Yüzyıllarca üç kıtada at oynatmış, medeniyetler kurmuş, gittiği yerlere İslam’ın rahmet, merhamet ve adalet anlayışını götürmüş, hiç esaret görmemiş, daima mazlum ve mağdurlardan yana olmuş büyük bir milletiz. Bünyemizde çeşitli ırk, etnik grup, din ve mezhep mensuplarını hoşgörü ve barış içinde bir arada barındırmış, iyi günde kötü günde kader birliği yapmış asil bir milletin evlatlarıyız.

Ama ne var ki, tarih boyunca bu aziz milletin istiklâline ve istikbâline göz diken içerden ve dışardan pek çok düşmanı olmuştur. Milletimiz harici düşmanların vatanın bütünlüğüne, bağımsızlığına, milletin birlik ve beraberliğine, huzur ve güvenine yönelik tehditleriyle karşı karşıya kaldığı gibi, zaman zaman kendi içinde bulunan hainler tarafından da bu tür ihanetlere uğramıştır. Ne yazık ki, milletimiz geçmişte yaşanan bu tür ihanetlerin bir benzerini belki de en tehlikelisine içinde bulunduğumuz şu günlerde tekrar maruz kalmıştır.

Bu topraklarda doğup büyüyen, bu güzel vatanın nimetlerinden, devletin her türlü imkânlarından yararlanıp güç, kuvvet ve makam sahibi olup önemli mevkilere gelen bir takım bedbaht ve nankörler devletine, vatanına ve milletine ihanet etmişlerdir. Menfur emellerine ulaşmak için kendi milletine silah doğrultacak kadar gözleri dönmüş bu  çeteler, yüzlerce masum insanın canına kıymaktan çekinmemişler, devletin güzide kurum ve kuruluşlarına bombalarla saldırmışlar, millete hizmet etmekten başka gayesi olmayan devlet adamlarımızın canlarına kastetmişlerdir.

Devleti zaafa uğratmaya, milletin birlik ve beraberliğini, toplumun huzur ve güveni bozmaya yönelik bu menfur eylem Allah’a şükürler olsun ki, devletimizin ve milletimizin kararlılığı, yerinde ve zamanında müdaheleleri ve ihanet çetelerinin yanında yer almayan kahraman güvenlik güçlerimizin ve en önemlisi de bu asil milletin azmi, cesareti ve cansiperane direnişi karşısında akamete uğratılmıştır.

Tarihe altın harflerle sayısız kahramanlık destanları yazdıran bu asil milletin evlatları, şanlı tarihine bir kahramanlık destanı daha eklemiştir. Çünkü bu millet biliyor ki, devlet-millet bütünlüğü zaafa uğradığında vatan elden gider. Vatan olmadan hürriyet olmaz ve millet olarak varlığımızı devam ettirmemiz ve dinimizi, inancımızı rahatça yaşamamız mümkün olmaz.

Biz biliyoruz ki, bir milletin hür olarak varlığını devam ettirebilmesi, huzur ve güven içerisinde yaşayabilmesi ancak vatanına sahip çıkmasıyla mümkündür. Millet olarak bizler vatanımıza, bayrağımıza, ezanımıza ve istiklalimize uğrunda canımızı feda edecek kadar düşkünüzdür.

Bizim inancımızda din, vatan ve namus için mücadele etmek cihad olarak kabul edilir, bu uğurda savaşırken ölenlere “şehid”, yaralananlara da “gazi” denilir. Pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerifte, Allah yolunda yani, dini, vatanı mukaddesatı müdafaa için savaşmak emredilmiş, şehadet mertebesine kavuşanlar övülmüş ve cennetle müjdelenmiştir.

Yüce dinimiz İslam, yeryüzünün ıslahını, toplumların huzur ve güvenini sağlamayı hedeflemiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın…” (Bakara, 2/11.), “Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin emrine uymayın” (Şu’arâ, 26/151-152) ayetlerinde olduğu gibi Kur’an-ı Kerim’de sürekli olarak insanları fitne, fesat ve bozgunculuktan sakındırmıştır. Terör, anarşi, eşkıyalığı yasaklayan dinimize göre bu tür olaylara karışan kimselerin çatışma esnasında öldürülmeleri halinde cenaze namazları kılınmaz. (Bkz. İslam İlmihali, DİB. Yay. C. I, Sh. 365)

Bu gibi ikazlara rağmen bir Müslümanın, terör olaylarına karışması, kamu düzenini bozacak, devlete millete zarar verecek, ülkenin huzuruna kastedecek şiddet eylemlerine girişmesi, düşünülebilir mi? Allah ve Resûlü’nün emir ve yasaklarını çiğneyerek bu tür ihanet eylemlerini gerçekleştirenler ve bunlara destek olanlar vatanımıza, devletimize, milletimize hatta tüm İslam âlemine ne kadar büyük bir zarar verdiklerini hiç düşündüler mi acaba?

Bu hainler bu eylemleriyle aslında şer güçlerin oyunlarına alet olduklarının farkındalar mı? Bakınız Kur’an nasıl bir uyarıda bulunuyor bu gibilerine:  “Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider.” (Enfâl, 8/46)
           
Ayette ifade edildiği gibi bu tür bozgunculuk ve şiddet olayları gücümüzü zayıflatır, birlik ve beraberliğimiz bozulur, sonunda da Allah korusun devletimizi ve istiklâlimizi kaybederiz. Asırlardır ülkemize karşı hain emelleri olan şer güçlerin egemenliği altına girmemiz bile söz konusu olabilir.

O halde devletimizi zaafa uğratacak, ülkemizin birlik ve beraberliğini tehlikeye sokacak, milletimizin huzur, güven ve barış içerisinde kardeşçe bir arada yaşamasına engel olacak her türlü hukuksuzluğa, yasadışı olaylara, ihanet çetelerinin oyunlarına ve eylemlerine karşı uyanık olmalıyız.

Çanakkale’yi geçilmez yapan, Sakarya’da, Dumlupınar’da işgalci düşmanlara dünyayı dar eden, güzel Anadolumuzu düşmanlardan kurtarmak için göğsünü siper eden, Urfa’yı Şanlı, Antep’i Gazi, Maraş’ı Kahraman yapan o imanla, o heyecanla, o ruhla içten ve dıştan gelecek bu tür menfur saldırılara hep birlikte karşı durmalıyız. Unutmayalım ki, şairin “Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır/Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” dediği gibi uğrunda ölmeyi göze alamadığımız hiçbir toprak parçası bizim vatanımız olamaz. Haydi, gelin birlik olalım, vatanımıza sahip çıkalım.

Not: Darbe teşebbüsünde bulunan hainlerce şehid edilen asker, polis ve sivil tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Yüce Rabbimiz milletimize bir daha böyle acılar ve sıkıntılar yaşatmasın. Amin.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.