Cumhurbaşkanı'nın talimatına rağmen YÖK, Yardımcı Doçentlikleri hala kaldırmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yardımcı Doçentliğin kaldırılması konusunda YÖK’e talimat vermesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen YÖK bu konuda bir arpa boyu dahi yol alabilmiş değil...

Cumhurbaşkanı'nın talimatına rağmen YÖK, Yardımcı Doçentlikleri hala kaldırmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yardımcı Doçentliğin kaldırılması konusunda YÖK’e talimat vermesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen YÖK bu konuda bir arpa boyu dahi yol alabilmiş değil...

02 Ocak 2018 Salı 15:10
Cumhurbaşkanı'nın talimatına rağmen YÖK, Yardımcı Doçentlikleri hala kaldırmadı
banner283

Doçent adaylarının Gözü Kulağı Külliye’den Gelecek Haberde!

YÖK 2018 yılına girilmesine rağmen doçent adaylarının sorununu hala çözemedi!

Yardımcı Doçentlik Eser Aşaması Şartları Giderek Ağırlaştırılmaya Devam Ediliyor!

Yardımcı Doçentlik sözlü sınavının kaldırılacağı konuşulurken şimdi de şartlar el altından ağırlaştırılmaya başladı.

Dinihaberler olarak 25.10.2017 tarihinde Yardımcı Doçentlerle ilgili şöyle bir haber yapmıştık:

YÖK hâlâ neyi bekliyor?

Yoksa Cumhurbaşkanımızın talimatını ciddiye almıyor mu?

Bu işkence ve keyfîlik ne zaman sona erecek?

Bilindiği üzere Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık iki buçuk ay evvel Yardımcı Doçentliğin kaldırılması konusunda YÖK’e talimat vermiş ve YÖK de konuyla ilgili bir komisyon kurarak çalışmalara başlamıştı.

Ancak görünen o ki, bu komisyon işi ağırdan almakta ve on binlerce yardımcı doçenti mağdur etmeye devam etmektedir.

Haber merkezimizi arayan binlerce yardımcı doçent, bu durumun Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a iletilmesini ve konunun bir an önce netliğe kavuşmasını istediklerini belirttiler.

“Ben kaynanamdan çok çektim, gelinim de benden çekecek!” mantığı ile hareket ederek yardımcı doçentlerden intikam alma yanlışına düşen, “kalite düşmesin” kılıfının arkasına saklanarak sürekli şartları ağırlaştıran, meseleye ideolojik ve önyargılı bakan ve kendi grubundan olmayan doçentadaylarına olumsuz raporlar yazarak mağdur eden bazı profesörlere artık Cumhurbaşkanımızın dur demesinin vakti gelmiş, hatta geçmektedir.

Dolayısıyla biz dini haberler olarak yardımcı doçentlerin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda onların sesi olmaya, kamuoyunu doğru bilgilendirmeye ve bu önemli meseleyi takip etmeye devam edeceğiz.

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Maalesef aradan 70 gün gibi bir süre geçmesine rağmen meselenin halli yönünde bir arpa boyu yol alınamadığı gözleniyor.

Bu nedenle “Haber Merkezi”mizi arayan binlerce doçent adayı seslerini duyurmamızı istediler. Bu bakımdan biz de onların gönderdikleri yazıyı aşağıda aynen yayınlıyor ve YÖK’ü bir kez daha göreve davet ediyoruz.

Zira YÖK bu sorunun yılbaşından önce çözüleceğini ifade etmişti. Ancak görünen o ki profesörler ellerindeki yetkinin alınmasını istemiyor, ayak diriyor ve süreci tıkamaya devam ediyorlar. Üstelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarına rağmen bunu yapma cesaretini kendilerinde görüyorlar.

Doçent Adaylarının Gönderdiği Yazı

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, İslam Dünyası Yükseköğretim Alanının Oluşturulması Toplantısı'nın açılış oturumunda yaptığı konuşmasının üzerinden aylar geçti. Konuşmanın akademisyenlerle ilgili bölümünde Reis-i Cumhûrun en can alıcı cümlesi Yardımcı doçentlikle ön kesiyoruz!” kısmı idi. Diğer can alıcı cümle ise “Bunu (yani Yrd. Doçentliği) birileri birilerini oyalamak için yapmışlar. Bu, gerçekten ilmiye sınıfına bir paravan, engel oluşturuyor. Bunu aşmamız lazım ve aşacağımıza inanıyorum” şeklindeydi.

