Erdoğan: 'Alevi-Sünni çatışması çıkarmak isteyenler var'

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

AK Parti Grup Toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Nuri Bilge Ceylan’ı telefonla aradığını ve tebrik ettiğini açıkladı. Son Mavi Marmara şehidine ve Okmeydanı’ndaki olaylarda hayatlarını kaybeden 2 kişiye Allah’tan rahmet dileyen Başbakan, acılı ailelere de taziye dileklerini iletti.
Başbakan Erdoğan, bir Alevi-Sünni çatışması çıkarmak isteyenler olduğunu belirterek, vatandaşları bu provokasyonlara gelmemeleri konusunda uyardı. Erdoğan, ülkenin yükselişini önlemek isteyenlerin Gezi Parkı olaylarını ve 17 Aralık operasyonunu denediğini, bunlarda başarılı olamayınca mezhep çatışması oyununu öne sürdüğünü söyledi. Bu oyuna ana muhalefetin ve bazı sendikalar ile sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiğini ifade etti.
 

Merkez Bankası’nı eleştirdi
 

Faizlerin yüksek olduğunu, düşmesi gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, ekonominin hesabının hükümetten sorulacağını, Merkez Bankası’ndan sorulmayacağını ifade ederek, “Merkez Bankası bağımsızdır ancak Merkez Bankası kararları hakkında kanaat açıklamak benim en temel hakkımdır. Faiz yüksektir, düşmesi lazım” dedi.
 

Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini tutturamadığını kaydeden Erdoğan, durumun faizde de böyle olduğunu savundu.
 

"Örgütün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek var mı ?"
 

Başbakan Erdoğan, "Okmeydanı’nda olayların başını çeken eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı, yerli bir örgüt olduğuna inanan var mı, nelerden beslediklerini, kollandıklarını biliyoruz" dedi.
 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Bize milletçe çok büyük bir gururu yaşatan Fransa’da Altın Palmiye ödülü alan Nuri Bilge Ceylan’ın bir kez daha tebrik ediyorum. Almanya dönüşümde kendilerini arayıp tebrik ettim. Ülkemiz ve sinemamız adına uluslararası başarı. Nuri Bilge Ceylan ile birlikte tüm ekibini tebrik ediyorum. 2010 yılında Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisinde İsrail askerlerinin saldırısı nedeniyle 9 kardeşimiz şehit olmuştu. 30 kişi de yaralanmıştı. Süleyman Uğur kardeşimizi hakka uğurladık. Rabbim şehidimizi rahmetiyle de kuşatsın inşallah. Merhum Süleyman kardeşimizi 2010 yılında hastanede ziyaret etmiş daha sonra evinde kendisini ziyaret etmiştim Ailesinin kendisine bakışı her türlü şükranın üzerindeydi. Bu vesileyle buradan bir kez daha ailesine, dostlarına, yakınlarını sabır ve başsağlığı diliyorum. Haftasonu Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz hayatlarını kaybettiler. Hayatlarını kaybedenlerin ailelerini arayarak kendilerine taziyelerimizi ilettik. Bu elim olay vesilesiyle burada birkaç hususu da dikkatlerinize sunmak istiyorum. 2014 yılında. bir kez daha tüm boyutlarıyla 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da yapılan bir suikast birinci dünya savaşının çıkmasına neden olmuştu. 10 milyon insan hayatını kaybetmişti, Osmanlı Devleti en çok zayiatı veren toprak kaybetmişti. Bize Misak-ı Milli sınırlarını dahi çok gördüler. Ülkenin tamamını almak için işgal başlattılar. Birinci dünya Savaşı’nın yüzünü yıl dönümünde şunu ifade etmek zorundayız. Savaşın sonunda Osmanlı bakiyesi toprakları cetvelle çizilirken, Türkiye Cumhuriyeti sürekli baskı ve kontrol altında tutulmak istendi. Osmanlı imparatorluğundan kalan borçlar Türkiye Cumhuriyeti’ne devredildi. Kürt, Alevi vatandaşlarımızın onların üzerinden iki mesele sürekli gündemde tutuldu. Bu iki mesele içeride de çok büyük yanlışlar yapıldı" diye konuştu.
 

