Namaz sureleri olarak ezberlediğimiz ve her gün okuduğumuz surelerden birisi olan Fil Suresinde, Kabe’yi yıkmaya gelen Ebrehe ve ordusunun hezimeti anlatılır. Tarihe Fil Vakası veya Fil Savaşı olarak geçen savaşın sonucunu hepimiz biliyoruz ama sebebine çok kafa yormadığımız gibi, bu sebebin günümüze yansımasını da pek düşünmüyoruz. 

İslam tarihi kitaplarında, Fil Savaşına sebep olan süreç, özet olarak şöyle anlatılır: 

Ebrehe, Yemen'de, Aksum Krallığı'na bağlı Hristiyan bir vali idi ve Arapların her sene hac amacıyla Mekke'ye gitmelerini istemiyordu. San'a'da büyük bir kilise yaptırdı ve ismini Kuleys koydu.

Ebrehe Habeş Kralı'na halkın hac için ancak Kuleys'i ziyaret edebileceklerini, Mekke'ye gidenlere izin vermeyeceğini yazarak onun da desteğini aldı.

Ebrehe'nin haccı engelleme niyeti Arapları öfkelendirdi. Rivayete göre Nukayl isminde bir yerli, Kuleys'e girerek kimsenin olmadığı bir zamanda içeriyi harabeye çevirdi, kirletti ve kayıplara karıştı. Ebrehe ağır bir hakarete uğramıştı.

Olayın üzerine bir de kilisenin yanması eklenince vali intikam almaya karar verdi, Kâbe'yi yıkmak ve enkazı fillerle Yemen'e taşımak için dört bin fil ve üç yüz bin Habeşli'den oluşan ordusu ile harekete geçti.

Ebrehe’nin derdi Kilise mi? 

Bu anlatıma bakılırsa, Ebrehe dindar bir Hristiyan olduğu için, insanların dünya ve ahretini kurtarmak için (!) Kilise yaptırmıştır. İnsanların Kiliseye gelip kurtuluşa ermelerine (!) engel olan Kabe’yi ortadan kaldırmaya çalışmıştır.  

Gerçekten Ebrehe’nin derdi Kabe veya Kilise miydi? Bu sorunun cevabını doğru anlamadan, bugün yaşadığımız problemleri de anlayamayız. Bu sorunun cevabını anlamadan, ülkemizde yaşanan terörün sebeplerini de anlayamayız. Bu sorunun cevabını doğru anlamadan, Ortadoğu’da akan kanların sebebini de doğru anlayamayız.

Ebrehe’nin derdi Mabed değil Ticaretti. Kabe’nin etrafında oluşan ticaretin, kendi yönettiği şehir ve yaptırdığı kilisesi etrafında toplanmasını istiyordu. 

Bugün yaşadığımız sancıların temelinde yatan kavgayı anlamak istiyorsanız, medyanın size gösterdiklerine ve gündemi boğan olaylara aldanmayın. 100 yıldan fazla bir zamandır ilk defa IMF’ye borcumuz yok. İlk defa kendi silahımızı üretiyor, kendi savaş sanayimizi kuruyoruz. Yerli otomobil ve uçak sanayisine yaptığımız yatırımlar, Almanya gibi birçok ülkeyi rahatsız ediyor. 

Modern Ebrehe’lerin derdi, insan hakları falan değil. Onlar kendi ayaklarımızın üzerinde durmamızı istemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki, biz kendi ayaklarımızın üzerinde durursak, ellerinden tuttuğumuz mazlum ülkeleri de ayağa kaldırırız. Ayağa kalkan her mazlum, modern Ebrehelerin sömürü çarkına çomak sokacak. 

Bedir savaşının sebebini anlamadan terörün sebebini anlayamazsınız...

İslam tarihinin ilk savaşı olan Bedir savaşının sebebini hiç düşündünüz mü? Düşünsenize, Mekkeli müşrikler Müslümanlara baskı ve boykot uygulayarak şehri terketmelerini sağlamışlar. Mekkeli hakim güç (Müşrikler), Peygamberimiz dahil tüm Müslümanların Mekke'yi terketmesini sağlamışlar. Müslümanlar, kelimenin tam anlamıyla kaçmak (Hicret etmek) zorunda kalmışlar. 
Mekkeli müşrikler şehirlerinden kovmayı başardıkları Müslümanları, neden Medine'de rahat bırakmayıp onlarla savaşmak için Medine sınırına kadar geldiler? 

Genelde Bedir savaşının sonuçları üzerine konuşup, Müslümanların sayı azlığına rağmen kazandıkları zaferi konuşuyoruz. Ancak savaşın sebebi ve bu sebebin günümüze yansımasına kafa yormuyoruz.

Mekkelilerin derdi neydi?

Mekke’yi terk edip Medine’ye yerleşen Müslümanlar, mallarını yanına alamamış, Mekkeliler o malları yağmalamıştır.

Müslümanlar, Mekke'de bıraktıkları malların karşılığını almak ve Mekkelileri ekonomik açıdan zayıflatmak için Suriye'den dönmekte olan bir kervana doğru harekete geçmeleri üzerine Bedir Savaşı 624 yılında meydana gelmiştir.

İslamiyet'in Medine'de hızla yayılması ve Müslümanların Mekke-Şam ticaret yolunu kontrol altına almaları, Mekkelilerin ekonomik hayatını tehlikeye sokmuştur. 

Mekkelilerin derdi iman veya inanç değil ticaret yolu ve maddi kaygılarıydı. Tıpkı Ebrehe gibi. Bugün yaşanan kavgaların sebebi de siyasi değil ekonomiktir. 

Rahmetli Necmettin Erbakan hocanın ‘Namaz kılan köle olmamızı istiyorlar’ sözü, bu hakikati, modern çağda en iyi anlatan analizlerden birisidir.  

Ortadoğu’da akan kan, petrol siyahıdır…

Ortadoğu’da, insan kurtarmayı dert eden tek ülke Türkiye’dir. Diğer ülkelerin derdi yer altı kaynaklarına sahip çıkmak ve sömürü düzenlerini devam ettirebilmektir. Türkiye, Ortadoğu’da ki sömürü düzenlerine çomak soktuğu için kuduruyor ve daha saldırgan hale geliyorlar. 

Bizim içimize, İslam’a hizmet kılıfı altında, 50 yıl içerisinde yerleştirdikleri paralel askerler gibi, yüzlerce asker ve onlarca paralel yapı var Ortadoğu’da. Dünya’nın ekonomik dengesinin değişmesini istemeyenler, Türkiye’nin liderliğinde yeni bir dünyanın kurulmasını istemiyorlar. 

Biz dik durmak zorundayız. Ayakta durmak zorundayız. Daha çok çalışmak zorundayız.

Mazlumlara sahip çıkmak ve dualarını almak zorundayız. Saldırılarla moralimizi bozmak isteyenlerin oyununa gelmemeliyiz.

Yemen türküsünü yeniden yazmaya hazır olduğumuz, köle olmaktansa, İstiklal savaşını bir daha vermeye razı olduğumuzu hissettirmek zorundayız onlara. 

İnanan ve Allah’a sığınan küçük bir grubun, silahına ve kalabalığına güvenerek zalimleşen güçlü grupları mağlup edeceğine olan inancımızı asla kaybetmemeliyiz.

Unutmayın; 

Dün Ebrehe’nin derdi ne ise, bugün Batının derdi de aynıdır.
 
Dün Mekkeli müşriklerin derdi ne ise, bugün Amerika’nın derdi aynıdır. 

www.saitcamlica.com




 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
karesi10 4 hafta önce

tespitlerin cok cok isabetli ustad, dunun olayları gunumuze ısık tutmalı...

banner205