Başbakan Erdoğan Twitter mağduru!
Duruşmaya, 7 sanık ile avukatlarının yanı sıra Uluslararası Af Örgütü üyeleri Andrew Gardner ve Runat Sena Akşener ile Alman gazeteci Mirijam Schmitt, gözlemci olarak katıldı. Duruşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davaya kendisine karşı işlenen 'hakaret' suçu ile sınırlı olmak üzere 'mağdur' sıfatıyla katılması kabul edildi.
Geçen yıl Haziran ayında Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleşen Gezi Parkı protestoları sırasında, İzmir Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütlü suçları soruşturma bürosunda görevli savcının talimatıyla harekete geçti. Geçen 5 Haziran’da yapılan operasyon kapsamında, attıkları tweet’lerle, insanları yasadışı davranmaya teşvik ettikleri iddia edilen 38 kişi gözaltına alındı. Soruşturma yaklaşık 7 ay sürdü. Birbirini tanımayan 29 kişi hakkında, ’halkı kanunlara uymamaya tahrik ettikleri’ iddiasıyla 3’er yıl hapis cezası istemiyle İzmir 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamenin ’mağdur’ bölümü ise dikkati çekti. Başbakan Erdoğan’ın adı, tek mağdur olarak iddianamede yer aldı. Kentte 33 banka, 17 ATM, 75 işyeri, 10 ev, 20 polis otosu ve 31 otomobilde hasar meydana geldiğine yönelik bilgi, iddianamede yer alırken, sanık olarak gösterilen kişilerin bu olaylara bizzat katıldıklarının tespit edilemediği de belirtildi.
 
İzmir’deki Gezi Parkı eylemleri sırasında, twitter üzerinden haberleşmeleri ’örgüt’ kapsamında değerlendirilen 29 kişi için, 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle İzmir 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ikinci duruşması, mahkeme salonunun küçük olması nedeniyle eski İzmir 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü.
 
Duruşmaya tutuksuz yargılanan sanıklar Emrah Göktaş, Oğulcan Büyükkalkan, Egemen Çiynekli, İlayda Uyanık, Aynur Tıkıroğlu, Görkem Çiçekdağ ve Gökçen Günç ile avukatları katıldı.
 
Tutuksuz yargılanan sanık moda editörü İlayda Uyanık, daha önce verdiği ifadesini tekrarladığını belirterek, "O tahrihte büyük olaylar vardı. Atmış olduğum tweet’lerde revirin yerini gösterdim, kötü bir amacım yoktu" dedi.
 
Müzik direktörü Emrah Göktaş da savunmasında, "O tahrite ülke genelinde birtakım uygulamalar sebebiyle tepki vardı. Her ne kadar benim hakkımda tanzim edilen iddianamede halkı kurallara uymamaya teşvik sebebiyle kamu davası açılmışsa da benim böyle bir niyetim olamaz. Kolluk güçlerinin aşırı müdahalesine tepki olarak söz konusu tweet’leri attım. Böyle bir şey olduğu için yine de üzgünüm" diye konuştu.
 
Diğer sanıklar da benzer ifadeler verip, suçlamaları kabul etmedi.
 
BAŞBAKAN ERDOĞAN 'MAĞDUR' KABUL EDİLDİ
 
İzmir 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Abdulkadir Certel, sanıklardan Efecan Karakaş’ın henüz ifade vermediğine ve duruşmada hazır edilmediğine dikkat çekti. Hakkında başka suçlar sebebiyle yakalama kararı bulunduğu belirtilen Karakaş hakkında bir yakalama kararı da bu davayla ilgili verildi.
 
Hakim Certel, ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da davaya, kendisine karşı işlendiği belirtilen ’hakaret’ suçu ile sınırlı kalmak kaydıyla ’mağdur’ olarak katılmasının kabul edildiğini belirtti.
 
Sanıklar Özge Ünlü Tezcan ve Oğulcan Büyükkalkan’ın avukatı Hatice Hande Atay söz alarak, "Geçen celse dellilerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmediği konusundaki beyanlarımı tekrarlıyorum. Ayrıca iddianamede Recep Tayyip Erdoğan mağdur olarak gösterilmiştir. Bu suçun mağduru olmayacağından katılma talebinin reddine karar verilsin" dedi.
 
