Kendini tarihçi zanneden küfürbaz bir tarikatçı Harun Çetin

Üniversitelerin tarikatçılara teslim edildiği ve eğitim ve öğretimin yozlaşmaya başladığı yolundaki şikayetlerin pek de yabana atılır bir şikayet olmadığı ortaya çıktı. İmamı Rabbani yazı dizimiz üzerine kendini tarihçi olarak lanse eden küfürbaz Harun Çetin'in sosyal medya paylaşımlarını görünce bu şikayetlerin haklı olduğunu anlamamak imkansız... İşte tüm küfür, hurafe ve tarikatçılığı ile bir yobaz Harun Çetin...

Kendini tarihçi zanneden küfürbaz bir tarikatçı Harun Çetin

Üniversitelerin tarikatçılara teslim edildiği ve eğitim ve öğretimin yozlaşmaya başladığı yolundaki şikayetlerin pek de yabana atılır bir şikayet olmadığı ortaya çıktı. İmamı Rabbani yazı dizimiz üzerine kendini tarihçi olarak lanse eden küfürbaz Harun Çetin'in sosyal medya paylaşımlarını görünce bu şikayetlerin haklı olduğunu anlamamak imkansız... İşte tüm küfür, hurafe ve tarikatçılığı ile bir yobaz Harun Çetin...

Hacı Ali Ekber
Hacı Ali Ekber
13 Eylül 2017 Çarşamba 17:54
Kendini tarihçi zanneden küfürbaz bir tarikatçı Harun Çetin
banner221

Harun Çetin, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakınçağ Tarih Anabilim Dalında okuduğunu face paylaşımlarında lanse ederek kendini adamdan saydırmaya çalışıyor. Bulabilirse İsmailağa cemaati kadrosundan bulamazsa Menzil kadrosundan torpil bulup öğretim üyesi olmayı düşünüyor.

Kendisi iyi bir tarikatçı...

Ağzı da oldukça bozuk....

Bir tarihçi belgelerle konuşması gerekirken Harun Çetin'de her hurafeci gibi duygularıyla konuşuyor.

Dinihaberler'in İmamı Rabbani'nin Kur'an ve sünnete aykırı söylemlerini haber yapması üzerine celallenip VELEDİ ZİNA diyecek kadar ahlaki seviyesi aşağılarda sürünen bir tarikatçı. 

Bu güne kadar tarikatlar ahlak, edep ve sabrın öğretildiği yerler olarak toplumun zihnine işlendi. Lakin tarikatların bir kanalizasyon olduğunun en güzel kanıtı tarikat büyüklerini eleştirmenizle ortaya çıkar. Allah'a peygambere küfrettiğinizde duymazlar bile ama kendi tarikat liderlerini eleştirdiğiniz an salya sümük saldırırlar.

Tıpkı Harun Çetin'de olduğu gibi...

Harun Çetin, 8 yıldır tüm Diyanet ve İlahiyat camiasının beğenisini almış, tek bir tekzip edilen haberi olmayan bir site iken İngiliz ajanı İmamı Rabbani'yi eleştirmemizle birlikte savunma durumda kalıyor. İmamı Rabbani'nin eleştirildiği haberlere küfretmekten başka bir tepki de veremeyen zavallı Harun Çetin, "SİZE CEVAP YOK!" dese de cevap verecek ilmi kapasitesinin olmadığını en iyi kendisi biliyor. 

Peki Harun Çetin'i bu kadar öfkelendiren yazıda ne vardı. Hiç yorum yapmadan İmamı Rabbani'nin yazısından ilgili bölümleri buraya alalım ve Harun Çetin'in seviyesizliğini ve bilgisizliğini böylece görmüş olalım. 

Mektubat isimli derleme eserin 259. mektubunda İmamı Rabbani Peygamber ve kitap görmeyen insanların durumunu şu şekilde açıklıyor: 

"Cevâp: Buna cevâp vermek çok güç! Kıymetli yavrum! Biliyorsun ki, çok zamân bunu, bana sormuştun. Kalbe râhat verecek bir cevâp bulunmamıştı…Çok zamân sonra, Allahu Teâlâ, merhamet ederek, bu mes’elenin hâllini ihsân eyledi. Şöyle bildirdi ki, bu müşrikler, ne Cennette, ne Cehennemde kalmayacak, Âhirette dirildikten sonra, hesâba çekilip, kabâhatleri kadar mahşer yerinde azap çekecektir. Herkesin hakkı verildikten sonra, bütün hayvanlar gibi, bunlar da, yok edileceklerdir. Bir yerde sonsuz kalmayacaklardır. Bu cevâbımız Peygamberlerin “aleyhimüssalavâtü vetteslîmât” huzûrunda söylenseydi, hepsi beğenir, kabûl buyururdu. Her şeyin doğrusunu Allahu Teâlâ bilir. Herkesin aklı, birçok dünyâ işlerinde bile, şaşırıp yanılırken, iyiliklerine, merhametine son bulunmayan sâhibimizin, Peygamberleri ile haber vermeden, yalnız akılları ile bulamadıkları için, kullarını sonsuz olarak ateşte yakacağını söylemek, bu fakîre ağır geliyor. Böyle kimselerin sonsuz olarak Cennette kalacaklarını söylemek, nasıl çok yersiz ise, sonsuz azâp çekeceklerini söylemek de, öyle yersiz oluyor. Nitekim, i’tikâdda ikinci imâmımız Ebül-Hasan-i Alî Eş’arî, bunların Cehenneme girmeyeceklerini söylüyorsa da, bu sözünden, Cennette kalacakları anlaşılıyor. Çünki, ikisinden başka yer yoktur. O hâlde, cevâbın doğrusu bize bildirilendir. Ya’nî mahşer günü, hesâpları görüldükten sonra, yok edileceklerdir… Eskiden, bir Peygamberin vefâtından sonra, çok vakit geçip, zâlimler tarafından din bozulup, unutulduğu zamânlarda yaşayıp, Peygamberlerden haberi olmayan insanlar da kıyâmette böyle sonradan, tekrâr yok edileceklerdir.”

Dikkat edilirse İmamı Rabbani burada kendine vahiy geldiğini söylercesine bu soruya cevap veriyor. Gaybi bir konu olup bu konuda Taha 44-53. ayetlerde olduğu gibi hükmü Allah'a bırakmak gerekirken kitap görmemiş müşriklerin hesap sonrası toprak olacaklarını söylüyor. Oysa mahşerden sonra insanların toprak olacağına dair kaynaklarda tek bir nass bulunmuyor. Mahşer yeri hesap kitap yeri iken Rabbani azap yeri olarak lanse ediyor. Haddini aşan Rabbani kulların sonsuz ateşte yanması bu fakire ağır geliyor deyip ebedi azabı eleştiriyor. Ama o müşriklerin dünyada yaptığı zulmü dile getirmiyor. Hepsi bir tarafa bu saçma görüşlerini Peygamberlere sunsa imiş beğenileceğini iddia ile vahyi açıkça inkar edip Peygamberlerin beğenisi ile vahyin şekillendiğini söylüyor. Yetmiyor müşrikler hakkında ayet ve hadisler ortada iken kendisine bildirilen cevapa haşa Allah'ı da iki yüzlü, sahtekar olarak tasavvur ediyor.

Bu kadar gerçek ortada iken Harun Çetin'in okuduğu yazıyı anlayamaması ve objektif bir tarihçi olarak bu tespitler doğru demesi beklenirken İmamı Rabbani'yi savunması İmamı Rabbani'nin üzerinden hala günümüz Türkiyesinde İngiliz cemaat oluşmlarının devam ettiğinin en açık delilidir. 

Harun Çetin şu an kendini tarihçi olarak lanse ediyor. 

Dikkatle ve ısrarla Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakınçağ Tarih Anabilim Dalındaki akademisyenleri takip edeceğiz. Bakalım bu hurafeci ve tarikatçı kişiye kim doktora verecek ve üniversiteye taşıyacak.

Harun Çetin de Cübbeli Ahmet, Ramazan Ayvallı, Osman Ünlü gibi Ehli Sünnet adı altında ümmeti ayrıştıran hurafecilerle aynı çizgide himmetçi, hurafeci ve tarikatçı... Tıpkı onlar gibi kitaplarını satarken ehli sünnet kimliğinin ardına saklanıyor. 

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Son Güncelleme: 13.09.2017 23:50