Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anlaştınız da ben mi kovdum
 
İşte Erdoğan'ın açıklamaları: 12 yıllık dönemde birliğimizi beraberliğimizi güçlendirmek için çok samimi gayret sarf ettik. Çok ciddi riskler aldık. Bölgenin kalkınması gelişmesi için çok ciddi yatırımları hayata geçirdik. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılan yatırımların tutarı 260 milyar. Ben laf değil icraatı söylüyorum.
 
Herhalde onlar da sonunda anlarlar. 
 
ARTIK KARAR ZAMANI GELDİ 
 
Türk'tür Kürt'tür Roman'dır diye bakmadık.
 
Onun için de ret inkar ve asimilasyon politikalarını ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attık. Bu süreçte devlet de hükümet de üzerine düşenleri ziyadesiyle yerine getirmiştir. Milletimizde sabırla ve umutla bu sürece gerekli desteği vermiştir. Ancak örgüt ve onun güdümündeki parti, ortaya çıkan bu güzel iklimi, yalanla şımarıklıkla zehirlemiş, tercihini şiddetten baskıdan yana kullanmıştır. 
 
Teröristler hasta taşıyan ambulansa saldırır, mağdur olan bölge insanı. Kamyonları yakar, mağdur olan yine bölge insanı. Bir tercih var, 'ben devletimin yanındayım' veya 'terör örgütünün'. Öleceksek bir kere ölelim ama adam gibi ölelim. 
 
Son seçimde ciddi şaibeler olsa, aldıkları oyları teröre alan açmak için kullananlar, bunun hesabını millete de adalete de vereceklerdir. Terörist sadece silah bırakmayacak, betona gömecek. 
 
Bunlar ihanet içindedir. Ekmeğinin peşinde veya görevinin başında olan insanları, hunharca öldüren teröristlere tek çift söz söylemeyip, güvenlik güçlerine saldıranların yeri alçaklık çukurunun en dibidir. O köşe yazarlarına söylüyorum. sizin kariyeriniz, sizin kalemlerinizden akan mürekkep kandır. 
 
Başbakan kendilerini ziyaret etti, dolaştı, görevi iade etti. Kendi kifayetsizliklerinin başarısızlıklarının faturasını şahsıma keserek sorumluluklarını unutturmaya çalışanlar beyhude uğraşıyorlar.
Bir başka ifadeyle, proje üreteceksiniz, hizmet üreteceksiniz. Yani siyaset yapacaksınız. Siyaset işi gücü bırakıp Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsıyla ailesiyle uğraşmak değildir. 
 
Ufukları Beştepe ile uğraşmanın ötesine geçemeyenlerin milletimize, derdine derman olma ümidi verebilmesi mümkün değildir. Zaten Beştepe'nin adresini bilmeyenlerle de bizim vakit geçirecek bir zamanımız yok. Şahsımın üzerinden, milletin taciz eden, millete hakaret eden bu anlayış kaybetmeye mahkumdur. Milletimiz "üç kuruşa beş köfte yok" diyor.
Önce hak edeceksiniz, sonra talep edeceksiniz. 
 
Hezimetlerinin sebebi olarak şahsımı görenlere, dönüp kendilerini bir sorgulamalarını tavsiye ediyorum. Zırvalarını tekrarlamaktan başka bir iş bilmeyenler, dertlerini seçimde millete anlatacaklardır. Gerçi bunlar hep sandıktan kaçmanın çabası içinde olmuşlar. Ancak mecbur kaldıklarında seçim meydanlarına çıkmışlardır. 
 
Tablo böyle olunca, kürsüye çıktılar ne dediler? "Hodri meydan erken seçim". Şimdi 'istemiyorum'.
Öbürü çıktı 'şununla yapmam' dedi, sonra 'yapabilirim'. 'Beştepe'ye gitmem' dedi, baktık 'Beştepe'ye gidebilir' demeye başladılar. Bu ne menem iştir? Derler ya, çocuk evde "baba bir hırsız yakaladım. Oğlum getir. Gelmiyor baba. Bırak gitsin...
 
Gitmiyor baba..."
 
Bunların durumu da tam böyle. Sonra da çıkıp cumhurbaşkanı 'hükümet kurmayı engelledi' diyorlar. Siz geldiniz de, sizi kapıdan mı kovdum?
 
AYNAYA BAK
 
Kalkıp benim evladıma, ismiyle "Bilal'i ver iktidarı al" bu ne biçim yaklaşımdır ya. Eğer benim oğlumun yaptığı bir yanlış varsa, yaptığı bir yolsuzluk varsa buna hesabı soracak olan yargıdır. Sen kimsin?
Benim evladımla ilgili iktidar bağlantısını nasıl kurarsın. Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasından daha doğal bir şey olmaz. Çünkü bunlar aile bilmez, evlat nedir bilmez. Dolayısıyla hak hakikat nedir bilmez. Nedir o Mussolini 
 
Hitler, aynaya bak.
 
 
Anahtar Kelimeler:
Cumhurbaşkanı Erdoğan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol