Ramazan Bayramına kavuşan ve artıcı nitelikte olmasa da temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan Müslümanların, Ramazan ayında, kendileri ve velayeti altında bulunan (Bakmakla yükümlü oldukları) kişiler için ödemeleri gereken, her biri bir insanı bir gün doyuracak miktardaki, para veya gıda maddesine fıtır sadakası denir.

Yukarıdaki Tanımı Parçalara Ayırırsak Şu Bilgiler Ortaya Çıkar:

*Fıtır sadakasını, Ramazan ayını idrak eden kimseler verir.

*Fıtır sadakası vermek için ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olmak gerekir.

 *Ancak zekâtta olduğu gibi anılan malın artıcı olması ve sahip olunmasının üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.

*Fıtır sadakasını aile reisi durumunda olan kişi kendisi için ve diğer aile fertleri için öder. Ailenin toplam sayısı kadar fıtır sadakası ödenir. Bu sayıya, evin ferdi durumunda olan hizmetçiler de dâhildir.

*Fıtır sadakası zekât verilebilecek kişilere verilir.

*Fıtır sadakasının miktarı, bir fakirin karnını bir gün doyurabilecek kadar para veya gıda maddesidir.

*Fıtır sadakası Hanefi mezhebine göre vacip, Şafii, Hanbelî ve Maliki mezhebine göre ise farzdır.

*Fıtır sadakasını, Ramazan ayının başlangıcıyla bayram namazı arasında ödemek gerekir. Bayram namazından sonraya bırakmak doğru olmamakla birlikte, ödeyen kişiye borç olması sebebiyle ilk fırsatta verilmesi zorunludur.

*Fıtır sadakası veren kişinin, buna niyet etmesi şarttır.

*Bir mazereti nedeniyle oruç tutmayan kişiler de fıtır sadakası öderler.

Fıtır Sadakasının Miktarı Ne Kadardır?
Dört mezhebe göre fıtır sadakası arpa, hurma ve kuru üzümden bir sa’dır. Şafii, Maliki, Hanbelî mezheplerine göre buğdaydan da bir sa’dır. Ancak Hanefilere göre buğdaydan yarım sa’dır.

Bir sa’, 2.75 litreyi içine alan hacimdir. Yaklaşık üç kg. dır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, her yıl bu ölçülere göre gerekli hesaplamaları yapıp halka Türk Lirası üzerinden fitre olarak kişi başına ödenmesi gereken meblağı duyurmaktadır.

Bu ölçülerin alınmasından maksat, bir fakirin karnını bir gün doyuracak miktarı bulmaktır. Nitekim Kur’an’da yemin kefareti anlatılırken; “Ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek” (5.Maide–89) denmektedir. Fidye ile fıtır sadakasının hesaplanmasında, bu ayet, bizlere önemli bir ölçü vermektedir.

Fıtır sadakası buğday, arpa, hurma ve kuru üzüme göre hesaplandığında değişik rakamlar ortaya çıkmaktadır.

Bu durumda da dinin rahmet boyutunu görmek mümkündür. Dinin bu konudaki rahmet boyutunu şu şekilde özetleyebiliriz:

*Bu ölçülerden birisine göre fıtır sadakası ödenirse, asgari ölçünün altına inme tehlikesi ortadan kalkar.
*Zenginliğin ileri derecesinde olanlar, bu dört maddeden o yıl en pahalı olanıyla fıtır sadakasını ödemeyi tercih edebilirler.

*Zenginliğin ilk basamağında olan kimseler, buğday, arpa, hurma ve kuru üzümden o yıl en ucuz olanıyla fıtır sadakasını ödeme imkânından yararlanarak, sorumluluklarını zorlanmadan yerine getirirler.

*Anılan dört gıda maddesinin ortalamasıyla da fıtır sadakası ödenebilir. Çünkü bu durumda en ucuz olan maddenin üstünde bir sadaka verilmiş olacaktır.

*Belirtilen dört maddenin en pahalısından daha çoğunu sadaka olarak verme imkânı ise daima vardır.
Konu ile ilgili olarak şu sorunun da cevaplandırılması gerekir:

Dini Açıdan Zengin Sayılmanın Ölçüsü, Zekât Verecekler ile Fitre Ödeyip Kurban Kesecekler İçin Aynı mıdır?
Dini açıdan zengin sayılmanın ölçüsü, zekât verecekler ile fitre ödeyip kurban kesecekler için farklıdır.  

Zekât vermek için, artıcı nitelikteki ihtiyaç fazlası nisap miktarı mala, bir kameri yıl boyunca, sahip olmak gerekir.
Fitre vermek ve kurban kesmek için de ihtiyaç fazlası nisap miktarı mala sahip olmak gerekir. Ancak bu malın artıcı nitelik taşıması ve kişinin anılan mala bir yıl boyunca sahip olması gerekmez. Bu durumdaki bir mala sahip olan kişiler zengin sayılacaklarından kendilerine zekât da verilmez.

Konuyu şöyle bir örnekle açılayabiliriz:

Bir kişinin oturduğu evi dışında kiraya verdiği bir evi olduğunu düşünelim. Bu ev, kendisi için asli ihtiyaç değildir. Ancak evin kira gelirleri aydan aya harcanmakta ve kişinin sahip olduğu para nisap miktarına ulaşmamaktadır.

Bu şahsın zekâta tabi başka bir malı da yoksa zekât ödemesi gerekmez. Fakat zaruri ihtiyaçları dışında kalan bu ev, artıcı nitelikte olmamakla birlikte, değer olarak nisap miktarını geçtiğinden, kişi -zekât vermekle mükellef olmadığı halde- zengin sayılır. Bu sebeple söz konusu kişinin fitre ödemesi ve kurban kesmesi gerekir; ayrıca kendisine zekât verilmez.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.