Erdoğan: Bize ihanet edenler hep kaybetti
“Hatırlarsanız; Turgut bey’e Çankaya’yı adeta zindan ettiler. Kendi partisinin mensuplarından tutun, o zaman Demirel, hangi tür ifadeler kullandı malum… Cumhurbaşkanı ile başbakanın uyumlu olmasından millet kazanır” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
“Ama bu uyum olmadığı zaman, ülke kaybeder. Çünkü bir kararı alırken, yürütme olarak bu kararı ne kadar süratle yasa olarak çıkarırsanız o kadar çabuk mesafe alırsınız. Mesela, attığınız idari adımlarda, eğer idari mahkemeler, Danıştay sizin karşınızda dikilirse orda da mesafe almakta zorlanıyorsunuz. Halbuki ecdat, malum Danıştay’ı Şura’yı Devlet olarak kurmuş. Şimdi de Danıştay adı üzerinde, maalesef devlete danışma hizmeti sunmak yerine, önünü kesmek, onu çalıştırmamak, hatta ihalelere varıncaya kadar, bu ihalelerin yapılmasını engelleme noktasını engellemeye kadar yapılan şeyler var. Bütün bunlara rağmen, Cumhurbaşkanı ve hükümet el ele verince bunların birçoğunu aşmak mümkün oluyor. Fransa’da her ne kadar yarı başkanlık sistemi olsa da orada başbakanın adı var ama her şey başkanın otoritesi altında. Yani savunma sektörüyle ilgili bile çok ciddi yetkileri var. Yarı başkanlıkta bu varken, diğer tarafta başkanlık sitemine bakıyorsunuz bana göre artıları eksilerine göre daha fazla. Mesela Türkiye’de Cumhurbaşkanı, Başkomutan. Orada ise olay başkomutanlığın dışında, farklı mecralarda. Orada hem başkomutan hem yargıda, atamalarda çok ciddi inisiyatifi var, ama buralarda belli bir yere kadar kısıtlı bir inisiyatif var.”
 
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile herhangi bir ihtilafının olmadığını belirten Edoğan, “Bizde üçlü kararname denen bir olay var. Bu üçlü kararnamede Cumhurbaşkanı’nın onayı olmadan, siz kalkıp da bir karar alamazsınız. İl emniyet müdürünü, valiyi, üst düzey bürokratı atayamazsınız. Cumhurbaşkanı’nın burada onayı şart. Ahmet Necdet Sezer’de bu konularda anlaşmazlıklarımız oldu. Mesela; Merkez Bankası’nda çok ciddi anlaşmazlıklarımız oldu. Gitti geldi, gitti geldi… En sonunda farklı bir isimde anlaşıldı. Biz büyük ölçüde yine sayın Sezer’le ilişki kurmaya çalıştık. Çalıştık ama yine birçok konu gecikmeli olarak gerçekleşti. Özgürlükler konusunda daha rahat olamadık. Eğitimde, YÖK’te sıkıntılar yaşadık. Hamt olsun Abdullah beyle bu tür sorunlar yaşamadık. Hemen hemen bir ihtilafımız olmadı. Biz birçok konuyu Abdullah beyle önceden istişare ettik. Şuanda Abdullah bey devletin başı olduğuna göre, bazı şeyleri önceden görüşüp, istişare edip daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Bey’e gönderirsek, tabii ki oradan da sonuçlar çok seri olarak çıkar. Yasalarla ilgili ufak tefek şeyler olmuştur… Onlar da düzeltilerek telafi edilmiştir.
 
  2015 seçimlerinden sonra sivil anayasanın yapılmasını istediğini belirten Erdoğan, “Temenni ederim ki; yapılacak 2015 seçimlerinde, eğer şuanda mensup olduğum parti, anayasayı yapabilecek güce ulaşırsa yeni anayasayı yaparız. İnanıyorum ki; şuanda mensubu olduğum parti bunun adımını atacaktır. Bunu, şuandaki muhalefet partileriyle yapamadık. 60 maddede mutabakat olduğu halde, bu anayasayı çıkartamadık. Halbuki; bir mutabakat var, altında imzalarınız var gelin buları çıkaralım… Yine yanaşmadılar. Temenni ederim ki; 2015 seçimlerinde halkımız bu anayasayı çıkarma imkanı verirse, veya referandum imkanı verirse inanıyorum partimiz milletimizin beklediği anayasayı çıkaracaktır” diye konuştu.
 
  Başkanlık sistemi hakkındaki görüşlerini paylaşan Başbakan Erdoğan, “Tam başkanlık sistemi de tartışmalar içerisinde olabilir. Gelecek dönemde ben tabii partinin başı değilim. Partinin başı ve o andaki merkez karar yürüte kurulu, benim şuandaki düşüncelerimi paylaşırlar mı paylaşmazlar mı bilemem… Fakat; benim arzum Türkiye’yi başkanlık sistemine geçirmek. Başkanlık sistemi olmazsa, yarı başkanlık sistemi de olabilir. Bunlar, Türkiye’ye çok şey kazandırır diye düşünüyorum. Karar mercileri çok daha hızlanarak çalışır, çok daha rahat adım atar. Bunları Türkiye’ye kazandırmak, yasamada, yürütmede, yargıda farklı bir reformun adımı olacaktır” ifadelerini kullandı.
 
  Geçmişte, parti içinde üst kademelerde olup da partiye ihanet edenlerin, bugün ortalıkta görünmediklerini vurgulayan Erdoğan, “Tepe noktada olan arkadaşlarımızdan bizimle ters düşenler bittiler, tükendiler… Bunların içerisinde bakan olanlar vardı, Başbakan yardımcısı olanlar olmuştu, partinin kurucularından olanlar olmuştu… Bunlar maalesef ihanet etmişlerdir. İhanet ettikten sonra parti kuranlar oldu. Ama hiçbir yere de varamadılar. Çünkü; dürüst hareket etmediler, samimi hareket etmediler. Şuanda kimse onları hatırlamıyor, unutuldular… Birileri onlara farklı makamlar teklif etti, bunlar da o makama kandılar ve bulundukları o güçlü yeri koruyamadılar” diye konuştu.
 
  AK Parti’nin başına geçecek isimle, geçmişteki siyasi partilerde yaşananların aynısının olup olmayacağı yönündeki soruya cevabı:
 
  Erdoğan, kendisinden sonra AK Parti’nin başına geçecek olan isimle aralarında anlaşmazlık olup olmayacağı yönündeki soruya, “Böyle bir şeyi temenni etmem. Böyle bir şeyin olması ihtimalini de çok zayıf görüyorum. Çünkü; olmaması gerekiyor. Bu hareketin çekirdek kadrosunun bazı kutsalları var. Bu hareket, bir davadır. Ve bu davaya gönül vermiş insanlar, böyle bir ihanetin içerisine giremezler, girmemeliler” şeklinde cevap verdi.
 
  AK Parti içerisinde 3. dönemlerinde oldukları için 3 dönem kuralına karşı olanların bulunduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
  “3. DÖNEMİNDE OLAN ARKADAŞLARIMIZIN BAZILARI TAHRİK OLUYOR”
 
  Bu 3 dönemi Tayyip Erdoğan kendi kafasından uydurmadı. Partiyi kuranlar olarak bu kararı aldık. Buna Abdullah Gül ile Bülent Arınç da dahil… ‘Böyle bir 3 dönem kuralı koyalım ki; sürekli hücresi tazelenen, yenilenen bir hareket olsun’ dedik. Arkadan gelen nesiller, buraya gelsinler. 3 dönem zaten nihai bir çizgi değil. 1 dönem ara versin, ondan sonra gelebiliyorsa yine gelsin.  Bunu bugüne kadar kimse dillendirmedi. Şimdi 3. Döneme gelen arkadaşlarımızın bazıları tahrike oluyor. Böyle arkadaşlarımız var maalesef. Bunu doğru bulmuyorum. Ama burada nihai kararı verecek olan Tayyip Erdoğan değil. Nihai kararı verecek olan yine partinin büyük kongresidir. Büyük kongre böyle bir kararı alması halinde bu değiştirilebilir. Ama benim yaptırdığım anketlere göre, büyük kongre delegelerinin büyük çoğunluğu 3 dönem kuralının kalmasını istiyor. Çünkü; bu 3 dönem olayının topluma verdiği bir mesaj var. Toplum diyor ki; ‘Bunlar oturdukları yerde çakılıp kalmayacak.” Devlet Bahçeli gibi 16-17 sene buranın başında duracaksın; işte gelebildiği yer belli. Kılıçdaroğlu’nun gelebildiği yer belli… Başarısızsan, Batı’da olduğu gibi bırak. Bunu yapamıyorlar. Partimizin içerisinde böyle bir şey olmaz ve olmamalıdır diye düşünüyorum. Biz, 3 dönemi getirirken hedefimizde şu vardı; biz seçilme yaşını aşağı çekmek istedik. İlk etapta 30’dan 25’e indirdik. Ben son zamanlarda 18’e indirelim diyorum. Çünkü; seçme yaşına 18 diyorsun ama zor olan seçilmek değil seçmektir. O hakkı veriyorsun ama seçilme hakkını vermiyorsun. Sanki; parlamento 18 yaşındakilerle dolacak. 18 yaşında seçilme hakkını veriyorsan, bunların içinde bu parmak sayısını geçmez.”
  
  
  

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.