek.

- Helâl lokma yemek, haramlardan sakınmak. Resulullah (s.a.s) Sâ’d’a, “Helâl kazan, duan kabul edilsin.” demiştir.

Derler ki: “Dua, ihtiyacın (görülmesini temin eden malzemenin içinde bulunduğu evin) anahtarıdır. (Bu anahtarın) dişleri ise helâl lokmadır.”

- Süslü, edebî sözler yerine, ruhumuzdan kopan samimi sözlerle yalvarmak ve duayı ihlâsla yapmak.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.