Sevginin kökeninde Allah sevgisi, Allah korkusu olmalı. Akıl, içtenlik, sadakat ve vefa olmalı. Bu özellikler olmadığında, kadın da erkek de sevmeye güç yetiremez. Ardından sahtelik gelir, samimiyetsizlik gelir. Sahte sevgi gösterileri, sahte sözler devreye girer, hayat azaba döner.
 
‘Mantık evliliği’ yapar birçok insan. Çıkarına gibi görünür, ama erkeği de kadını da kısa zamanda yaşlandıran, üzen, gücünü, özellikle de sevgi gücünü yok eden bir sistemdir bu. İnsan çıkarlarına değil, Allah rızasına göre evlilik yaptığında mutlu bir hayata kavuşur. Evlilikte kıstas akıl, samimiyet, dürüstlük, sadakat olduğunda ancak sevgi, saygı ve merhametle örülü bir evlilik gerçekleşir. Özellikle genç kızların parayı, görünümü, mesleği, evi-barkı kıstas alarak yaptıkları evlilik azap olur. Çektikleri o azabın kaynağı mantık kullanmalarıdır.

Eşine ölümüne güvenmek ve –Allah’ın izniyle- sonsuza kadar beraber olacağına ümit bağlamak, vefasızlık yapmayacağına inanmak, dünyanın en büyük nimetlerinden biri, yokluğu ise çok büyük bir nimetin kaybıdır. Bir eş güvenilirse, sadakatliyse, sevgi ve saygı dolu ise karşısındaki insanı âdeta büyüler.

Gerçek evlilik saf sevgi üstüne olur, mümin eşini Allah’ın tecellisi olarak sever. Ve mümin erkeğin bütün amacı Allah’ın verdiği o emaneti, koruyup kollamak ve onu dünya şartlarında en iyi şekilde yaşatmaya çalışmaktır. Müminler, Allah’ın verdiği o güzel derinlik hissini yaşamak, Allah’a birlikte güzel kulluk edebilmek ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için evlenirler:
 
Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 21)
 
İnsanı insan yapan, ruhundaki derinlikten ve güzel ahlâkından kaynaklanan, Allah’ın mucize olarak meydana getirdiği güçtür. İşte bu Allah aşkıdır, o tarif edilemeyen güzellik odur ve mümini çok etkiler:
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)
 
Çok sevdiğini söylediği halde birbirine hakaret eden, saldıran, aşağılayan, üzen; maddi ve nefsani çıkarıyla çatıştığında anında sırtını dönen kişilerin yaşadığı gerçek sevgi değildir. İnsanın kalbi Allah sevgisiyle dolu ise eşini de Allah’ın tecellisi olarak sever ki bu sarsılmaz bir sevgidir.
 
İnsan, Allah’tan ne kadar fazla korkarsa, emirlerine de o kadar  titizlik gösterir.  Eşini çok sever, saygı duyar, hoşgörülü, koruyucu ve bağışlayıcı olur. Bencil olmaz, nefsine düşkün ve çıkarlarının peşinde olmaz, affedici olur.
 
Bağışlayıcılık, şefkat ve merhamet, sevgiyi devam ettiren özelliklerdir. Yokluğunda ise insan bencildir; tercih yapması gerektiğinde çıkarlarının yanındadır, bağışlayıcı değildir.
 
Din ahlâkını yaşamayan kişi, hata yapan eşine ya da çocuğuna öfke ve kızgınlık duyar, şiddet kullanır. Ancak iman gözüyle baktığında şefkati ve merhameti artar, daha çok sever, daha çok koruyup kollamak ister.
 
Karşısındaki kişiye saygı duymak ve değer vermek etkileyicidir. Saygı duymadığı, değer vermediği bir eş insana itici gelir. Mümin eşine çok değer verir, çok ciddiye alır, onun için çok özeldir, gözünde çok büyüktür, kutsaldır, tertemizdir, iffetinden emindir, ona aittir. 

Samimi mümin dünyada yaşadığı bu sevgiyi–Allah’ın dilemesiyle- cennette de kat kat fazlasıyla yaşayacaktır. Bu müminler için bir cennet nimetidir. Kur’an’da,  “Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.” (Saffat Suresi, 48-49) ve  “Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık. Onları hep bakireler olarak kıldık, eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt.” (Vakıa Suresi, 35-36-37) ifadeleriyle cennetteki mümin kadınların güzelliği ve eşlerine duydukları derin sevgi vurgulanır.

Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokca zikreden erkekler ve (Allah'ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab Suresi, 35)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol