Haçlı Avrupa Parlementosu'ndan FETÖ'cü adamlarına destek!
Fetullah papazının basına açtığı 1700 küsur dava karşısında bir kez olsun basın özgürlüğü akla gelmeyen Avrupa Parlamentosu (AP), 27 Ekim’de düzenlenen bir oturumda bütün siyasi grupların desteğiyle kabul ettiği kararla Türkiye’de cezaevinde bulunan gazetecilere desteğini açıkladı.

Ankara’ya 15 Temmuz darbe girişimini “meşru ve barışçıl muhalefeti susturmak için bahane olarak kullanmaması’’ çağrısında bulunan AP, tutuklu gazetecilerin özgürlüğü yönünde kuvvetli mesaj verdi.

AP’nin Türkiye’deki gazetecilerin durumuna ilişkin olarak kabul ettiği kararda gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklanmaması gerektiği vurgulandı. Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Aslı Erdoğan, Murat Aksoy, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’a atıf yapılan belgede “suçun varlığına dair inandırıcı delil” bulunmadan tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılması istendi. Kararda ayrıca gazetecilerin dava açılmaksızın uzun süreli olarak cezaevinde uygulamasının yalnızca istisnai koşullarda gerçekleşmesi gerektiği vurgulandı.

"Cadı avına son verin"

Kararın oylanmasından önce yapılan oturumda söz alan İsveç Ilımlı Parti’den (Moderate Party) Anna Maria Corazza Bildt “Gazetecilere yönelik cadı avına son verin, cezaevindekileri bırakın ve ifade özgürlüğünü geri getirin” çağrısında bulundu.

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu Eş Başkanı Rebecca Harms oturumda söz alan birçok vekil gibi hükümeti devirme girişimini kınayarak 15 Temmuz gecesinden “Hayatımın en üzücü gecesiydi” diyerek bahsetti. Suçluların cezalandırılmasını isteyen Harms, bu sürecin hukuk devleti kuralların temelinde olması gerektiğini söyledi.

Harms, “Ahmet ve Mehmet Altan gibi yazarların yalnızca liberal fikirleri ve Türkiye’de liberal demokrasiyi savundukları için bedel ödediklerini” söyledi.

Oturum sırasında söz alan milletvekilleri, kendilerine ayrılan konuşma dakikalarını Türkiye’de demir parmaklıklar arkasında bulunan 133 gazeteciye ayırarak, sırayla bu kişilerin isimlerini okudu. Merkez sağda yer alan Demokratik ve Hristiyan Birliği’nden Slovakya eski dışişleri bakanı Eduard Kukan, “Okunan her ismin arkasında terörizmle mücadeleyle hiç ilgisi olmayan kişisel bir trajedi var,” dedi.

Karar aynı zamanda üye devletleri Türkiye’de gazetecilerin yargılandığı davaları izlemeye çağırdı. Kararda ayrıca tutuklu Özgür Gündem editörleri İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya'nın işkence gördükleri iddiası da yer aldı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Hollandalı AP üyesi Kati Piri darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CNN-Türk televizyonunda FaceTime aracılığıyla halka seslenmesini “medya çoğulculuğu “ olarak tanımladı. Darbe girişimi sonrası 99 gazetecinin tutuklandığını anlatan Piri, Türkiye’nin Avrupa’da hapisteki gazeteciler konusunda başı çektiğini, ülkede çok sayıda medya kuruluşunun kapatıldığını ve birçok gazetecinin işsiz kaldığını söyleyerek  “Bu birinci olmanın iyi olduğu bir liste değil” dedi.

Piri aynı zamanda “dürüstlüğü kanıtlanmış olan seçkin gazetecilerin” uygun süreçler olmaksızın uzun süre hapiste tutulması uygulamasını eleştirdi. “Altan kardeşler, Şahin Alpay ve romancı Aslı Erdoğan darbeye iştirak etmedi” diyen Piri, bu yazarların hapiste tutulmasının “kamu yararına” hizmet etmediğini savunarak, bu durumu “sadece fikirleri yüzünden cezalandırılmaları” olarak tanımladı.

Kürtçe yayın yapan çocuk kanalı Zarok TV’nin kapatılmasına atıfta bulunan İngiz İşçi Partisi’nden Julie Ward “Sünger Bob Kare Pantolon veya Şirinler topluma tehdit olarak algılanabilecek ne yapmış veya ne söylemiş olabilir?” dedi.

Oturumda konuşan Yeşiller Eş-başkanı Harms: “Gazetecilik suç değildir. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM’ne vermek istediğimiz mesaj budur,” dedi. 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol