Yüce Allah (cc), her şeyi erkekli dişili çift yaratmıştır.[1] Varlık aleminin en önemli dinamiğini teşkil eden karşılıklı eş olma durumu canlılarda doğrudan gözlemlenebilmekte, varlık sahnesini işgal eden diğer mevcudatta ise özel araştırmalarla öğrenilebilmektedir.  Kur'an'da canlılar içerisindeki özel konumuna her vesile ile güçlü bir şekilde atıfta bulunulan insan nevi bu çift yaratılma kanundan istisna edilmemiştir.[2]
           
Bütün iradi tasarruflarından mesul tutulan insan türünün bütün ilişkileri bir disiplin oluşturacak şekilde bir takım kurallara bağlanmıştır. Diyalog, mekan paylaşımı, özel hayatın gizliliği ve çalışma hayatı gibi alanlarda, fert ve toplum hayatının huzuru ve esenliği için gerekli olan ilkesel düzenlemeler insan onurunun da koruyucusudur. O nedenle ilahi birçok hikmete binaen birbirine muhtaç olarak yaratılan yabancı bir erkekle kadının bir araya gelebilmesi, bir süreyle sınırlandırmaksızın yaratanın adı anılarak akit yapılması esasına bağlanmıştır. Aslında birbirlerine yabancı olan iki karşı cinsin mahremiyetlerine vakıf olmaları Allah'ın izniyle gerçekleştiğinden nikah dolayısıyla aile dini bir müessese hüviyeti kazanmış olmaktadır. Diğer canlılardan farklı olarak insanların aile hayatına sahip olma zorunlulukları, dünyanın imarını gerçekleştirecek nesilleri eğitmekle mükellef olmaları sebebiyledir. Aile hayatının oluşturulabilmesi için İlahi irade, eşlerin gönüllerini karşılıklı sevgi ve merhametle donatmış, oluşturulan yuvayı da en büyük huzur vesilesi kılmıştır.[3]   
             
Dinin doğru bulmadığı bir ilişkiye tevessülü önlemek ve neslin devamını sağlamak için bekarların evlendirilmesi yahut evlenmelerine yardımcı olunması bireysel ve toplumsal zorunluluk arz eder. Bu konuda bir kimsenin oğlu ve kızıyla uşağı ve kahyası arasında bir ayırım gözetilmesi sorumluluk bilincine uygun düşmez.[4] İnsan cinsinin devamını sağlama, neslin ve toplumun bozulmasını önleme gayesi taşıyan evlilik, zaruri ihtiyaçların ötesindeki maddi avantajlara erişmek için ertelenmemeli, herkesin gayreti nispetinde Allah'ın lütfuna mazhar olacağı bilinmelidir.[5]
               
Yeryüzünde başıboşluğu önleyerek bir disiplin dahilinde yaşamı düzenlemeyi amaçlayan Kur'an, insanı nikah marifetiyle aile kurmaya; eşi, evliliği ve çocukları konusunda sorumluluk bilinci taşımaya çağırır.[6] İnsan onurunu inciten ve dince doğru sayılmayan ilişkiden uzaklaşmayı, dinin yarısı olarak tanımlanan nikah akdiyle evlenmeyi tembih eder.  Allah Resulü (sav); "Ey gençler topluluğu ! Sizden evlenmeye gücü yetenler evlensin. Çünkü evlenmek, gözü daha çok muhafaza eder, iffeti daha fazla korur..." buyruğu evliliğin zorunluluğuna; "Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur. Artık diğer yarısı için Allah’tan korksun" buyruğu da hayatın evlilikle elverişli hale geleceğine işaret etmektedir.
           
Yaşamın en önemli dönüm noktasını teşkil eden evlilik, Allah'ın adıyla tesis edilmeli, vahyin belirlemiş olduğu insani ilkelere göre yürütülmelidir. Bencillik, ihtiras, sorumsuzluk ve aşırılık gibi tevazu, nezaket ve hoşgörüyle bağdaşmayan kötü ahlakın tezahürleri terk edilerek  merhamet merkezli hayat anlayışı benimsenmelidir.
           
