Abla bir saniye nereye gidiyorsun?

Yenge orada namaz kılamazsın nereye gidiyorsun?

Hocam kadınlar bölümü yukarıda!

Bacım kadınlar camiye giremez!

***

Bilmiyorum bu cümlelerin benzerini daha kaç kez duyacağım. Kâh abla kâh yenge kâh hoca olarak, caminin muhitine, seslenenin durumuna göre değişen nidalarla daha kaç kez çınlayacak kulaklarım. Hepsinde muhatap benim. Her seferinde kendimi bir provokatör gibi hissettiğim doğrudur. Girmem yasaklanmış bir bölgeye girmeye çalışırken yakalanmış o kadınım ben. Konya’da, Ankara’da, İstanbul’da hatta Bursa’da yaşadığım budur ancak. Öyle ki yarı çıplak turistlerin bile başlarında göstermelik bir örtü ile girip mihraba kadar yaklaştığı o mekânlara tesettürlü bir kadın olarak benim yaklaşmam yasak. Camiye giren turiste ses etmeyen ona saygıyı vazife bilen, önlerinden geçen gayri müslimlerin namazın sıhhatine engel olmadığını bilecek kadar fıkha sahip ağabeylerin amcaların teyzelerin engellemelerinden yoruldum artık.

Namaz vaktinde sırf kadınlar bölümünde yer yok diye erkek cemaat de içerde namaz kılmamızı uygun bulmadığı için cemaatle farz namazı kaçıran benim. Cuma vakti alınmıyoruz haydi onu geçtim/ geçtik. Cuma günü camiler sular seller gibi doluyor, yürüseler haşmetle arzı titretecek cengâverler gibi çıkıyor erkeklerimiz camilerden kalan vakitlerde ise camiler cemaat bekliyor.

Hem görev yaptığım kurs muhitinde, hem kendi mahallemde komşumu, öğrencimi, bir vesile ile tanışıp muhabbet kurduğum hâtun kişileri camiye gitmeye teşvik ediyorum. Dışarıdan ders yaptığım öğrencilerle buluşma mekânı olarak camileri gösteriyorum. Cami bir mümin için sadece namaz kılınıp çıkılacak bir yer değil bir tazelenme merkezidir. Modern dünya üstümüze üstümüze gelirken, her yer yorgunluk salarken, camiler huzur verir kendine sığınana. Eda edilen 4 rekâttan ötedir orada, insan özler camiye gitmeyi, orada oturmayı, hele ki tarihi bir cami ise, dualarla karıldı, âminlerle döşendi ise tuğlası kerpici, ustası işçisi abdestsiz el sürmedi ise o cami çeker sizi kendine. Kâbe nasıl insanlığın merkezi ise şehirlerimizin de merkezidir camiler. Dirilişin merkezidir cami, yeniden ayağa kalkmak ancak camide diz kırıp baş eğdikten sonra anlam kazanan bir eylemdir ve cami ziyaret edildiği oranda yer bulur müminin kalbinde.

***

Bu burada bir kalsın der ya İsmail Kılıçarslan o hesapla bende diyeyim bunlar burada bir kalsın biz dönelim bu haftaya. Camiler ve din görevlileri haftasını yaşıyor, çeşitli etkinliklerle gündeme alıyoruz. Bu yıl camiler ve din görevlileri haftasında ana başlık “gençler”

Genç kardeşim geç kalma sloganı her yerde. Afişlerden görmüşsünüzdür her türlü kardeşimize açık camiler. Diyanet işleri başkanlığının vizyonuna taşranın aynı hızla yetişemediğinin en bariz göstergelerinden biri daha karşımızda. Geç kalma genç kardeşim diyerek çağırdığımız gençleri hangi camiye davet ediyoruz? Kadınlar, genç kızlar eğitim hayatında, iş hayatında ve sosyal hayatta erkeklerle bu kadar dirsek teması içindeyken hangi genç kızı o izbe odaları göstererek namaza davem edeceğiz? Hacı amcaların öğle sıcağında serinlemek için uzandığı o geniş camilerin dar, karanlık havasız odalarına hangi hanım girecek? Hangisi mütebessim bir çehre ile geldiğine hamd edecek. Ölümü gösterip sıtmaya razı edilecek bir nesil mi var önümüzde? 28 Şubatı biz gördük yaşadık peki ya hiç görmeyen gençlerimiz kabul edecek mi cinsiyetlerinden ötürü yapılan bu ayrımcılığı?

***

Şimdi günümüzü bırakıp yüzlerce yıl öncesine gidelim, Medine’de olalım bir an için. Orda mısınız, açın şimdi gözlerinizi. Bir kadının örtüsünü üstüne alıp mescide girdiğini düşünün, hangi erkek onu geri çevirir oradan, hangi erkek bacım git evine der, hangi erkek ona mescidin dışında bir mekân gösterip orada namazını kılıp çok da ortada görünmeden ayakaltından kalkmasını söyler? Peygamberin ashabı ile beraber kendi mübarek elleri ile yaptığı o mescitte erkekler, ardından çocuklar ardından kadınlar namaz kılıyordu. Peygamber aleyhisselam kadınların bayram namazlarına gelmesini hâssaten istiyor, vakit namazlarında ise çocuk ağlamasını işitirse kıraati kısa tutuyor bunu ashabına tavsiye ediyordu.( vakit namazında da hâtun kişiler vardı demek ki)

***

Farz edin ki camileri paravanla böldük ve hanımların da camilerin bütün haşmetini güzelliğini estetik ve zarafetini görecek şekilde namaz kılmalarını sağladık. Ne kaybederiz?

Yahut farz edin ki bir hanım kendi için ayrılan o tıkışık mekânda yer bulamadı yahut başka bir sebeple önünde bir sütre olacak şekilde, mümkünse en arka safta namazını ikame etti. Velev ki o anda camiye giren başkaca erkekler de bu hanımı gördü ne olur? Kadının namazı mı bozulur, ön safta namaz kılan erkeğin namazına halel mi gelir, cami ifsad mı olur?

Ne kaybederiz biri bana söylesin? Biri bana söylesin ki “yeni icat çıkartıyorsunuz burada namaz kılmanız şart mı?” diyenlere verecek cevabım olsun. Madem kadının camide bir erkek tarafından görülmesi uygun değil marketlerde mağazalarda sokaklarda caddelerde ezcümle hayatın merkezinde bunca kadını nasıl barındırıyorsunuz? Her fırsatta burada ne işin var deyip kovulan kadınları neden başka yerlerden kovmaya cesaret edemiyorsunuz? Tesettürü ile namaz kılmak isteyen hanımı camide istemezken farz edin ki tesettürsüz bir genç kız -geçtim namaz kılmayı- sadece namaz kılanları izlemek için içeri girmiş olsun ne yapacaksınız?

Bu gençleri nasıl alacağız camiye cemaati müslimin?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol