Erdoğan: HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan dönüşü uçakta aralarında Ensonhaber Medya Grup Başkanı Serkan Kalemciler'in de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

PARTİ KAPATILMAZ, DOKUNULMAZLIKLAR KALKAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a HDP'lileri tutumu ve teröre destek olan bu kişilerin partilerinin kapatılıp kapatılmayacağı soruldu.

Erdoğan, "Parti kapatma olayı düşünülmemeli, gündeme dahi gelmemeli. Ama suçu irtikap eden milletvekili, belediye başkanı veya başkaları olabilir. Bunlar bunun bedelini ödemek durumundadır.

Diyarbakır ve Ankara Başsavcılıklarının başlattığı soruşturmaları da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, inanıyorum ki terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir" dedi.

"MECLİS İÇ TÜZÜĞÜ DEĞİŞMELİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin konuştuğu sırada bunun kadar önemli olduğunu söylediği Meclis iç tüzüğü konusuna da değindi. Başbakanlık döneminde de değiştiremediğiklerini belirttiği mevcut TBMM iç tüzüğünün parlamento çalışmalarını kilitlediğine dikkat çekti.

"BÖYLE ŞEY OLMAZ"

Yasama organını kilitlemek istendiğinde bu iç tüzüğün yeteceğini ifade eden Erdoğan, "bunun da ötesinde, maalesef parlamentoya yakışmayan birçok şeyi biz bu parlamentonun içinde görebiliyoruz. Onun için de süratle eğer bu iç tüzük ele alınır, çıkarılırsa, ben inanıyorum ki yasama organımız çok daha seri çalışacaktır. Yani öyle bir günü sadece yani önergelerle geçir, akşam neredeyse Meclis kapanacak, bir maddeye gir ve uzat v.s. böyle şey olmaz. Bunlar çok gayri ciddi şeyler" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştuğu sırada kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya'nın oturacağı koltuk boş bırakıldı.

SUUDİ ARABİSTAN ZİYARETİ

Suudi Arabistan ziyaretinde ikili ilişkilerimiz açısından en önemli gelişme, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin kurulmasına karar verilmiş olmasıdır. Konuya ilişkin açıklama, biliyorsunuz, Riyad’da bulunduğumuz sırada, her iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapıldı. Ben bunun, Türkiye-Suudi Arabistan arasında “zirve” diyeceğimiz en önemli adım olduğunu düşünüyorum.

Alınan bu kararın altını, önümüzdeki süreçte bakanlarımız, ilgili bakanlar inşallah gayet başarılı bir şekilde dolduracaklardır. Bu mekanizmanın, Suudi Arabistan-Türkiye arasında her türlü, askeri, siyasi, ticari, kültürel, yani tüm bu alanlarda işbirliğimizi geliştirmek suretiyle, her iki ülkeye de, kazan-kazan esasına göre çok şeyler kazandıracağına inanıyorum. Riyad’ta Kral Selman bin Abdülaziz’le biraraya gelmemizin ardından, gerek Veliaht Prens Muhammed Bin Naif, gerekse Veliaht Vekili Muhammed bin Selman’la yaptığımız görüşmelerde de bunları ele alma imkanımız oldu.

SUUDİ ARABİSTAN-TÜRKİYE EKONOMİK İŞBİRLİĞİ

En önemli adım ticaret, bir diğer önemli adım savunma sanayi... Bu konuyla ilgili bizim bazı şirketlerimiz zaten Suudi Arabistan’a yerleşmiş durumda. Tabi, karşılıklı yatırımları artırmak, şu anda Suudi Arabistan’ın bizdeki yatırımları 2 milyar dolar civarında. Türk firmalarının da Suudi Arabistan’daki yatırımlarının artırılması noktasında çok ciddi adımları inşallah atacağız. Tabi enerji ve güvenlik alanlarındaki işbirliğimiz büyük önem arzediyor. Suudi Arabistan’dan petrol noktasında ciddi bir işbirliğine gidebiliriz. Aynı şekilde Katar’dan da LNG noktasında işbirliğimizi daha da geliştirebilir, artırabiliriz.