"ANAMUHALEFETİN GENEL MÜDÜRÜ DERSİMLİ DEĞİL Mİ, KONUŞTUĞUNU GÖRDÜNÜZ MÜ"
 

"Bu ülkenin asli unsuru olan Birinci dünya, Kurtuluş savaşında asli unsur olarak yer alan Kürtler için asimilasyon politikaları uygulandı" diyen Erdoğan, "Son 30 yıldır maruz kaldığımız teröre destek verildi. Alevi kardeşlerimiz görmezden görüldü. Dersim’de yüzlerce alevi vatandaşımızı katledildi. CHP’nin Dersim’e karşı duranını gördünüz mü? Şu anda anamuhalefetin Genel Müdürü Dersimli değil mi, konuştuğunu gördünüz mü? Konuşamaz, konuştuğu anda birçok şeyler ortaya çıkacak. Çorum’da, Sivas’ta Kahramanmaraş’ta, sonu acı biten elim hadiseler yaşandı. Komplo teorilerinin kolaycılığına biz asla sığınmadık. Biz, Türkiye’nin yüzyıldır karşı karşıya kaldığı meselenin tamamen farkında olduk. Ancak bu meselelerde dışarıdan yürütülen kampanyaları asla gözardı edemeyiz. Türkiye’de ne zaman işler iyi gitmeye başladıysa ülkemizin başına dert açanlar oldu. İçeride ve dışarıda birtakım karanlık eller işbirliği, elbirliğiyle yaptılar. Türkiye’nin enerjisinin tüketmek için her türlü kirli, karanlık senaryoyu devreye aldılar. İkinci Dünya Savaşı’na biz katılmadık. Japonya ikinci dünya savaşında yenildiği halde iki tane atom bombasıyla ciddi yıkıma maruz kaldığı halde bugün dünyanın en güçlü ülkesi haline gelmiştir. Almanya deyim yerindeyse taş üstünde taş kalmayacak şekilde yıkıldığı halde dünyanın en büyük ekonomileri haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.
 

Erdoğan, "Fiili olarak katıldığımız hiçbir savaş yok. Yaklaşık yüzyıldır barış ülke halinde olmamıza rağmen kalkınma yarışına neden bu kadar geç kaldık. çünkü ülke olarak enerjimizi başka yerlere sarf ettik. Biz, enerjimizi kaynaklarımızı birikimlerimizi adeta heba etmek zorunda kaldık. İçeride neredeyse 35 yıl oldu, terörle mücadele eden bir ülke var. Bir başörtüsü sorununu 40 yıl tartışmak zorunda bırakıldı. Bu ülke bunu hak ediyor mu? Bu yasağı koyanlar, uygulayanlar bu ülkeye yazık etmedi mi? İnsanlar anadillerini konuşurlarsa ülke bölünür, parçalanır diye toplumu korkuturlar. Biz engelleri kaldırdık Hamdolsun bu ülke bölünmedi tam tersine güçlendi. Bizi millet olarak anlamsız yasaklarlar onyıllarca hatta asırlarca oyaladılar. Oynanan oyunu milletçe görmemiz gerekiyor. Türkiye üzerine içeriden ve dışarıdan kurulu olan tuzakları görmemiz ve anlamamız gerekiyor. Şu anda Mayıs ayındayız. Geçen 28 Mayıs’ta Türkiye’nin nasıl bir konumda olduğunu hatırlatalım. Tarihin en büyük ekonomik krizlerini Türkiye geride bırakmış, Türkiye yüzde 4-5 büyüme oranlarını yakalamıştır. 2011 yılında genel seçimler yapılmış, istikrar ve huzur güç kazanmıştı. Çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelinmiş, o günlerde batıdaki insanların koşarak doğuya gittiğini kardeşleriyle kucaklaştığını görüyoruz. Önümüzde hiçbir engel yok. Umutla, kararlılıkla geleceğe ilerliyoruz" dedi.
 

Türkiye’nin ekonomik olarak kaydettiği gelişmeler hakkında bilgi veren Erdoğan, "Sonra bir şey oluyor. İstanbul’da Gezi parkında başlayan eylemler var. Neymiş ağaçlar sökülüyormuş. Bu istismar edilerek dalga dalga bunu ülke geneline yayılıyor. Legal illegal örgütler işbirliği yaparak huzuru ve istikrarı sarsarak bu noktaya ulaştırıyor. Huzur, istikrar demokrasi özellikle de ekonomi hedefe alınıyor. Borsa gerilemeye, faiz yükselmeye başlıyor. Uluslararası yatırımcılar tedirgin ediliyor. Ekonomi dursun diye çağrılar yapılıyor. Her gün sokaklarda, şiddet görüntüsü vandallık. Türkiye genelinde terör esiyor gibi servis ediliyor. Anamuhalefet partisinin milletvekilleri bizzat olayların içinde aktif rol alıyor. Medya yandaş medyaları her türlü yalanı yazarak, gerek sosyal gerekse yazılı medyada malum işverenler, işveren örgütleri sorunsuzca açıklamalar yapılıyor. Türkiye hem içeriden hem dışarıdan ağır bir saldırıya maruz kalıyor. Malum işverenler, işveren örgütleri, memur örgütleri el birliğiyle bütün bu olayların sorumlusu olarak da bizleri göstermeye gayret ediyor. Ortada herhangi bir gerekçe yok, tek gerekçeleri 12 tane ağaç. Allah’a Hamdolsun, bu saldırıları bertaraf ettik” dedi.
 

