İslam Peygamberi Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  Efendimiz, insanlar arası ilişkilerde sürekli ilahî ölçülere göre hareket etmiştir. İnsanları zengin - fakir, sakat - sağlam siyah- beyaz vb. dünyevî boyutlu konularda asla bir ayırıma tabi tutmamış, tutulmasına da müsaade etmemiştir. Çevresinde var olan engelli Mü’minlerle ilişkilerini en güzel bir şekilde yürütmüş, ümmetine bu konuda da örnek olmuştur. Engellileri, kamu hizmetleri başta olmak üzere, hak ettikleri hiçbir haktan mahrum etmemeye büyük çaba sarf etmiştir.

Unutulmamalıdır ki, sorumluluklarını yerine getirdiği ve kendisine tevdi edilen emanetlere sahip çıktığı nispette insanoğlu yücelir. Hazret-i Allah (Azze ve Celle) katında nefsini kötülüklerden ve günahlardan arındırdığı müddetçe insanın değeri ve kıymeti devam eder. 

İnsanlar arasında ayırım yapılmasını asla hoş görmeyen Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), insanları bir tarağın dişleri gibi eşit kabul etmiştir. Yüce Peygamberimizin ve dolaysıyla başöğretmenliğini yatığı Kur’an-ı Kerim karşısında insanın fiziki durumu ne olursa olsun; zengin, fakir, genç, ihtiyar, güzel, çirkin, engelli, engelsiz, beyaz, siyah vb. bütün insanlar eşittir. Hiç bir dünyevî meziyet, üstünlük vesilesi olamaz ve de olmamıştır. Şeref ve haysiyet, onur ve izzet Hazret-i Allah (Azze ve Celle) katındadır.

Hücurat Suresi 18. ayet-i Kerimde; “Allah katında en üstün olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır.”

Hac Suresi 37. ayet-i Kerimede; “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.”

Şuara Suresi 89. ayet-i Kerimede ise;
“Ancak Allah’a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).” buyrulmaktadır.
 
Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  Efendimiz de hadis-i şeriflerinde:
“Allah, sizin suretlerinize  ve mallarınıza bakmaz, lakin sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.”

"Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır."

“Amelinin geri bıraktığı kişiyi nesebi ilerletemez.”

“Ey insanlar! Şuna dikkat ediniz ki, sizin Rabbiniz birdir; babanız birdir. Arabın arab olmayana, Arab olmayanın araba; beyazın siyaha, siyahın beyaza Allah korkusu dışında hiç bir üstünlüğü yoktur.”
Buyurmaktadır.

Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  Efendimiz, görme engelli olan ve Hicretten önce Medine-i Münevvere’de Kur’an öğretmeni olarak görev yapan Hz. Abdullah bin Ümmi Mektum’u (r.a.), Mescid-i Nebevî'de müezzin olarak görevlendirdiği gibi, çeşitli zamanlarda da Medine-i Münevvere dışına çıktığında ki takriben 13 defa kendi yerine vekil bırakmış ve namazları da ona kıldırtmıştır.

Dahasını ifade edeyim ki İslam'da engellilerle ilgili çeşitli hükümlerin belirlenmesinde, Hz. Abdullah bin Ümmi Mektum’un (r.a.) önemli katkısı olmuştur. Onların, vekil bırakılmaları, imamlık yapmaları, savaşlara ve farz namazlara katılmaları, korunma amacıyla köpek beslemeleri gibi konular bu vesile açıklık kazanmıştır.

Yine Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  Efendimiz, önde gelen sahabi efendilerimizden Hz. Muaz bin Cebel’i (r.a.) ortopedik özrü olmasına rağmen Yemen’e vali olarak göndermiş olması da kayda değer bir olaydır.

Engellilerin gerek savaşlara katılmalarına izin verilmesinde gerekse de mescide gidip gelmelerinde güçlük olmasına rağmen Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  görme engelli sahabelerin cemaate devam etmelerini ısrarla istemesi ve engellilere zaman zaman bir takım görevler tevdi etmesinde, onların toplumdan tecrit edilmemeleri, yeteneklerine uygun alanlarda istihdam edilerek üretici olmaları ve onların kişiliklerini gerçekleştirmelerine yardımcı olma gibi hikmetli bir espri yatmaktadır. Allahu e’lem.

Aslında günümüzde de pek çok engellinin arzu ettiği şey de işte budur. Toplumun kendilerine acımaları onları rahatsız etmekle kalmamış çoğu zaman hayata küsmelerine, kendi dünyalarına kapanmalarına ve dahası psikolojik rahatsızlıklara varan sorunlarla karşı karşıya kalmalarına sebeb olmuştur. Birçoğu çevresinin yardımlarıyla hayatını sürdüren bir tüketici olmayı değil, her şeye rağmen kendilerine verilen imkânlar nispetinde üretici olmayı tercih etmektedirler. Bu ise kendilerini daha mutlu, daha huzurlu ve daha umutlu hissetmelerine vesile olmuştur. İşte Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  gerçekleştirmek istediği de işte budur.
 
Engellilerin yeniden gündeme geldiği 03 Aralık Dünya Engelliler Gününde bu kardeşlerimize yapılacak en iyi bir davranış, onlara acıma yerine onların görmeyen gözü, işitmeyen kulağı, yürüyemeyen ayakları olmaktır.

Onların ve ailelerinin hayatlarını zorlaştırma yerine alınacak bir takım tedbirlerle kolaylaştırmaktır.

Aslında her an bir engelli adayı olduğumuzun bilincinde hareket etmemiz gerektiğini zihnimizde bulundurmalıyız. Anneler genelde evlatlarından önce ölmek istedikleri halde engelli çocuğu olan anneler, çocuklarının kendinden sonrası yaşamlarını düşündükleri için onlardan sonra ölmek isterler. Unutmayalım ki engellilere engellilikleri değil, onlara engel olanlar daha fazla zarar verirler.
 
Engelli olan kardeşlerimize ve onlarla bu hayatı yaşama durumunda olan ailelerine emeklerinin cennet olması dileği ile Yüce Rabbimden kolaylık ve sabırlar diliyorum.
 
Selam ve dualarımla..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşe GÜNGÖRMEZ 2016-12-06 11:35:18

engelli kamu personeli sınavıyla balıkesir il müftülüğü bünyesine atanmama rağmen diyanet işleri başkanlığı beni mazeretsiz bir şekilde eledi. atama yapılmasına rağmen atamamı gerçekleştirmeyen diyanet engeli ile karşılaştım. yürütmeyi durdurma kararı için idari yargı ya başvurdum ve sonucunu bekliyorum.

Avatar
G4RİP 2016-12-08 23:48:09

Allah razi olsun sayin hocam.