TERÖRLE MÜCADELE

Bir diğer konu da, terörle mücadelede bir işbirliği adımının şu anda atılıyor olması. İslam İttifakı adlı bu girişimin ön görüşmeleri Riyad’da yapıldı. Bunun devamı noktasındaki çalışmalar da devam ediyor. Yani, İslam dünyasındaki ülkelerin bu işbirliği içerisinde yer alması büyük önem arz ediyor. Böyle bir ittifakın oluşması, inanıyorum ki geleceğe yönelik kararları almada bu çok daha sağlıklı neticeler doğuracaktır. Ben ittifakın isabetli kararlar alacağı düşüncesindeyim. Yeter ki, çalışmalar karşılıklı güven esasına dayalı olarak yürütülsün.

İSLAM İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ'NÜN TÜRKİYE TOPLANTISI

Bölgesel konularda Suriye, BM Güvenlik Konseyi 2554 sürecini görüşme imkanımız oldu. Bir de Irak, Filistin, Yemen, bu konuları aramızda görüşme durumu oldu.

İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesi ülkemizde yapılacak. Bununla ilgili çalışmaları hem aramızda görüştük, daha sonra havalimanında da İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri ile konuyu ele alma fırsatımız oldu. Tabi bir de Körfez İşbirliği Konseyi ile ilgili Türkiye ilişkilerini bir değerlendirelim istedik. Bu konuda da, desteklerini kendilerine hatırlatmış olduk.

İTTİFAKTAKİ ÜLKELERİN SAYISI ARTACAK

Suudi Arabistan öncülüğündeki İslam İttifakı ile amaçlanan tam olarak nedir? Bu ittifak hangi ülkeleri kapsıyor?

İslam İttifakı, esasen terörle mücadeleyi hedefliyor. Bunun tabii ki çeşitli boyutları var. Güvenlik, istihbarat boyutu, askeri boyutu var. Dini kavramların istismarının engellenmesi, İslamofobiye karşı dayanışma içinde olma boyutu var. Yapılacak çalışmalar neticesinde, ittifakın altyapısı da neleri kapsayacağı da netleşecek. Ama sayı olarak şu an itibarıyla 37 ülkeyi kapsıyor. Bu tabi çok çok önemli bir sayı. Şimdi 37 ülke ile başlaması demek, 37’de kalması anlamına değil. Bu sayı daha da artacaktır.

Bu çalışma, şu an itibarıyla 37 ülkenin katılımıyla, Riyad merkezli olarak sürdürülecek. Temennim odur ki burada sekreterya da başarılı bir görev ifa eder, icra ederse, buradan çok isabetli neticeler alınabilir. Her ülke buraya hangi hizmetle, neye katkılarda bulunacak, bunların hepsini göreceğiz. Bunlar netleştiği zaman açıklanacak.

DAVUTOĞLU- KILIÇDAROĞLU BULUŞMASI

Yeni Anayasa konusunda Başbakan Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme, bu çerçevede başkanlık sistemi konusundaki yaklaşımlar hakkında ne diyorsunuz?

Yeni anayasa konusunun ele alınması, zaten iktidar partisinin de hedefleri arasındaydı. Bunun içindir ki hemen ziyaretlerine başladı. Ana muhalefet partisini ziyaret ettiler. Sonra MHP’yi ziyaret söz konusu. Ziyaretlerden sonra aslında işi ciddi manada değerlendirmekte fayda var. Fakat, şunu açıkça söyleyebilirim. Şu anda yeni anayasanın toplumsal bir mutabakata dayalı olması bu işin en önemli bana göre başlığıdır. Toplumsal mutabakata dayalı olması da, şüphesiz ki bu partilerin buraya katacakları bir güçle mümkündür.