Bu beyanatın ardından çok süratli bir şekilde harekete geçileceği ve çalışmalara başlanılacağı sözü en yetkili ağızlarca medyada günlerce yer aldı.

Peki ne oldu da süreç bu zamana kadar askıda kaldı?

Cumhurbaşkanımıza hangi gerçek dışı aktarımlar yapıldı, bunu kimler hangi maksatla yaptı?

Tabi ki, doçentliği ve profesörlüğü sanki “vehbî” bir şekilde hiç yardımcı doçentlik aşamasını dahi geçirmeden almış şahısların Külliye’yi yol edindiğini, “Yardımcı doçentler sürünsün” sloganıyla üst makamlara “FETÖ belasını da gerekçe göstererek” arzuhallerini sunmak için gittiğini/ didindiğini/ çabaladığını duyar olduk.

Maalesef ki 2018 yılında doçentliğe getirilen yeni kriterler eğer bu profesörlere getirilse birçoğu yıllarca yardımcı doçentlikte kalacaklardır. Çünkü şu anki dil seviyesi, istenen kriterler daha öncekilerden çok ağır bir düzeyde ve maalesef ağırlaşmaya da devam ediyor.

Bizler inanıyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımıza ehli insaf kişilerce yardımcı doçentlikle ilgili çok ciddi raporlar gitmiştir, zât-ı âlileri de bu yönde bir konuşma yaparak ilgililere harekete geçmelerini istemiş ve bunun yöntemine de işaret etmişlerdir.

Fakat biz Doçent adayları başta ülkemiz ve İslam coğrafyasının geçirmiş olduğu şu sıkıntılı günlerde, milletimizin ve âlem-i İslâm’ın umut kaynağı olan Sayın Cumhurbaşkanımızı böyle basit bir meseleyi gündeme getirerek meşgul etmeyi hicab sebebi olarak gördük ve görmeye devam ediyoruz.

Bu nedenle ilk günden bu yana meseleye bilim adamına yaraşır bir şekilde; vakarını, tarafsızlığını ve çalışkanlığını her daim muhafaza ederek yaklaşan YÖK başkanımız Prof. Dr. Yekta Saraç’tan bu meselenin gerçek muhatapları olan Yardımcı Doçentlerle bizzat görüşerek mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz.

Aksi takdirde birinci dereceden muhataplar göz ardı edilerek “problemin asıl kaynağını oluşturan şahısların verdikleri raporları ve beyanatları” esas alınacak olursa Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği sorunlar daha da derinleşecek, katlanarak artacak ve doçent adayları mağdur edilmeye devam edilecektir.

Konuyla İlgili Bazı Gelişmeler, Tespitler ve Önerilerimiz şunlardır:

1. Yardımcı Doçentlik önündeki en büyük engel sözlü sınavı değil, sözlü sınavıyla birlikte eser incelemelerini de kapsayan aşamada bazı jürilerin (çoğu akademisyenlerimizi bundan tenzih ederiz.) bilimsellikten uzak, nesnel değerlendirmeleridir. Dolayısıyla ilgili mercilerce belirlenmiş olan 100 puan esasına göre diğer bazı şartlarda sağlanarak “esas alınacak kriterlerin net bir şekilde belirlenmesi” ve artık keyfiliklerin önüne tamamen geçilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde “sözlü sınavı kalktı anlayışı”, jürileri eser inceleme aşamasında daha da katı bir tutum sergilemeye/ takınmaya sürükleyebilir. Bu durum, sözlü sınavını aratır bir hali ortaya çıkarabilir. Kaldı ki sözlü sınavında yapılan haksızlıklar çok rahat bir şekilde eser incelemesinde de yapılabilir.

2. “Yardımcı Doçentlikte sözlü sınavın kalkması vs. şartların değişmesi FETÖ’ye yarar” bahanesiyle bu işe karşı çıkmak aslında FETÖ’ye yol açmaktır. Çünkü ilgili mercilerce 100 puan esasına dayalı getirilecek objektif kriterlerle hiçbir FETÖ’cü Doçent olamaz. Ta ki ilkokul düzeyinden beri yapılan bütün sınavlarda soru çalmayı adet haline getiren FETÖ mensuplarının kalitesi ve kalibresi, yazacakları makalelerde ve kitaplarda elbette ki ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla böyle bir gerekçe ilmi olmaktan çok duygusal bir anlayışı/ yaklaşımı yansıtmaktadır.

3. Maalesef ki Cumhurbaşkanımızın açıklamasından uzun bir zaman geçmesine rağmen sözlü sınavının kalkacağına dair yapılan açıklamadan başka herhangi bir olumlu gelişme olmamış, aksine 2018 Doçentlik başvuru şartları için özellikle temel alanlarda şartlar daha da ağırlaştırılmış, yine bazı temel alanlarla ilgili uluslararası alan endekslerinde taranan dergiler “bir elin parmağını geçmeyecek sayıya” indirilmiştir. Bu hususu Cumhurbaşkanımızın dikkatlerine sunmak isteriz.

4. Ortada olan diğer bir sorun da akademik teşvikten dolayı uluslararası alan endekslerinde taranan dergilerde bir makale yayınlanmasının oldukça zorlaşmasıdır. Çünkü yayın kalitesi yüksek olan birçok dergide akademik teşvikten dolayı bir makalenin çıkma süresi bir yılı geçer olmuştur. 20 sayfalık bir makalenin, hakemlerde bir yıl beklediği bir ülkede ilmi gelişmeden ve ilerlemeden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla ilmî makaleleri bekleterek doçent adaylarının önünün bir başka şekilde tıkanması uygulamasına da artık bir son verilmelidir.

5. Cumhurbaşkanımızın açıklamasından sonra üniversitelere gönderilen resmi bir yazıyla akademisyenlerin görüşlerinin alınması elbette isabetli bir uygulama olmuştur. Fakat bilindiği kadarıyla bu raporlara son şeklini verenlerin çoğu Profesör düzeyindeki akademisyenlerden oluşmaktadır. Bu itibarla bu sorunun birinci derecede muhatapları olan yardımcı doçentlerin söz konusu süreçte görüşlerinin alınarak ayrı bir raporlama işlemine gidilmesi objektif kararların alınmasına imkân sağlayacaktır.

6. Bu süreçte yaşanan problemin birebir mağduru/ muhatabı olmadığı halde konuya objektif bir şekilde yaklaşıp meselenin halli yönünde gayret sarf eden Profesör ve Doçent akademisyenlere de bu vesileyle teşekkürlerimizi ifade etmeyi bir borç biliriz.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği talimatı yerine getirmek üzere YÖK başkanımız Prof. Dr. Yekta Saraç’ı göreve davet ediyoruz. Kriterler net bir şekilde ortaya konulmalı, 100 puan kriterini aşanların işlemleri ÜAK tarafından sistem üzerinde incelenmeli, böylece bazı kimselerin yetkilerini keyfi olarak kullanmalarının önüne geçilmeli ve hak edenlere doçentlik payeleri YÖK tarafından verilmelidir.

Yıllardır Şartlar Ağırlaştırılarak Mağdur Edilen Doçent Adayları

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İhsan Hoca 2018-01-03 05:19:12

Sayın Cumhurbaşkanım; Doçent ve Profesör olmanın kriterleri şunlar olmalıdır: 1-)Yabancı Dil baraj değil puan getiren bir alan olarak değerlendirilmelidir. 2-)Üniversitelerde On yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan Doçent olarak atanmalıdır. 3-)Üniversitelerde Yirmi yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan Profesör olarak atanmalıdır. 4-)Bu şartları yerine getirmek için gerekli olan süreyi beklemek istemeyen ve Doktorasını bitirmiş olan her Öğretim Elemanının, isterse, YÖK’ÜN uygulamadaki kriterlerine göre Doçent veya Profesör olması sağlanmalıdır.

Avatar
Kinghaldy 2018-01-02 23:04:47

Duyarlılığınızdan dolayı sizleri kutluyorum. Allah razı oldun. Mevcut sistem korkunç bir sistem, Türk akademisini sakatlayan, geri bırakan bitiren dünyadaki gelişmelerden uzaklaştıran ilkel bir sistem. daha çök haketmeyenlerin önünü açan hakefenleri de süründüren bir sistem.. Cumhurbaşkanı'nın muhteşem liderliği bunu gördü. Düşünsenizde mülakat sınavlarına giriyorsunuz. Siz anlatıyorsunuz ama karşıdaki sizi dinlemiypr bile. Sonra git bir yıl sonra gel diyor. Ve sizin hiçbir itiraz hakkınız yok. Doktor değiştirme hakim değiştirme hakkınız var. Ama 4 yıl jüriyi değiştiremiyorsunuz. Size yalvarıyoruz sayın Cumhurbaşkanı. Bu ilkelliğe son veri

Misafir Avatar
bilgi 2018-01-03 22:18:52 @Kinghaldy

pire için yorgan yakılır mı? deyin ki mülakatta sorun var onu düzeltin... neden süreci tamamen kaldırıyorsunuz? bu süreçte makale yazmak yanlış mı? eser yazmak yanlış mı? literatüre hakim olmak yanlış mı?

Beğenmedim! (11)
Avatar
cevher 2018-01-03 02:03:29

objektiflikten uzak sözlü sınavı ve eser incelemesi olduğu sürece cesur, tarafsız gerçek bilim adamlarının yolu hep kapalı kalacaktır.

Avatar
İhsan Hoca 2018-01-08 17:29:32

sayın cumhurbaşkanım; ‘yardımcı doçent kadrosunda çalışan binlerce kişi adına bir mağduriyetimizi ifade etmek istiyorum: emsallerimizin, ölünceye kadar atama işleminin dışında kullanmadıkları, bir ömürde bir defa, bir biçimde, yabancı dil sınavından aldıkları 65 puanını gösteren belgeyi alamadığımız için (doktoraya başlamak için gerekli olan 55 puanını gösteren yabancı dil belgemiz olduğu halde), yıllardır bulunmamız gereken doçentlik ve profesörlük kadrosuna bir türlü geçemedik. emsallerimizin makaleleri varsa, bizim de var; emsallerimizin kitapları varsa bizim de var; emsallerimizin ‘bilim doktoru diploması varsa, bizim de var; emsallerimizin 20-30 yıllık üniversite hocalığı hizmeti varsa, bizim de var; ama emsallerimiz doçent, profesör, biz ise yardımcı doçent kadrosundayız ve binlerce yardımcı doçent olarak 50 yaşımızı geride bırakmış olarak emekli olmak üzereyiz. binlerce yardımcı doçentin anılan mağduriyetini, sizlerin yardımına ve takdirlerine saygıyla arz ediyorum.

Avatar
İhsan Hoca 2018-01-14 11:53:20

sayın cumhurbaşkanım; 1-) yabancı dili baraj olmaktan çıkardınız; sağ olun, var olun. 2-) yayın kriterleri arasında da bir baraj, bir ayırım olmamalıdır. 3-) doktora öncesi yayın, doktora sonrası yayın, şu alanda yayın, bu alanda yayın gibi barajlar ve ayrımlar olmamalıdır. 4-) bir öğretim elemanı akademik hayatı boyunca ister makale yazsın, ister kitap yazsın, ister bildiri yazsın; bunların hiçbirisi baraj olmamalıdır. 5-) bir öğretim elemanının akademik hayatı boyunca alın teri dökerek ortaya koyduğu bütün bilimsel yayınları toplamının 100 puan getirip getirmediğine bakılmalıdır. 6-) yayınlarının toplamından 100 puanı sağlayan öğretim elemanı üniversitelerarası kurula (üaka) başvurup, ‘doçentlik yeterlik belgesini alıp, doçent olmak için ilgili üniversiteye başvurmalıdır. sonuç: sayın cumhurbaşkanım; bazı yayın alanlarından puan almayı zorunlu kılan ve bu alanlara kutsallık atfeden barajları ortadan kaldırmanızı beklediğimizi saygıyla arz ederiz.

Avatar
Yerli 2018-01-02 21:36:59

Niye kaldırılsın ki? Resmen bitiş demektir...

Avatar
Mu versin 2018-01-02 22:04:21

Bilimsellikten uzak nesnel değerlendirme diyoRSA bir Yard doç kaldırmasınlar onu direk akade miden şutlasınlar

Avatar
ÖĞRENCİ 2018-01-03 10:30:00

aslinda bu doçent ve proflarin 30-60 yaş araliğinda olanlarinin yeterli̇kleri̇; 3 yil 5 yilda bi̇r i̇yi̇ bi̇r juri̇ tarafindan değerlendi̇ri̇lmeli̇
öğrenci̇leri̇n, vb ortak paydalarin kanaatleri̇ bi̇r araya geti̇rlmeli̇
kali̇teye kali̇te katilmali..