Avukat Özkan Yücel de "Meslektaşlarımın savunmalarına katılıyorum. Hukuka aykırı elde edilen deliller dosya kapsamından çıkartıldığında sanık Efecan Karakaş hakkında yakalama kararı çıkartılması mümkün değildir. Zira yakalama kararı çıkartabilmesi için TCK 98/2 maddesi uyarınca kişinin kaçak olduğunun tespiti gerekir" dedi.
 
BAŞBAKAN’IN DİNLENMESİ TALEBİNİ REDDETTİ
 
Hakim Abdulkadir Certel, ’suçtan zarar görmesi durumu söz konusu olduğundan mağdur Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine karşı işlendiği ileri sürülen hakaret suçu ile sınırlı olarak CMK’nın 237 ve 238’inci maddeleri gereğince davaya katılmasına’, sanık avukatlarının, mağdurun dinlenmesi taleplerinin, ’dinlenilmesininin dosyanın esasına bir fayda sağlamayacağı kanaatine varıldığından’ reddine karar verdi. Hakim Certel, hukuka aykırı olarak elde edildiği savunulan delillerin dosyadan çıkarılması taleplerini de kabul etmeyip, duruşmayı 14 Temmuz’a erteledi.
 
DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMA
 
Duruşma sonrasında gazetecilere açıklama yapan avukatlardan Hatice Hande Atay, dosya kapsamında delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğini, bunun ötesinde deliller elde edilirken suç işlendiği gerekçeleriyle davanın başından bu yana, esasa geçilmeden beraat talep ettiklerini söyledi. İzmir Barosu olarak, soruşturmayı yürüten polisler hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na, soruşturmayı yürüten ve iddianameye hazırlayan savcılar Erhan Ünlü ve Özcan Pehlivan hakkında da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Atay, mahkemeden bu soruşturma dosyalarının istenmesine karar vermesi talebinde bulunduklarını ifade etti. Atay, davanın tek mağduru olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mağduriyetinin ne olduğuna ve diğer hususlara dair, sanık avukatları olarak kendisine sorularının bulunduğunu, bu nedenle dinlenilmesini talep ettiklerini belirterek, "Ama kendisinin siyasi kimliği nedeniyle bu talebimiz reddedildi. Oysa hakaret davalarında mağdur dinlenir. Başbakan’ın mağduriyeti değil, 2.5 milyon insanın katıldığı eylemlerde, 9 bin kişinin yaralanması, 8 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle asıl kamunun mağduriyeti söz konusudur. İfade özgürlüğnün yargılandığı bu davada Baro ile birlikte mücadeleye edeceğimizi duyuruyoruz" dedi.
 
İzmir Halk Forumları adına basın açıklaması yapan Su Tunalı da "İnternete sansür yasasına, yasaklara, Gezi direnişini hukuksuzca mahkum etmek isteyenlere karşı, yargılanan 29 arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Gezi direnişini yargılayamayacaklarını buradan bir kez daha haykırıyoruz" diye konuştu.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
CEZA 3 yıl önce

Bu 29 sanığın hepsine, hem bir ülkenin başbakanına ( bu başka bir ülke başbakanına da alenen yapılan bir hakaret olabilir ) yaptıkları aleni küfür içeren hakaret ( bunun sanal bile olması önemli değil, çünkü ortada bir artniyet var, - sadece başbakanın uygulamalarını tasvip etmiyorum, sevmiyorum, diyebilir - insanlar artık sözlü ve yazılı suçları genellikle sanal dünyada işliyorlar, bu düpedüz hukukî sorumlulukları pervasızca özgürlük adı altında çiğnemek demektir ki, hukukta sınırsız bir özgürlük diye de bir hüküm olması mümkün değildir ) hem de insanları toplu olarak kamu malları ve özel mal ve mülke zarar vermekten mutlaka ceza verilmelidir. Ancak o zaman hukukî süreç işlemiş ve mahkeme de vazifesini ifa etmiş olur. Yoksa hiç bir mefhum ve kavramın anlamı kalmaz, insanların devlete karşı olan samimiyeti de ( güveni ) ortadan kalkar, en tehlikelisi de devlet itibarı zedelenerek, uzun vadede önü alınamaz gayriahlâkî ve sosyolojik çıkmazlara yolaçar, maazallah.