Başlığı görüp yazıyı okumadan eleştirilerini sıralayacak olan kıymetli okuyucuları bir kenara bırakırsak kalbur ve imam kelimelerinin aynı cümlede kullanılmasını yadırgayanlara hitap ederek başlayalım yazımıza.

Sizin oralarda nasıldır bilmem ama bizim burada arka arkaya iğne yaptırmak zorunda kalanlar “iğne vurulmaktan kalbura döndüm.” Derler. Malumunuz; son günlerin en çerez konularından biri din görevlilerini eleştirmek. Biri bir cümle yazdı mı arkasından haklı haksız on cümlenin eklendiği günleri yaşıyoruz. Bir taraftan “din görevlisinin halk nazarında itibarı yok!!” diye feryad ederken öbür taraftan var olan itibarı nasıl yok ederiz diye uğraş veriyoruz bilinçsizce.

Eline kalem alan köşesinde, üç beş kişi toplayan sohbetinde, kimisi ayaküstü kimisi derin derin imamlar üzerine tahliller yaparak ardı ardına eleştirilerini sıralıyor. “Ya kardeşim ne yapıyorsun sen?” Demeye kalmadan savunma cümlesini serdediyorlar. ”Efendim biz emri bi’l- maruf yapıyoruz, ne yapalım gördüğümüz hatayı düzeltmeyelim mi? Yahudiler de böyle birbirlerinin hatalarını düzeltmedikleri için bozulmadılar mı?” Üç kelimeyle Allah muhafaza İsrailoğulları’na benzeyip köşemize geri oturuyoruz. 

Bu kıymetli ablalarımızın, ağabeylerimizin, kardeşlerimizin tek derdi iyiliği emretmektir hiç şüphesiz. Onlar da haklılar din görevlisi düzelmezse toplum düzelmez, ümmet ayağa kalkamaz. Onun içindir ki en büyük iğneyi pardon çuvaldızı getirip din görevlilerine batırmak lazım. Bu işi yaparken de öyle titiz olmalı ki görülen tek tük örnekler dahi es geçilmeyip umuma şamil cümlelerle anlatılmalı, gerekirse tüm din görevlileri töhmet altında, zan altında bırakılmalı ve eleştirinin en acımasızı yapılmalı. Yapılmalı ki sırtlarındaki yükün ağırlığını bilip ona göre adım atsınlar, peygamber makamında olduklarının bilincinde hareket etsinler. Bu gaye ile cümleleri nefes almadan sıralıyoruz konu din görevlileri özelde de imamlar olunca. Eleştirecek bir husus mutlaka ama mutlaka buluyoruz. 

Yüreğine hücum eden beyitlerin dilinden dökülüvermesi için yıllarca şeyhinin “Söyle Yunus” demesini bekleyen bu arada da her gün en güzel odunları hiç bıkıp usanmadan dergâha getiren Yunus Emre’yi düşünüce hepimiz üç beş ömürlük konuşuyoruz hiç susmamacasına. Lakin sözümüzün tesiri olmuyor, sesimizin aksini göremiyoruz. Yürekte pişip insaf ve adalet terazilerinde damıtılmış sözler sarf edemeyince Yunus gibi olamıyoruz ne yazık ki. 

Din görevlisi/ gönüllüsü olan imamlara yönelik eleştiriler hata tespitinden, ayıplamaktan, kınamaktan zaman zaman yerden yere vurmaktan öteye geçemeyince yapılan eleştirinin kıymeti harbiyesi olmadığı gibi neticesi de olmuyor. Kıymetli bir üstadımız bir sohbetinde “vicdanınıza bakın! Bir kardeşinizi eleştirirken onun hatalarını düzeltmesi için samimi bir şekilde dua ediyor musunuz yoksa nefsinizi temize çekmek için onun hatalarını mı görüyorsunuz?” demişti. Perspektifi bu şekilde ayarlayıp samimi dualarımıza din görevlisinin ahvalini eklemeden kurduğumuz her cümlenin vicdanımızda ağırlığı olduğu kadar sırtımızda taşımakta zorlanacağımız bir vebali de olacaktır. 

“Ben yaptım oldu” mantığını bir kenara bırakıp gördüğümüz hataları düzeltmede sünneti seniyye örnekliğinden yola çıkmalıyız. Annelerin çocuklarını    “ bak Allah taş eder!” diyerek korkuttuğu gibi bulduğumuz her fırsatta din görevlilerini “peygamber makamını temsil ediyorsun ona göreee!” cümlelerini sıralamadan eleştirdiğimiz, yalnız karşımızdakine değil kendi nefsimize de iyiliği emredip kötülükten nehyettiğimiz zaman bir yerlere varabiliriz zannımca.

Mademki konuşmak Allah’ın âdemoğluna verdiği en büyük nimetlerden biridir bu nimeti kullanırken bizlere verilen diğer bir ayırt edici vasıf olan iradeyi de göz ardı etmeden konuşabilmeli, aklımıza her geleni, canımızın her istediğini değil söylenmesi gerekeni, söylenmesi gerektiği kadar söylemeliyiz. Din görevlilerini eleştirirken niyetimiz ne olursa olsun şu gerçeği unutmamalıyız dostlar; bizi yalnız din görevlileri takip etmiyor. Bu mahallede konuştuğumuz başka mahallelerde imamlarımıza hakaret, küfür yeri geldiğinde dayak olarak geri dönüyor. İlahiyat sıralarında dikabçı/ ilahiyatçı diye başlayan, mezuniyet sonrası Kur'an kursu hocası/ din kültürü öğretmeni, imam /kurs hocası gibi ayrımlarla oluşturulmaya çalışılan kamplaşmalara kurduğum cümleler hizmet eder mi diye düşünerek konuşalım/ yazalım lütfen. 

Etrafımızda hep mi kötü örnekler vardır ki güzel bir örnekten bahsetmeyelim. Bir imam ağabeyimizin, kardeşimizin, amcamızın yaptığı güzel bir iş, hayırda attığı küçük bir adım bizlere gösterildiği zaman “gösteriş yapıyor, medyatik olmaya çalışıyor, bunu biz de yapıyoruz.” Deyip müminlerin azimlerini, ümmete olan umutlarını kırmak yerine yaptığımız güzel işlerden bahsetmeyi deneyelim. Madem biz daha güzelini yaptık bunu paylaşalım ve örnek olalım. Bazen “herkesin yapabileceği bir şey..” deyip önemsemediğimiz işler paylaşıldığı zaman bereketli çalışmalara dönüşür de kalabalık cemaatler o salih amelden nasiplerini alır. İnsanlar üzerinde bildiklerinden ziyade okuduklarının ve gördüklerinin etkisinin olduğunu unutmayalım. 

Ez cümle buraya kadar söylediklerimden din görevlisi eleştirilemez yüceliktedir diyorum zannedilmesin. İnsanın olduğu her yerde hata da olur günah da. Meseleyi subliminal mesajlara vardırmaya gerek de yok üstelik. Biz insanlara güzeli sunar ondan bahsedersek güzele yönelir, durmadan kötüyü gösterirsek ona alışırlar. Eleştirecek hususları görmedeki seçiciliğimiz kadar imamlarımızın yaptığı güzel işleri görüp takdir etme noktasında da hassas olalım. Bu konuda söylenecek sözler bu kadar olmadığı gibi böyle bir yazı da “imamlar üzerinden din görevlilerini eleştiri ahlakımız” hakkında efradını cami ağyarını mani bir yazı olamamaktadır. 

Ben isterdim ki bu köşede bir hanım yerine görev yaptığı yerde güzel işlere imza atan, eli kalem tutan kıymetli bir imamımızın yazısı yayınlansın. Mesleklerinden nasıl soğutulduklarını, cemaate karşı mahcup duruma düştükleri anları, karşılaştıkları zorlukları ve buldukları çözüm yollarını bizlere anlatsın, güzel sözün en güzel örnekliğini gözler önüne sersin ve bizlere “Allah razı olsun.” demekten başkasını bırakmasın. Hiç şüphesiz böyle din görevlilerimiz var ve onlardan gelecek güzel haberleri bundan sonra daha sık duymayı ümit ediyoruz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.