İnanç birliği,[7] dinin buyruklarına uygun davranma, aile sorumluluğuna ve aile bireyleri arasındaki iş bölümüne riayet etme; huzur ve güvenin hakim olduğu aile birlikteliğinin en önemli unsurlarıdır. Ailenin teşekkül gerekçesi, insanı mutlu eden Allah'a muti nesiller yetiştirmektir. Bu ulvi gayeye ulaşabilmek için bütün dünya imkanları  seferber edilmelidir.  Buna göre erkek ve kadın her birinin eş seçiminde  maddi imkanlarda yetkinlik yerine ahlaki düzeyde erginliği ve olgunluğu dikkate alan bir anlayışı benimsemeleri, dünyada başlayıp sonsuza uzanan hayatın mutluluğu için son derece önemlidir. Bu sebeple iyi bir kadın ahiret hayatını kazandıran, salaha ve sükunete kavuşturan dünya imkanlarının en hayırlısı olarak tanımlanmıştır. Evliliğin, dinin yarısı olarak nitelendirilmesinin sebebi de budur.
           
İyi geçim, mutlu bir aile yuvasının ortaya çıkmasında en önemli husustur. Kur'an, karı koca ilişkilerinde insaflı, söz ve davranışlarda mutedil olma görevini öncelikle erkeğe vermiştir. Bu birlikteliğin, kurumsal hüviyetini tamamlayarak kuruluş gayesine uygu bir sürekliliğe erişebilmesi de Kur'an'ın yok saymayacağı karşılıklı ilişkinin mevcudiyetine bağlıdır.
           
Evliliğin tarafları, birbirlerine, yakın çevrelerine hatta üçüncü şahıslara karşı kırıcı, incitici... olumsuz ifade ve davranışlardan uzak durmalıdır. Bu hususun duygu ve düşünce düzeyinde gerçekleşmesi bile kişiyi ruhen hırpalayacağı bilinmelidir. Bütün ilişkilerde olduğu gibi sadece karşı taraftan beklenti içerisine girmek, umulan olmayınca da kıyasıya eleştirmek, diyalogun kopmasının asıl nedenidir. Gönülleri birbirine bağlayan güler yüzün, sorumluluk bilinci taşıyan eşlerin süreklilik arz eden en önemli görevidir. Allah Resulü (sav)'nün; özlemle eve gelmesi beklenen ve sevinçle karşılanan erkeği hayırlı aile reisi; yüzüne baktığında kocasının huzur bulduğu kadını da hayırlı kadın olarak nitelemesi, sözü edilen sürekliliğe ilişkin zorunluluğun ifadesidir.
           
Kuşku yok ki, dünya hayatında erişilmesi gereken en büyük nimet; karşılıklı saygı, sevgi ve güven anlayışıyla aile hayatının sürdürülmesidir. Birbirlerine ihtiyaç duyacak fıtratta yaratılan erkek ve kadın, bu aile birlikteliğini her şart altında muhafaza etmekle mükelleftir. Eşin görüşlerine saygı göstermek, kanaatkar olmak, temizliğe ve nezahete dikkat etmek, israf etmemek, aile sırlarını ifşa etmemek, hısım akrabaya hürmette kusur etmemek, makul ve dinen meşru sayılan istekleri yerine getirmek, sevince ve üzüntüye ortak olmak; nikahla taahhüt edilen kader birliğinin gereğidir.
           
Evlilik öncesi ve sonrasıyla düğün ve nikah merasimleri de dahil hayatın her bir evresi ve süreci İslam inancının gerektirdiği pratiklere uygun olmalıdır.    

Yuvaların bereketlenmesi, meşru olmayan ilişkiden uzak durulması, aile yuvalarının yıkılmasının önüne geçilebilmesi ve nihayet evliliğin ibadete dönüşebilmesi;  hayatı yoktan ve karşılıksız bahşeden, sayılamayacak kadar nimet ve imkanlarla devamını sağlayan ve birçok peygamber ve kitabın rehberliğinde ona anlam kazandıran Yüce Allah'ın hoşnutluğuna odaklanmaya bağlıdır.
           
Dualarda buluşmak dileğiyle... 



[1] 51/Zariyat, 49
[2] 4/Nisa, 1; 49/Hucurat, 13
[3] 30/Rum, 21
[4] 24/Nur, 32
[5] 24/Nur, 33
[6] 64/Teğabun, 14, 15; 8/Enfal, 28
[7] 2/Bakara, 221
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.