Nede alışmıştık sana, on bir aylık yoldan geldin, bizi bağrına bastın, farklı alemlere götürdün. Kalplerimizi yumuşattın, sabrı öğrettin, yaradılış gayemizi hatırlattın, bizler harama gidecekken her defasında elimizden tuttun, bizi Rabbimize daha da yaklaştırdın. Biz sana alıştık sen bize alışmıştın.

Şimdi imanlı gönülleri mahzun bırakıp gidiyorsun öyle mi?
Şimdi artık teravih namazları olmayacak mı?
İftar vaktinde heyecanla pencerelere koşan çocuklarımız görünmeyecek mi?
Sofrayı kaldırır kaldırmaz teravih namazına koşacak annelerimiz artık yatsı namazlarına gelmeyecek mi?
İple çektiğimiz akşam ezanları artık bizim için önemli olmayacak mı?
Camilerin arka saflarında çocukların cıvıltılarını duyamayacak mıyız?


Minarelerimizi süsleyen mahyalar kandiller, yüreklerde yanan vuslat ateşi sönecek öyle mi Ramazanın bitimiyle, sen ki artık yükünü aldın gidiyorsun kiminden şikayetçi kimine şefaatçi... Sen ki bizi düşecekken elimizden tuttun, şeytana değil Allah'a kul ettin, senede bir kez gelip cennete ehil olanları seçtin, onlara cennet libası giydirip gidiyorsun...
               
Şimdi terk edip gidiyorsun öyle mi artık senin gibi bir korumamız yok, şeytanlar da zincirlerinden  salıverilecek,  günah çukurlarının yanında yapayalnız mı kalacağız, yok öyle değil diye fısıldıyorsun kulağımıza ben sizi bir ay eğittim siz artık iradenizi terbiye ettiniz, iç dünyanızı imar ettiniz bu eğitim ve temizlik size on bir ay yeter, yeniden şeytana dönmek isterseniz beni hatırlayın, nafile oruçlar tutun.  Bekleyin eğer ömrünüz olursa on bir ay sonra yeniden çıkıp geleceğim diyordu. 
               
Ben O'na bir ara Temmuz sıcağı çok zor oldu  diyesim geldi; kulağıma eğildi cehennem ateşi daha zordur dedi, sonra şöyle devam etti; sizi sahura kaldırarak uykusuz mu bıraktım, size yük mü oldum,  geceleri koşup teravih kılarak gece boş sohbetlerinizden mi alıkoydum, gündüzleri aç susuz bırakarak sizi halsiz mi bıraktım... Sayılı günlerdi benim size misafirliğim artık geceleri sizi rahatsız etmeyeceğim. Elveda canlar, elveda  cennet pınarından taşıdığım suyu kana kana içenler, elveda kimsesizleri sevindiren, yetimlerin başını okşayan oruçlular, elveda ümmetin kanayan coğrafyası Gazze'lilere sahip çıkanlar...

Sizin selamınızı gök ehline ulaştıracağım. Herkes ortaya koysun Ramazan'la Allah'a sunacaklarını; sabrını, takvasını, ihlasını, fedakarlığını, fitresini, zekatını, duasını, tövbesini... kalmasın Ramazan'da kazandıklarını vermeyen diyordu adeta...
                              
Ey Onbir ayın Sultanı seni yaşlı gözlerle, özlemle ve hasretle  bekleyeceğiz, Belki sana layık olamadık, sana sahip çıkamadık ama seninle kendimize  geldik, seninle Kur'an'ı yeniden tanıdık. Şimdi öğrendik sana ne kadar muhtaç olduğumuzu....

Seni incittiysek, senin kadrini bilemediysek bizden şikayetçi olma!
               
Evet dostlar Ramazan günleri cadde ve sokaklarda oruç tutmayan birini gördük mü yanıyor  ciğerimiz, acaba bu kardeşlerimizin haberi yok mu Ramazan'ın Müslümanlar için hak katına yolculuğunda ona refakatçi olacağından, haberleri yok mu kabirde yalnız kalınca gecenin sessizliğinde orucun ona arkadaş olacağından... hakkı yok mu bu kardeşlerimizin Ramazan'ı yaşamaya, niçin anlatılmamış  Ramazan'ın büyüklüğü, bir daha ele geçmeyecek hazinelerden mahrum olduğunu hiç söyleyen çıkmamış mı? Orucun insanı değiştiren ve dönüştüren o gücü hatırlatılmamış mı ona, Peygamberimizin Ramazan geldiği halde kendini affettiremeyeni ve cenneti kazanamayanı kınadığını duymamış olsa gerek, Ramazan ayında bir günlük tutulmayan orucun yerine tüm senenin oruçla geçirilse bile o bir günlük oruca denk olamayacağı söylenmemiş herhalde...Cennet kokusunu taşıyan Oruç, bir nasip işidir. O hem kalkandır günahlara, hem buraktır Rabbimizin katına yükselten, insana takva elbisesi giydiren odur. O'nunla insanlar Allah katında bir değer bulurlar. Rabbim inşaalah o kardeşlerimize de oruç tutabilme aşkı ve şevki versin. 
               
Oruç hep birlikte güzeldir, Bayram herkes bayram ettiği zaman bayramdır. Tüm Alem-i İslam'ın sevindiği ve yüzlerin güldüğü zaman bayramdır. Kardeşlerimiz Halep'te, İdlip'te, Gazze'de, Musul'da Kerkük'de, Doğu Türkistan'da  Suriye'de, Mısır'da öldürülürken biz nasıl seviniriz. Acı ve gözyaşlarının gölgesinde girdiğimiz Ramazan Bayramınız Mübarek olsun. Rabbim bizlere tüm insanlığın ağlamadığı herkesin neşe sevinçle birbirlerine sarılıp bayramlaştığı huzurlu ve mutlu bayramlar nasip eylesin.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.