'Türkiye bir istikrar adası'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke. Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke" dedi. 
 
Davutoğlu, New York temasları kapsamında Goldman Sachs’ın binasında, Goldman Sachs Doğrudan Yatırımcıları'yla öğle yemeğinde bir araya geldi. 
 
Türk ve yabancı yatırımcıların hazır bulunduğu toplantıda, Davutoğlu'na Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da eşlik etti. 
 
Goldman Sachs’ın İstanbul’da bir ofis açmasından memnuniyet duyduğunu dile getiren Davutoğlu, ofisin çok aktif olacağına inandığını söyledi. 
 
Davutoğlu, İstanbul’un dünyanın, Afrika ve Avrasya’nın merkezi ve birçok faaliyetin kalbi olduğuna işaret ederek, geçmişten modern zamana kadar hep en büyük ekonomik merkezlerden ve dünyanın en önemli kentlerinden biri olmaya devam ettiğini belirtti. Davutoğlu, “Bugünün küresel ekonomisinde İstanbul öyle bir büyüyor ki önümüzdeki yıl ve on yıllarda finansal merkez haline gelecek. İstanbul’un ulaşım yolları, enerji koridoru ve finans merkezlerinden biri olmasını planlıyoruz" diye konuştu.
 
İstanbul’da dünyanın en büyük havaalanını inşa ettiklerini bildiren Davutoğlu, projenin ilk aşamasının Türkiye'nin kuruluşunun yıl dönümü olan 29 Ekim 2017 yılında, hepsinin 5 yılda tamamlanacağını söyleyerek, "Bu havaalanı bittiğinde, yılda 150 milyon yolcusuyla dünyanın en büyük havaalanı olacak” ifadesini kullandı.
 
Davutoğlu, bugün bile İstanbul’un en hareketli havaalanlarından birine sahip olduğuna ve birçok etkinliklerin merkezi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, İstanbul’da finansal altyapının da büyüdüğünü anlattı.
 
Davutoğlu, ayrıca, geçen hafta üç katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi'ni açıkladıklarını anımsatarak, Asya ile Avrupa arasında, boğazın altında 6 bin 500 metrelik tünel oluşturulacağını kaydetti.
 
"Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor"
 
Davutoğlu, küresel ekonomideki durum ve Türkiye’nin bu konulara ilişkin gelecek planlamalarına da değindi.
 
Uluslararası bağlamda dünya ekonomisi ve politikasında en kritik ve kapsamlı dönüşümlerden birinin yaşandığını belirten Davutoğlu, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 1990’larda bir jeopolitik değişim ve "deprem" görüldüğünü anımsatarak, Ukrayna gibi ülkelerde hala bunların etkilerinin devam ettiğini söyledi. 
 
Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
"Ukrayna ve Rusya Türkiye’nin iki komşusu. 1990’ların bu jeopolitik zorluğu bugünün de gündeminde hala yerini koruyor. Bu şehirde de (New York) 11 Eylül saldırıları güvenlik perspektifi açısından bir dönüm noktasıydı. Hala uluslararası terörizm tehdidiyle yüz yüzeyiz ve uluslararası terörizmle mücadelede, sadece çevresindeki bölgede değil dünya genelinde barışın kurulması noktasında Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor."
 
Davutoğlu, 2008 yılındaki küresel ekonomik krizin etkisinin de hala sürdüğünü ifade ederek, şunları belirtti:
 
"Dün Portekiz, iki hafta önce Macaristan, ondan önce de Brüksel ve Berlin’deydim. Avrupa ekonomisinde, Türkiye ve dünya ekonomisini de etkileyen durgunluk sorunsalı hala devam ediyor. G20 dönem başkanı olarak Türkiye, küresel ekonominin geleceği için ulusal ve uluslararası ekonomilere yeni dinamizm sağlayacak, durgunlukla nasıl mücadele edileceği, büyüme ve dünya ticaretinin nasıl teşvik edileceği noktasında bir plan ve ajanda hazırladı." 
 
"Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke"
 
Arap Baharı’nın ardından yeni zorlukların ortaya çıktığını anlatan Davutoğlu, Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi 6-7 tane kırılgan ülke bulunduğunu ifade etti. Davutoğlu, "Tüm bunlara birlikte baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke" değerlendirmesinde bulundu. 
 
Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye’nin gelecek için umut vadeden bir ülke olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Son 12 yılda çevremizdeki birçok soruna rağmen Türk ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,5 büyüdü. Gayrisafi milli hasılamız (GSMH) 3,5 kat arttı. İktidara geldiğimiz 2002 yılında GSMH, 230-240 milyar dolar civarındaydı, şimdi 840-850 milyar dolar civarında ve hala da artmaya devam ediyor" dedi.  
 
Devletleri üç kategoriye ayıran Davutoğlu, bunlardan ilkini, vizyonu ve kendilerini yönetme kapasitesi bulunan ülkeler, ikincisini vizyonu olmayan ama en azından ülkeyi yönetme kapasitesi olan ülkeler, üçüncüsünü de ne vizyon ne işleyen bir yönetim kapasitesine sahip ülkeler olarak tanımladı.
 
Davutoğlu, "Birinci kategorideki ülkeler yükselecek ve Türkiye de bu kategorideki bir ülke. İkinci kategorideki ülkeler, statükolarını korumaya devam edecek, Suriye, Ukrayna, Irak gibi üçüncü kategorideki ülkeler de bazılarındaki zengin kaynaklara rağmen düşüş yaşayacaklar" görüşünü paylaştı.
 
"Kimse siyasi istikrarın geleceğinden endişe duymuyor"
 
Türkiye’nin "istikrar adası" olduğunu belirten Davutoğlu, son 12 yılda üç genel, üç yerel ve iki cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldığını, iki kez de referanduma gidildiğini ifade etti.
 
Davutoğlu, tüm bu seçimler ve referandumda AK Parti’nin güçlü çoğunlukla kazandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Geçen yıl kritik bir yıldı, yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimi vardı ve ikisinde de partimiz büyük başarı sağladı. Şimdi de yeni bir seçime gidiyoruz. Ancak bunun öncesinde bir konunun altını çizmek istiyorum, 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve partinin liderliğinde değişim oldu. Fakat hükümetin istikrarı konusunda herhangi bir endişe bulunmuyor. Devamlılık söz konusu, yeni politikalar açıklandı, yeni stratejiler açıklandı. Türkiye demokrasisinde ilk defa, iktidardaki parti, hala yönetimdeyken parti başkanını ve başbakanı değiştirdi. İstikrar da olumsuz bir şekilde etkilenmedi."
 
Gelecek seçimlerin 7 Haziran’da yapılacağını hatırlatan Davutoğlu, "Son anketlere göre partimizin oy oranı yüzde 48-52, bir sonraki sıradaki ana muhalefet partisi ise yüzde 22-25 oy oranına sahip. Dolayısıyla bir endişe yok. Tabii ki demokraside her türlü sürprize hazır olabiliriz ama var olan anketlere göre, Türkiye’de kimse siyasi istikrarın geleceğinden endişe duymuyor" dedi.
 
"Ekonomik ve siyasi istikrar Türkiye’nin iki değeri"
 
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Siyasi istikrar esastır ve ekonomik istikrarın ana sütunlarındandır. Avrupa’da hemen her ülkede, son dört yılda ne kadar çok hükümetin değiştiğini görebilirsiniz. Ekonomik istikrar ve siyasi istikrar birbirine bağımlıdır. Eğer siyasi istikrarınız yoksa, mükemmel ekonomik vizyonunuz olsa bile bunu hayata geçiremezsiniz. Eğer ekonomik istikrarınız yoksa, ülkenizde en iyi beyinlere bile sahip olsanız, siyasi istikrarınız olamaz. Bu iki unsur, Türkiye’nin iki değeri."
 
Türkiye’nin neden siyasi ve ekonomik istikrara sahip olduğuna değinen Davutoğlu, Türkiye’nin mali pozisyonuna bakıldığında, şu anda güçlü kamuda mali denge bulunduğunu, 2002'de yüzde 10,8 olan bütçe açığının 2014'te yüzde 0,7 olacağını ve bu oranın OECD ülkelerinin bütçe açığının 5’te 1’i anlamına geldiğini bildirdi. 
 
"Bütçe performansımıza yönelik herhangi bir risk görünmüyor"
 
Bütçe fazlasının 2017 itibariyle GSMH'nin yüzde 0,1'i olmasını hedeflediklerini aktaran Davutoğlu, "Finansal istatistiklerimizin açıkça gösterdiği üzere, bütçe performansımıza yönelik herhangi bir risk görünmüyor. Bu, ülkenin istikrarı açısından çok önemli" dedi.
 
Başbakan Davutoğlu, 2002'de yüzde 74 olan kamu sektörü borçlanma oranını yüzde 33'e indirdiklerini ve bu oranın 2017'de de yüzde 28'e düşeceğini bildirdi.
 
Bankacılık sektöründe tüm finansal krizlere rağmen Türk bankalarının çok güçlü kaldığını belirten Davutoğlu, "Hiçbir Türk bankası sıkıntı yaşamadı. Türk bankalarının performansını sadece komşumuz olan değil tüm Avrupa bankalarıyla karşılaştırabilirsiniz. Türk bankalarının sermaye oranı yüzde 16,3. Bu G20 ülkeleri arasında en yüksek oran" diye konuştu. 
 
Türkiye'nin istatistik verilerinin OECD, AB ve G20 ülkelerinden çok daha iyi olduğunu ifade eden Davutoğlu, Türkiye’nin ihracatının 158 milyar dolara çıktığını ama önemli olanın ihracat rakamının yanı sıra ihracat kalemlerini ve hedef ülkeleri çeşitlendirmek olduğunu kaydetti.
 
Davutoğlu, iktidara geldikleri 2002 yılında, 1 milyar doları aşan ihracat malları sadece 9 kalemde kalırken, bunu 37’ye çıkardıklarını, aynı şekilde 2002'de 1 milyar doları aşan ihracat yapılan ülke sayısı sadece 8 iken şu anda 34 olduğunu ve sayıların her geçen gün de arttığını anlattı. 
 
Başbakan Davutoğlu, iktidara ilk geldiklerinde Türkiye ihracatta Avrupa pazarına çok bağımlı iken, bu bağlamda komşu ülkelerin oranının yüzde 8’de kaldığını, Afrika ve Latin Amerika pazarının rolünün ise en alt sevilerde olduğunu hatırlattı. Avrupa’daki krizin ardından komşularıyla özel ilişki geliştirdiklerini ve ihracat oranında bu ülkelerin payının yüzde 35’e çıktığını dile getiren Davutoğlu, Arap Baharı’ndan sonra komşu ülkelerde krizlerin başlamasının ardından yüzlerini Afrika ve Latin Amerika’ya çevirdiklerini ve 4 yılda Afrika’da 27, Latin Amerika’da 6 yeni büyükelçilik açtıklarını bildirdi.  
 
Davutoğlu, "Dolayısıyla, eğer ihracatınızı geliştirmeye yönelik vizyonunuz varsa, yeni büyükelçilikler açma yönündeki siyasi kararlar, ülkenizi yeni ülkelere açma kararı, durgunluğa karşı ekonomik çözüm haline geliyor" diye konuştu. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol