Yüce Dinimiz İslam, insanları dünyadahuzur ve mutluluğa,ahirettede ebedî kurtuluşa kavuşturmak için bir takım hükümler ve prensipler getirmiştir. Dinimizin önemle üzerinde durduğu esaslardan birisi de “emanete riayet”tir. Kur’an-ı Kerim’deve hadis-i şeriflerde emanet konusu üzerinde önemle durulmuş, emanete riayetin gerçek mü’minlerin özelliklerinden olduğu haber verilmiştir.(Bkz. Mü’minûn, 23/8; Me’âric, 70/32)

Sözlükte “korku ve endişeden emin olmak, güvenilir olmak” manalarına gelen emanet kelimesinebirçok anlam yüklenmiştir. Mesela Yüce Rabbimizin bizlere ihsan ettiği hayatımız,  bedenimiz, sağlığımız,mallarımız, eş ve çocuklarımız vb. bütün nimetler birer emanettir.

Yine Rabbimizin en büyük nimeti olan imanımız, dinimiz, namaz, oruç, hac ve zekât gibi bütün ibadetler de birer emanettir. Aynı zamanda her türlü görev, devletin hizmetmakam ve mevkileri, kişilere ait borçlar, sırlar hep emanet kapsamına girmektedir. Emanet, güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak bırakılan şeymanasına da gelmekte olup, bu anlamda kullanılışı daha yaygındır.

Kısaca ifade edecek olursak emanet, hem insanlar tarafından korunması için bırakılan mal, eşya ve benzeri şeyleri, antlaşma ve sözleşmeleri (Bakara, 2/283; Mü’minûn; 23/8; Me’âric, 70/32), hem de Allah’ın kullarını uymakla mükellef tuttuğu ilâhî hükümleri, iman ve ibadet gibi kulluk görevlerini kapsamaktadır. (Ahzâb, 33/72)Emanet kavramıKur’an’da, idarecilik, iş ve sorumluluklar (Nisâ, 4/58)anlamında da kullanılmaktadır.

Mü’minlerin riayet etmekle mükellef oldukları iki türlü emanet vardır, biri Allah’a ait emanet, diğeri de kullara ait emanetler. İş ve vazifelerin ehline verilmesi anlamındaki toplumsal emanetler ise hem Allah’a hem de insanlara karşı sorumluluğun bir gereğidir. (Bkz. Nisâ, 4/58)“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir”(Ahzâb, 33/72) ayetinde Yüce Allah’ın kullarına yüklediği kulluk görevlerinintamamına işaret edilmektedir.


Emanet aynı zamanda Peygamberlerin sıfatlarından biridir. En güvenilir insanlar olan peygamberlerde hiçbir şekilde hıyanet bulunmaz.Peygamberler, emanet sıfatlarının gereği olarak Allah’tan aldıkları ilâhî emirleri değiştirmeden ve bir şey ilave etmeden aynen insanlara tebliğ etmişlerdir. (Bkz. Ahzâb, 33/39; A’râf, 7/68)


Emanete riayet eden kimseler insanların güvenini kazanmış olmanın verdiği kıvançla dünyada itibarlı ve huzurlu bir hayat sürerler, ahirette de ebedî kurtuluşa erişir ve Yüce Allah tarafından Firdevs cennetlerinde ağırlanırlar. Nitekim gerçekten kurtuluşa eren mü’minlerinzikredildiği Mü’minûn suresinin ilk ayetlerinde bu bahtiyar insanlar arasında emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet edenler de sayılmış ve onların Firdevs cennetlerine girip orada ebedî kalacakları bildirilmiştir. (Mü’minûn, 23/1-11)

Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Siz bana şu altı şey hakkında teminat verin, ben de size cennete girmeniz konusunda teminat vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde sözünüzü tutun. Size bir emanet bırakıldığında emanete riayet edin. İffetinizi koruyun. Harama bakmaktan sakının. Ve elinizi harama uzatmayın.”(Ahmet b. Hanbel, V, 323) Görüldüğü gibi emanete riayet, ahlâkî olgunluğa ermemizeve sonunda cennete girmemize vesile olan üstün meziyetlerdendir.

Emanet dinimizin en önemli esaslarındandır. Zira iman ile emanet arasında sıkı bir bağ vardır.  Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Emaneti olmayanın (emanete riayet etmeyenin) (kâmil bir) imanı yoktur”(Ahmedb.Hanbel, III, 135)Hz. Peygamber (s.a.s.) başka bir hadis-i şerifte emanete hıyanet etmeyi nifak alametlerinden biri olarak zikrederek şöyle buyurmuştur: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder.” (Buharî, İman, 24)

Dinimiz bütün emanetlerin o emanetlere ehil yani lâyık olan kimselere verilmesi kuralını getirmiştir. Nitekim Kur’an’da, emanetlerin mutlaka ehline verilmesi emredilmektedir.(Nisâ, 4/58)Buna göre kendisine emanet bırakılan kimse de emaneti korumalı,zamanı gelince veya sahibi isteyince de geri iade etmelidir. Bu Yüce Allah’ın mü’min kullarına bir emridir. (Bakara, 2/283)

Hz. Peygamber (s.a.s.) emanetin kalkmasını, yani emanete riayet bilincinin zayıflamasını kıyamet alametlerinden saymıştır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.),“Kıyamet ne zaman kopacak?”şeklindeki bir soruya “Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!”diye cevap verdi.“Emanet nasıl zayi olacak?” diye tekrar sorulunca ise,“Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdu.(Buharî, İlim, 2)

Peygamber Efendimiz (s.a.s.),emanetleri koruyup gözetme konusundaki sözleri ve davranışları ile bizler için en güzel örnek olmuştur. Gelmiş ve gelecek tüm insanların en eminiolanHz. Peygamber(s.a.s.),  henüz peygamberlik vazifesi verilmeden önce bile “Muhammedü’l-Emin” diye anılmakta idi. Peygamber olduktan sonra getirdiği dine inanmayan müşrikler bile O’na güvenip emanetlerini teslim ederlerdi.

Bizler de Sevgili Peygamberimizi örnek alarak emin kimseler olmalı, olgun bir mü’mine asla yakışmayan ve pek kötü bir huy olan emanete hıyanettensakınmalıyız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.