Türkistan Konferansı'nda Çin zulmü anlatıldı
 Köklü Değişim Dergisi tarafından düzenlenen  ve  Türkistan coğrafyasında yaşayan Müslüman Türklerinin sorunlarının tesbiti ve çözüm yollarının tartışıldığı “Rusya ve Çin Zulmü’ne Terkedilen Türkistan” konferansı İstanbul’da yapıldı.

Topkapı – Holiday İn The İstanbul Oteli salonlarında gerçekleştirilen konferans, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından Rusya ve Çin zulmünü anlatan bir sinevizyon gösterimi ile devam etti. Konferansta, Rusya ve Çin’in Türkistan coğrafyasında uyguladığı baskı, zulüm ve sömürge politikaları ayrıntılı olarak ele alındı.

Türkistan coğrafyasındaki diktatör rejimlerin Rusya ve Komünist Çin ile işbirliği yaparak kendi halklarına karşı uyguladıkları hukuk dışı baskı,işkence ve toplu tutuklamalar vurgulanarak kınandı.  

Geçtiğimiz yıllarda Andican katliamında şehid edilen Müslümanlar yad edildi.Özbekistan zindanlarında tutulan 8 bin’ı Hizb-ut Tahrir üyesi olarak suçlanan binlerce Müslüman kardeşlerimiz de  konferans’ta unutulmadı.

Ayrıca,Kırım’ın Rusya tarafından işgalı bir kez daha kınandı. Yine Kırım sürgününün soykırım olarak kabul edilmesi belirtildi. Ayrıca Doğu Türkistan’daki Çin baskı ve zulmünden kaçarak Güneydoğu Asya ülkeleri yolu ile Ülkemize gelebilen Müslüman Uygur Türklerinin karşılaştığı sorunlar de konuşuldu.

Bu kardeşlerimize sahip çıkılmasının insani bir görev ve islamı bir veibe olduğu vurgulandı. Bu mülteci kardeşlerimizin ekonomik, ikamet izni, veya tekrar tekrar ülkelerine geri gönderilmek korkusu nediniyle bu zulümlere burada da karşılaşma tehdidi ile karşı karşıya bulundukları örnekleri ile de ifade edildi.



Yoğun katılımla gerçekleştirilen konferans’ın açılışını bir konuşma ile açan Mahmut KAR Müslümanların sorunlarını kendilerinin  bir sorunu olarak kabul ettiklerini belirterek “Köklü Değişim dergisi olarak Türkistan coğrafyasındaki Rus ve Çin zulmünü ve onlarla işbirliği içerisindeki despot yöneticilerin kirli planlarını ifşa etmeye  devam edeceğiz. Türkistan’ın sahipsiz olmadığını, Çin ve Rusya’nın zulmüne terk etmeyeceğimizi bir kez daha burada ilan ediyor ve hatırlatıyoruz. İnşaAllah gölgesi üzerimize düşen Raşid-i Hilafet devletinin kurulmasıyla İslam ümmetinin tekrar ayağa kalkacağını, hidayet ve adaleti tüm dünyaya yayacağının müjdesini veriyoruz” şeklinde konuştu.





Doğu Türkistan ile ilgili en dikkat çekici ve gerçek durum ve teşhisi ortaya koyan konuşmayı Gazeteci-Yazar sayın Faruk Köse yaptı.Sayın Köse “Türkiye’de Müslüman kesim ve bunların kurdukları STK.ları dünya Müslümanlarına sahip çıkıyorlar. Doğu Türkistan’da yaşayan Mazlum Uygur Türkü Müslümanları ise adeta görmemezlikten geliyorlar. Çünkü bunlar Türk olarak yaratılmışlardır. Bu Kardeşlerimizin sorunlarına sahip çıkılırsa Irkçılık yapılmış  olacağını düşünüyorlar. Halbuki bunlar hem Türk olarak hem de Müslüman olarak yaratılmışlardır. Bu yanlış anlayış terk edilmeli ve Doğu Türkistanlı Kardeşlerimize sahip çıkma noktasında adil olunmalıdır” dedi.


Doğu Türkistan’ın sorunları Hidayet OĞUZHAN (Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı)ile Hamit GÖKTÜRK (Uyghurnet Haber ve Araştırma Merkezi Genel Yayın Yönetmeni), tarafından gündeme getirildi.



Göktürk : İşgalcı  Çin Doğu Türkistan’da Tarihin en ağır ve En Acımasız Soykırımını yapıyor.


Hamit Göktürk konuşmasında, "Doğu Türkistan sorununun görülmediği ve duyulmadığı bir zaman’da Türkistan Coğrafyasının sorunlarının gündeme getirildiği bu konferansın çok önemli olduğunu ve bunun için de Köklü Değişim dergisine minnettar olduklarını" belirterek şöyle konuştu, “İşgalcı Çin Doğu Türkistan’da artık, hiçbir itiraz ve tepki’ye maruz kalmadan baskı, zulüm, etnik asimilasyon, dini ve ırkı soykırım uygulamalarını rahatça sürdürmektedir. İşgalcı  Çin Doğu Türkistan’da Tarihin en ağır ve En Acımasız Soykırımını yapıyor. İşgalçı Çin orucu, namazı, haccı, Kuran-i Kerim bulundurma, okuma ve öğrenmeyi yasaklamış bulunuyor. Ramazan’da Müslümanlara hakeretler ediyor ve onları aşağılıyor. Mübarek Ramazan ayında içki içme yarışmaları düzenliyor. Bu aşağılamalar ve hakeretler Yalnız Müslüman Uygur Türklerine değil, tüm müslümanalara yapılmış bir hakarettir. Çin, geçtiğimiz yıl 2 ay süren bir operasyon yaptı. İçlerinde bebek, çocuk, kadınrlar ve yaşlıların da bulunduğu 20 Müslüman Uygur Türkü’nü Alman faşistlerinin yöntemini kullanarak saklandıkları mağaralarda ateş makinaları ile yakarak, üzerlerine bombalan atarak ve yayılım ateşi açarak katletti. Maalesef Türkiye’deki STK.larından her hangi bir tepki veya açıklama gelmedi. Ben kendilerine telefon ettiğimde bu konuda Doğu Türkistan STK.ları bizleri bilgilenedirsin. Öncülük etsin. Tepki gösterelim cevabı ile karşılaştım. Peki Arakanlı Kardeşlerimizin Moru’lu Müslüman dindaşlarımın, Gazzeli Din kardeşlerimizin Türkiye’de Dernek ve Vakıfları mi var? Mazlum ve mağdurların haklarını savunmak için kurulduklarını söyleyen STK.lar Doğu Türkistan’daki bu Müslüman soykırımını kınamak ve tepki göstermek yerine Devletimizin birliğine kast eden Askerimize,polisimize kurşun sıkan terörist katillerin cesetlerinin açıkta bırakılıdığı ve teşhir edildiğini iddia ederek bildiri yayınlıyorlar. Doğu Türkistan’daki Çin kaliamlarını görmemezlikten geliyorlar. Bu insani, vicdani ve İslami bir tutum asla değildir” dedi.





Göktürk ayrıca,Gazeteci yazar Faruk Köse’nin 2014 yılında Davutuoğlu hükümeti kurulurken,bir köşe yazısında “Doğu Türkistan Sorunu Hükümet programında yer almalıdır. Doğu Türkistan’da bugün bir vahşet ve soykırım yaşanıyor. Hükümet Doğu Türkistan sorununu  hükümet programına koyarak gerekli önlemi almalıdır” ifadesi ile çok isabetli ve aynı zamanda hakkı teslim eden adil ve cesur bir çıkış yapmıştı. Ben sosyal medya ortamında kendisine teşekkür etmiştim.Huzurunuzda kendilerine bir kez daha teşekkür ediyor dualarımı ve minnet duygularımı iletiyorum, dedi.


Kaynak: uyghurnet

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.