'Geçimsiz Kimsede Hayır Yoktur'

Balıkesir İli Karesi İlçe Müftüsü Fahri SAĞLIK evlilik, aile ve eşlerin birbirine olan görevleri hakkında makale yazarak ''GEÇİMSİZ KİMSEDE HAYIR YOKTUR' dedi.

'Geçimsiz Kimsede Hayır Yoktur'

Balıkesir İli Karesi İlçe Müftüsü Fahri SAĞLIK evlilik, aile ve eşlerin birbirine olan görevleri hakkında makale yazarak ''GEÇİMSİZ KİMSEDE HAYIR YOKTUR' dedi.

Hakkı Görür
Hakkı Görür
21 Kasım 2017 Salı 22:26
'Geçimsiz Kimsede Hayır Yoktur'
banner221

Evlilik; aile kurumunu oluşturan, karı-koca arasındaki hayat müşterekliğinin adıdır. Gerçekleştirilen her evlilik bir ömür boyu sürdürülmesi dileği ile başlasa da, ne yazık ki son yıllarda pek çok aile bunu başaramamaktadır. Toplumsal ve dini değerlerin zaafa uğrayarak bireysel değerlerin ön plana çıkması sonucu son yıllarda neredeyse evlenen her altı çiftten biri evliliklerinin ilk beş yılında ayrılır oldu.

“ Türkiye Boşanma Nedenleri Araştırması 2014” verilerine göre belirlenen boşanma nedenlerinin bazıları hakkında  yüce dinimizin tavsiyelerine kısaca bir göz atalım:

1-   Geçimsizlik:

Bu kavramın diğer boşanma nedenlerinin çoğunu da içerisine alacak şekilde geniş anlamda  telaffuz edildiğini düşünüyorum. Geçimsizlik kısaca “anlaşamıyoruz” dur.   Geçimsizliğin ana sebebinin iletişim bozukluğu, bunun da temelinde eşlerin “ben” liklerinden kurtulup “biz” yaşantısına geçememeleridir. Yüce dinimiz bizlere her zaman ve he yerde geçimli olmamızı tavsiye etmektedir. Kur’an-ı Kerimde  “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.” ( İsra Suresi 17/ 53) buyuruluyor ki,  bu emir, hiçbir ön şarta bağlı değildir. Yani sözün en güzeli; nerede, ne zaman, kime? sorularının cevabı, “her zaman, her yerde, herkese” demektir. Güzel sözlere en layık olanların  başında  anne- babalarımız ve can yoldaşımız eşlerimiz gelmektedir.

Sevgili peygamberimiz olgun Müslüman, “Başkalarıyla iyi geçinen, kendisiyle de iyi geçinilen kimsedir. Geçimsiz kimsede hayır yoktur.”  (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 4, 5, 335) buyuruyor. Peygamber Efendimiz’in ortaya koyduğu ölçüye göre insanların en hayırlısı, aile fertlerine karşı iyi davrananlar, onlarla iyi geçinenlerdir. Eşler birbirlerinin arkadaşı, hayat ortağı, üzüntü ve sevinçte hemen yanı başlarında olanlardır. Bu yüzden birbirleriyle  iyi geçinmek zorundadırlar. Birbirlerine şefkatle ve nezaketle muamele etmelidirler.

2-  İlgisizlik ve Sorumsuzluk: Ailede sevgiyi ilgi doğurur. İlgisiz sevgi ve saygının tesisi mümkün değildir. Eşler kendi rollerine uygun olarak sorumluluklarını yerine getirmek zorundadırlar. Günümüzde yaşanan aile facialarının çoğu eşlerin sorumsuz davranışları yüzünden ortaya çıkmaktadır. Peygamber   Efendimiz’in hanımlarına karşı davranışlarını göz önünde bulundurarak eşlerin birbirlerine karşı nasıl davranmaları  gerektiğini şöyle özetleyebiliriz:

1- Eşler sevgilerini zaman zaman dile getirmelidirler

2-  Gördükleri, duydukları, okudukları faydalı bilgileri birbirlerine anlatmalıdırlar

3- Zaman zaman şakalar yapmalı, mizâhî konulara yer vermeli, evin içinde samimi bir hava meydana getirmelidirler

Peygamber Efendimiz hayatının muhtelif dönemlerinde Hz. Âişe ile koşular yapmıştır. Bu yarışlarda ilk zamanlar Efendimiz’i geçen Âişe annemiz, daha sonraları kilo aldığı için Efendimiz onu geçmiş ve “Bu, o yarışın rövanşıdır” diye şaka yapmıştır (Ebû Dâvûd, Cihâd 61).

Ailenin kuruluşunda temel düşünce; hem dünya hemde ahirette birlikte olma anlayışı olmalıdır. Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler: Selam sizlere, sabrettiğiniz için! Bakın dünya yurdunun ne güzel sonucu! (Ra'd, 13/23-24)

3- Aldatma:

Sadakat aile yuvasının temel direğidir. Kur’an-ı kerimde "Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur."  (İsrâ; 32) buyurulur. Zina ve fuhuş, hangi aileye bulaşmışsa o aileyi çökertmiştir. Eşler birbirlerinin onurunu, iffetini ve şerefini korumalıdır.  Birbirlerinin hoşlanmadığı şeylerden kaçınmalıdırlar.  Sevgili Peygamberimizin “ Sizin için en korktuğum şey zinadır.”  sözü kulağımıza küpe olmalıdır.

4- Kötü Alışkanlıklar:

Başta alkol ve uyuşturucular, kumar ve türevleri, yalan, israf…vb zararlı şeyleri dinimizin haram kıldığını hepimiz biliriz. Kur’an-ı kerimde  "Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz."  (Mâide; 90) “Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” ( Mâide : 91) Aslında aile pek çok kötülükleri önleyici bir kurumdur. Sevgili Peygamberimiz “Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur. Artık geri kalan yarısında da Allah'a karşı gelmekten kaçınsın.”(Tergib,Beyrut, 1968, 3/42 (Beyhâkî'den)  buyurmuştur.

5- Ekonomik sorunlar:

Hanenin geçimini temin etmek kocaya aittir. Kur’an-ı kerimde buyurulur ki; “ Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez…” ( Bakara : 233 )

Ayet-i kerimede de belirtildiği gibi eşler birbirlerine güçlerinin yetmeyeceği tekliflerde bulunmamalı, ayaklarını yorgana göre uzatmalıdırlar.

6-Şiddet:                                                                                                                                   

Sevgili Peygamberimiz veda hutbesinde; "Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allahın emri ile helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır…” Kadına el kaldırmak şöyle dursun, kocasının ona küsmesini bile doğru bulmayan bir Peygamber’in ümmetiyiz. O bir öğüdünde; “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”  (Müslim, Radâ` 61) buyurmuştur.

Dünyada kusursuz insan yoktur. “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır” atasözü bu gerçeği dile getirmektedir. Kusursuz güzel olmaz” denmiştir. Mükemmel olan sadece Allah Teâlâ’dır. Durum böyle olunca, eşinde gördüğü kusurları büyüterek ondan nefret etmeye kalkan bir kimsenin bu davranışı normal sayılamaz. Pireyi deve yaparak hayat arkadaşına şiddet uygulamak ne insanlık, ne de Müslümanlıkla bağdaşır. Önce kendi hatalarımızı görelim. Ele çuvaldızı batırmadan önce kendimize iğneyi batırmalıyız. Sevgili Peygamberimiz “Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15 ) buyurmuşlardır.

7- Evlilik öncesi eşini yeteri kadar tanımama:

Aile kurulurken eşlerin birbirlerini seçmesi önemlidir. Eşler birbirlerinde aile kurumun devamını sağlayacak özellikleri aramalıdırlar.Evlilik öncesi çiftlerin birbirlerini tam anlamıyla tanıması çok zordur. Evlilikte kalıcı mutluluk geniş çapta eş seçiminin iyi yapılmasına bağlıdır. Evlilikte, kişilikleri farklı, değişik çevrelerden gelmiş iki kişinin birlikte olacağı ve yaşamı paylaşacakları gerçeği unutulmamalıdır. Bu nedenle eşler önce “kendilerini”, sonra “birbirlerini” iyi tanıyıp değerlendirmelidirler. Birbirlerinin kişisel niteliklerin ötesinde, karşılıklı olarak birbirlerinin yaşamdan, evlilikten, gelecekten ne beklediklerini bilmeli gerçek beklentiler amaçlar üzerinde durulmalıdır. Sevgili Peygamberimizin şu öğüdü göz ardı edilmemelidir."Kadın dört hasleti için nikâhlanır: Malı için, nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul.” (Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 53, hadis no: 1466; Ebû Dâvud, Nikâh 2, hadis no: 2047; Nesâî, Nikâh 13)

8- Çocuk sahibi olamamak/istememek:

Evlenen her çiftin arzusudur çocuk sahibi olmak. Eskiden acele edilirdi. Şimdi ise acelesi yok, ileride inşallah deniyor. Az da olsa bazıları da istemiyoruz havasına bürünüyor. Zaman ilerleyince pişman oluyorlar  ama bazen iş işten geçmiş oluyor.

Anne ve babaya Allah'ın birer hediyesi olan çocuklar aile bahçesinin gülleridir. Onları sevgi ile yetiştirip topluma yararlı bir kimse olarak hazırlamak, anne-babanın başta gelen görevleri arasındadır. Peygamberimiz: “Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edin.” (İbn Mace, Edeb, 3) , “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üs tün bir bağışta bulunmuş olamaz.” (Tirmizi, Birr, 33/1874) buyurmuştur.

Evet çocuklar yüce Allah’ın ihsanıdır. Nasiptir. Bazı ailelere nasip olmaz çocuk sahibi olmak. Bu dünyanın sonu değildir. Rahatsızlık bazen beyde, bazen de hanımda olur. Çocuk olmuyor diye hemen aile yuvası yıkılmamalıdır. Acele etmemeli sabırla çareler aranmalıdır. Allah bir kapı açacaktır elbette.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.