Başbakan Erdoğan, "Gezide istediklerini elde edemeyenler bu kezde yeni bir hazırlığın içine girdiler. 17 Aralık, 25 Aralık’ta istikrarı, milli iradeyi hedef aldılar. Biz orada da dik durduk. Ülkeyi sağ salim seçime götürdük. 30 Mart’ta milli iradeyi tecelli ettik. Ne oldu, millet bu darbe heveslilerine en güzel cevabı sandıkta verdi. Türkiye’yi şu anda bir başka meseleyle, bir başka hassas konuyla, mezhep farklılıklarını kaşıyarak yeniden tahrik etmenin mücadelesi içindeler. Hem içeride hem de dışarıda Alevi vatandaşlarımız üzerinden kendi hesaplarını görmek isteyenler, bu konuyu elverişli bir istismar vasıtası olarak görenler yeniden kollayarak sıvadılar, yeniden harekete geçtiler. Bir süredir bunun provaları zaten yapılıyordu. Bu haftasonu Cumartesi Almanya’daydım. Aynı gün Almanya’da bizim oradaki toplantımızın yapıldığı o muhteşem salonun yakınından nehir geçiyordu. Nehirin karşı tarafında da, oradaki Alisiz Alevilere orada mitingi yapma izni verilmiş. Dert, bizim yapacağımız toplantıyı acaba nasıl sabote ederiz bunun gayreti içindeydiler. Bütün bunlara rağmen, Alman yönetimi orada tedbirlerini iyi almıştı. Gerçi aynı anda, bizim toplantımızın olduğu bölgeye yakın 5 ana merkezde bize karşı olan gruplar tarafından toplantılar yapılıyordu. Alınan güvenlik önlemleri başarılı olduğu için tabii hiçbirisi arzusuna ulaşamadı ve bizler de orada gerçekten Almanya’daki kardeşlerimizi muhteşem bir buluşmayı gerçekleştirdik" dedi.
 

"DERT BAŞKA, DERT GÜÇLENEN TÜRKİYE’Yİ NASIL BÖLERİZ"
 

"Türkiye’de Alevi vatandaşlarımızın kapılarına işaret konuluyor" diyen Erdoğan, "CHP’nin bazı milletvekilleri utanmadan sıkılmadan her türlü yalanı kullanarak Alevi vatandaşlarımızı tahrik ediyordu. Reyhanlı saldırısında, Hatay’da, Malatya’da, Adıyaman’da bunu denediler. Gezi olaylarında, 1 Mayıs’ta bunu denediler. Kendi milletvekilleri bizzat bu işin aktörü oldular. Hepsinde başarısı oldular. En son Okmeydanı’nda bunu denediler, orada da başarısız oldular. Merhumun kız kardeşinin sesini duydunuz değil mi, eğer siz bu eylemleri yapmamış olsaydınız benim kardeşim ölmeyecekti. Ortada herhangi sıkıntı yok. Uğur’un GBT’sinde en ufak olumsuz yanı da yok. Kendisi cemevine gidiyor, orada maalesef böyle bir olayla karşı karşıya kalıyor. Yüzyıldır aynı bayat senaryoyu Türkiye’ye saldırmak için kullanıyorlar. Yüzyıldır Türkiye’yi yerinde saydırmak, meşgul etmek, zayıflatmak için kullanıyorlar. Biz, bu bayat senaryonun dışarıdan yazıldığını, desteklendiğini söylediğimizde biri çıkıyor istisna ile hedefi saptırmaya çalışıyor. Okmeydanı’nda olayların başını çeken eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı, yerli bir örgüt olduğuna inanan var mı, nelerden beslediklerini, kollandıklarını biliyoruz. DHKP-C terör örgütünün kampları Yunanistan’dır. O kamplarda eğitim alarak Türkiye’ye girenlerini gördük. En sonunda Yunanistan yönetimi bunlara darbe indirdi. Belli bir yere kadar bu işi durdurdular. Sıfırladılar mı, ona kani değilim. Hangi ülkelerin bunlara kol kanat gerdiğini, kimlerin bunlara kamp verdiğini, lojistik sağladığını, bu örgütü sıvazladığını çok iyi biliyoruz. Bunların başında olanlara belgelerle bunları gösterdik. Dert başka, dert güçlenen Türkiye’yi acaba nasıl böleriz, acaba nasıl zayıflatırız bütün mesele bu. Güçlü bir Türkiye’yi asla kabullenmediler, kabullenemiyorlar. Fakat isteler de istemeseler de Türkiye artık güçlenme noktasında damarı yakalamıştır" ifadelerini kullandı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.