Bugün 29 Mayıs,  İstanbul’un fethinin 562. yıldönümüdür.  Fetih açmak, kapalı kapıları aralamak, başlatmak anlamlarına gelir. Şimdi modern dünya fethin ne olduğunu bilmediği için Avrupalıların işgal ettiği ülkeler gibi İslam’ında bir ülkeyi ele geçirmesi o toprakların sömürgeleştirilmesi zannedebilir. Oysaki fetih; İslam’ı bilmeyen, tanımayan yüreklerin paslı kapaklarının açılıp, hidayet nurunun ve İslam güneşinin aydınlığı ile çoraklaşmış gönülleri tanıştırma ameliyesidir. Fatih ise bu fethi gerçekleştiren kişidir.
                 
Köhnemiş Bizans’ın içinde bulunan aydın, bilim adamı, sanatkâr, hatta din adamları bile özgürlükleri elinden alınmış büyük baskıların altında eziliyordu. Sadece fethedilmesi gereken Doğu Roma imparatorluğunun başkenti Konstantinopolis’in surlarının kapısı değil, içerisinde yaşayan insanların ve tüm dünyanın İslam Medeniyeti Projesi ile tanışması gerekiyordu.

Osmanlının Kızıl elması, Fatih Sultan Mehmet Han ile birlikte bir adım daha öteye götürülerek, İla-i Kelimetullah’ın “Allah’ın adının yüceltilmesi” ta Avrupa içlerine kadar götürülmesi ve İslam’ın dünyaya hâkim kılınması olarak büyütülmüştü. Peygamberimizin müjdesine nail olabilmek için Fatih’in en büyük arzusu İstanbul’u fethetmekti.

Tek hedefe kilitlenmiş, İstanbul’a odaklanmış, kararlılıkla, yılmadan hedefine doğru ilerleyen Sultan Fatih, Fetih için gerekli maddi ve manevi donanım neyi gerektiriyorsa onun peşinde idi. Şehzadeliğinden beri İslami ilimleri tahsil etmiş bunun yanı sıra Matematik, Fizik, Kimya, Mühendislik gibi pozitif ilimleri de öğrenmeyi ihmal etmemişti.  Burası çok önemlidir. 20 yaşındaki bir padişahın sadece dua ve İslami ilimlerle değil İslam’daki tevekkül anlayışının kendisinde bütünleştiği Peygamber aşığı, zamanın teknolojisi, fenni ve stratejik tedbirleri neyi gerektiriyorsa onları inşa etmenin derdinde idi. Boğazı kontrol altında tutmak amacıyla evvela Anadolu Hisarının karşısına Rumeli Hisarını yaptırdı. Fetih uzun soluklu bir yolculuktur.

Defalarca püskürtülsen bile, binlerce kez kapılardan kovulsan da yeniden bu kapıdan bir gün içeri gireceğim ümidini canlı tutabilmektir. Nitekim öyle olmuştur. Kuşatma aylarca sürmesine rağmen, birçok askerlerin şehit olmasına rağmen, Veziri Çandarlı Halil Paşanın: “Padişahım daha fazla askeri kırdırmadan vazgeçelim” demesine rağmen Fetih aşkından vazgeçmeyen bir Peygamber aşığı kumandandan bahsediyoruz. Fatih olabilmek için bir sevdaya inanmak gerekiyor. O sevdaya baş koyduktan sonra henüz keşfedilmemiş surları yıkacak şâhî toplar da dökülür, gemiler karadan da yürütülür.
       
Fetih işine soyunmak korkusuz olmayı gerektirir. Siz İstanbul’u aldığınız zaman tüm Avrupa, Papalık ve Haçlı dünyası size düşman olacaktır. Uluslararası arenada siz yalnız bırakılacak, Yahudiler de, Hıristiyanlar da, Budistler de size karşı saldırıya geçecektir. Tüm bu riskler sizi bekliyor. Allah’a iman etmiş, Mekke’nin Fethine inanmış, Endülüs’ün Fethini okumuş bir kumandan için bu korkular yersizdir. Zira yüce Rabbimizin “Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Âl-i İmrân,160) ayeti ile tarih boyu İslam’a hizmet etmeye ahdetmiş bütün yiğitler, korkakların dünyasında yalnız da kalsalar, tüm dünya üstlerine gelseler bile Rablerine tevekkül edip Allah’ın izniyle düşmandan korkmamış, cihattan geri durmayıp, zaferden zafere koşmuşlardır. "Bir peygamber, zırhını giydikten sonra, savaşmadan onu çıkarmaz” kararlılığında olan Hz Muhammed (sav)’i örnek alan Sultan II. Mehmet Han hazretleri fethe dair maddi hiçbir emare olmamasına rağmen inatla, ısrarla verdiği karardan vazgeçmedi, İstanbul’un kapılarından geri dönmeyi düşünmedi. Her yenilgiden sonra gelecek bir zaferin müjdesiyle uyandı. Sezai Karakoç şu mısraları ile Zafere giden yolun acı ve sıkıntılardan hatta yenilgilerden geçeceğini anlatırken her şeyden önemlisi göklerden verilen bir kararın müjdesiyle dirilmemiz gerektiğini hatırlatıyor:
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır.
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır.
              
Fetih bir İslam Medeniyeti Projesidir. Fetih bir çağrıdır; çağlara ve nesillere… Fetih ruhu müminlerde kıyamete kadar devam edecek bir duygudur. Fetih Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle; hoşgörü, şefkat, merhamet, fedakarlık, diğerkamlık, insan sevgisi, eşitlik ve tüm insani değerler temelinde inşa ettiğimiz medeniyetimizin farkını dünyaya deklare ettik, barışın ve ahlakın egemen olduğu büyük bahçemizi insanlığa gösterme fırsatı bulduk. Fetih işgal değildir, saldırı hiç değildir. Şimdi Avrupalıların yaptığı gibi emperyalist düşüncelerle işgal edip oradaki insanları da köleleştirme asla değildir. İslam’ı düşman olarak gören kitlelere İslam’ın insan sevgisiyle dolu yüzünü göstermedir. Kilitlenmiş kalplere İslam nurunu ulaştırabilmedir. Fetih, basit küçük  duygularla oyalanmayan, büyük davaların yükünü omuzlamış, yapılacak bir çok işi olduğu için zamanı kendisine yetmeyen insanların işidir. Alçakların ve kötülerin dünyası içerisinde rahat yaşamayı bırakıp uzak diyarlarda Müslümanların zindanlara atılıp, idam kararlarının onaylandığı Firavunların çocuklarının yönettiği ülkeleri yeniden Amr bin As’ın  Mısır’ı Fethi gibi bir gün Yavuz misali Sina Çölüne koyulabilmeyi aklından geçirmektir. O yolda kafa yormaktır. Kudüs’ün yâd ellerde olduğunu bir türlü kabullenemeyip uykuları kaçan Selahattin gibi yeniden Mescid’i Aksa’nın özgürleşeceği güne doğru İslam Bayrağını en yüksek burçlara dikmenin neşesi içerisinde yaşamaktır. Ama önce Sultan Fatih gibi iman yüreğinde, teknoloji de elinde olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.