Sekülerleşmenin doğuşunda ve bu olgunun taşınmasında ana öğelerden birisi,  sanayi kapitalizminin dinamiğidir. Bu dinamiği ateşleyen ve taşıyıcı ana etken yeryüzü ölçeğinde iletişim teknolojisidir.

Modernlik zihniyeti küreselleşme ile birlikte kendi yaşam formlarını yeni iletişim ve enformasyon kanalıyla bütün dünyaya yaymaktadır. Şüphesiz iletişim teknolojisi küresel ölçekte, sosyal hayatın en ücra mahrem alanlarını bile deşifre etmekle kalmıyor, toplumların giyim-kuşam biçimlerinden mutfak kültürüne, din anlayışlarından zihinsel yapılarına varıncaya kadar kökten müdâhale ederek dönüştürücü ve değiştirici bir işlev görüyor. Buna ek olarak endüstriyel üretim şekli de sekülerleşmeyi/dünyevîleşmeyi bir zihniyet değişimine zorlayıcı etkiler meydana getiriyor.

Küreselleşmeye bağlı olarak sekülerleşme/dünyevîleşme, hayatın sadece, sosyal, siyasal, kültürel ve iktisadî yanlarını değil, ilâhiyat alanlarını da etkisi altına alıyor.

Dinin getirdiği tevhid inancı, parçalardan bütünselliğe doğru bir amaç taşırken; sekülerizm, bütünden parçalamaya doğru bir süreç izliyor.  Çünkü sekülerizm,  cenneti yeryüzünde arama çabasıdır.

Bu yönüyle sekülerizm/dünyevîleşme, insanın gözünü ilâhî olandan salt bu dünyaya çevirme olup; Allah inancını unutturma ve ahret gününe imanı olabildiğince zayıflatmaktadır.

Dünya merkezli bir ebedilik (huld) düşüncesini kışkırtan dünyevileşme,  insanı daha çok zevk peşine sürükler ve tutkulara yönlendirir. Çünkü özde dünyevîleşmenin böyle bir çekiciliği vardır.  İnsan İlahi hikmet ve irfandan koptuğu andan itibaren dünyevileşmenin meydana getirdiği câzibe alanının dışına çıkamaz.

Günümüzde sekülerleşme/dünyevileşme,Müslüman kimlikleri derinden etkilemektedir.  Dünyevileşmenin göstergeleri olarak tüketim zafiyetinin artması,  cinsiyet rollerinde farklılaşma, tesettür defileleri, moda ve markaya düşkünlük, açgözlülük, seküler ahlak anlayışı, aile yapılarında sarsılma, aşırı konformizme özenme, gizli/yasal olmayan evliliklerde artış, diz boyu israf,  din dilinin ticarileştirilmesi sayılabilir.  Ayrıca, kitlesel boyutta meydana gelen bu değişim;  “ben” merkezciliği ve “sahip olma” güdüsünü kamçılamakta, mevcut durum, helal ve haram duyarlılığını zayıflatmakla birlikte bireyselleşmeye bağlı olarak yalnızlaşmayı hızlandırmaktadır.

Çare, başta dini kurumlar olmak üzere tüm kamu kuruluşları ve sivil toplum, zenginlikle imtihan konusunda; açgözlülüğe karşı kanaat ahlâkının yerleştirilmesinde; i’sâr rûhunun canlı tutulmasında; rızık, bereket, hasbîlik ve samimiyet gibi kavramların yeniden hayat bulmasında; içi boşaltılan ve salt gösteriye dönüştürülen dindarlığa yeniden ruh kazandırılmasında ciddi çalışmalar içine girmelidirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
memur 2017-10-30 12:02:23

ilahiyat mezunu birisi olarak kanaatim odur ki dünyevileşmenin en büyük müsebbibi bazı ilahiyat hocalarıdır. konuşmalarıyla milleti dini yaşantıdan uzaklaştırdılar. samimi müslümanları sürekli rencide ettiler.

banner274

banner273