İnsan azmedince, gayret gösterince neler ortaya çıkmaz ki. Ferhat ile Şirin’in başarısını duymayanımız yok gibi. Kararlılık gösterilince dağlar delinir, zorlar kolaylaşır.

Televizyonun birinde seyretmiştim. Tekerlekli arabaya mahkûm bir delikanlı, kolu olmayan genç bir kız. Bunca kaybetmişliklerine rağmen yıkılmamışlar, hayata küsmemişler. İkisi birlikte öyle bir uyum yakalamışlar ki, tek bir vücut gibi, kalb ve gönül beraberliği ile hayatı omuzlamışlar. Engellere meydan okurcasına sımsıkı sarılmışlar hayata. Adeta küçük bahanelerle koskoca dünyaya sığmayanlara inad.

Bunların bu hallerine şahit olanlar tutamıyor gözyaşlarını. Neden, acımaktan mı? Hayır, hayır, asla! Hayranlıklarından, saygı ve hürmetlerinden.

Birçok kişi, vücutları sapasağlam olmasına rağmen Allah’ın [Azze ve Celle] vermiş olduğu birçok nimeti hissiz ve nankörce tüketirken, bu evlatlarımız herkese ibret bir yaşam mücadelesi vererek her şeye ve her engele rağmen yaşamlarını birlikteliğe dönüştürmüşlerdir.

İşte, evlilikte hayat bu. Evlilik hayatında mutlu olabilmenin ana şartlarından biri belki birincisi eksik veya fazla ne varsa ortaya koymak, sonra da her iki taraf kendilerindeki eksikliği, karşı tarafın fazlalığı ile tamamlayacak, noksanlıklarını giderecek. Bakın ortaya nasıl harika bir uyum çıkar. Bu yazdıklarım, söylediklerim afakî şeyler değil. Tabii bu söylediklerim uzun bir çalışmayı gerektir. Her şeyden önce samimiyet ister.

Düşsek de, yıkılsak da, ayağımız kaysa da asla pes etmemeliyiz. Bilgi ve becerilerimizle büyüklerimizin tecrübelerini birbirine mezc etmeliyiz. Hayat yolunda sevgimize engel olanları birlikte kaldırmasını bilmeliyiz. Eksikliklerimizi tamamlamalı, yanlışlıklara fırsat vermemeliyiz. Yolda kalmayı asla kabullenmemeliyiz.

Her yıl Muharrem ayında evlerimizde pişen aşure tatlısı, farklı olsak da birlikte ne kadar güzel olunurun bir kanıtı değil midir? Aynen böyle evlilik hayatında da biraz hanım, biraz erkek katacak. Vermek gerekirse, fedakârlık gerekirse yine birazı hanımdan birazı erkekten olmalıdır. Sonuç, mutlu bir geçim, güzel bir uyum ve beraberlik.

Tekrar edeyim ki evlilik hayatında birbirini tamamlamak öyle kolay bir şey değil. Her iki tarafın da düşmemek, ayakta kalmak için çok çaba sarf etmesi gerekir. “Ben-Sen” kavgası yapılırken, sapasağlam olsalar bile, düşme, hatta kırılma riski çok yüksek olur.

Evlilik denilen bu müessese gurur ve kibir kaldırmıyor. Evlilik, nefsi terbiye okuludur. Ne zaman susacağını, ne zaman konuşacağını bilmek gerekir. Bunda başarılı olmuş büyükleri örnek almalıyız. Yaşanmış olaylardan dersler çıkarmalıyız. İflas etmiş bir kişinin ikinci bir dükkân açması düşünülemez. Ancak açmış olduğu dükkânda başarı kazanmış olan kişi, ikinci hatta üçüncü şubesini açma konusunda cesaretli olabilir. Biz, evlilik hayatında başarı kazanmış olanları model almalı, onların hayatlarından istifade etmeliyiz.

Evlilik hayatına adım atacak olanlar, bunu basit bir eğlence, bir evcilik oyunu görmemelidirler. Evlilik, sıkılınca yarı yolda terk edilebilir bir oyun değildir. Evlilik, temeli ilahî olan bir kurumdur. Bu kurum, ciddiyet ister, dik duruş ister, fedakârlık ister. Evlilik, emirler yağdırmak  değildir.

Evlilik binası yıkıldığı takdirde altında kalan çocukların feryatları arş-u âlâyı titretir.

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.