Eğer bu sağlanıyorsa, artık toplumun büyük bir kısmını, “Ben anayasamı yaptım” diyeceği bir zemin oluşacaktır. Dolayısıyla bir darbe mantığının ortaya çıkardığı bir anayasa devri kapanacak, toplumun büyük bir kısmının üzerinde mutabakat sağladığı bir anayasa oluşacaktır. Tabi, burada şu anda yani parlamenter, güçlendirilmiş parlamenter demokrasi gibi şeyler bunlar bizim ülkede pek tutmadı. Yani, böyle bir şey söyleniyorsa bunun içinde ne var, hepsini görmek lazım. Ama Türkiye’nin ihtiyacının olduğu bir şey var. Nedir o? Yani, kendimizi hiç zorlamaya gerek yok.

Yani, dünyada şu anda gelişmiş ülkeler baktığımız zaman, gelişmiş ülkeler acaba hangi sistemle, hangi idari sistemle yönetiliyor bunu bir masaya yatırmak lazım. Ha burada da başkanlık sistemini görüyoruz. Yarı başkanlık sistemini görüyoruz. Veyahut da partili cumhurbaşkanlığı sistemini görüyoruz. Eğer bu başarılırsa, ben inanıyorum ki Türkiye çok daha iyi bir noktaya gelir. Bu sistemlerde denetim mekanizmalarının olmadığı ya da çalışmayacağı yönündeki iddiaların, hepsi yalan. Tam aksine bu sistemlerde denetim mekanizması çok daha güçlüdür.

Bu adım atılırsa çok isabetli olacaktır. Bu, halktan kaçırılacak bir adım da değildir. Halkın tam içinde olacağı bir adımdır.

GÜLEN'İN İADESİ KONUSU

Paralel yapıyla mücadele çerçevesinde Gülen’in ABD’den Türkiye’ye iadesi konusunda herhangi bir gelişme söz konusu mu?

Dosyalar art arda açılıyor. Interpolle ilgili konular da gelişiyor. Akabinde yargı, oradan deport edilmesi ya da Türkiye’ye iadesi gibi taleplerde bulunabilecektir. Bu süreci de orada izleyeceğiz. Tabi, Pensilvanya’da bu işin başında olan zattan ibaret değil hadise. Biliyorsunuz şu anda neredeyse 100’ü aştı kaçanlar. Bu yargı sürecinde bunlarla ilgili de verilen, verilecek kararlar olacaktır. Onların yakalanmaları, ülkemize iadelerinin sağlanması gerekecek.

PARTİ KAPATMA GÜNDEME DAHİ GELMEMELİ

HDP Eş Başkanlarının anayasal suç niteliğinde açıklamaları var. Parti kapatmalar eskide kaldı ama yenilir yutulur olmayan beyanlar için değerlendirmeniz nedir?

İki eş başkanın yaptığı açıklamalar kesinlikle anayasa suçudur. Haklarında cumhuriyet başsavcılıklarının başlattıkları süreçler var. Bu konuların takip edilmesinin gereğine inanıyorum. Parti kapatma olayı düşünülmemeli, gündeme dahi gelmemeli. Ama suçu irtikap eden milletvekili, belediye başkanı veya başkaları olabilir. Bunlar bunun bedelini ödemek durumundadır. Diyarbakır ve Ankara Başsavcılıklarının başlattığı soruşturmaları da bu çerçevede değerlendirmek lazım. Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, inanıyorum ki terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir. Ülkeyi parçalayıp bölmeye yönelik mesajları kabul etmemiz mümkün değil. Devlet içinde devleti kabul etmemiz asla mümkün değil. Bunlara karşı gerekli cevabın verilmesi, müeyyide uygulanması, yargı mekanizmasının devreye girmesi suretiyle atılması gereken adımlar var. Şu anda Meclis’te 160’ı aşkın dosyaları var bunların. Bu dosyalar gözden geçirildiği zaman neyi kapsıyor, masaya yatırılacak ve ona göre adım atılacaktır.

 

RUSYA İÇİN DİPLOMATİK BİR HATA OLDU

Türkiye’ye yönelik yaptırımlar sonrasında Rusya’da bir domates 6 liraya fırlamış durumda. Yaptırımlar onları mı köşeye sıkıştıracak?

Büyüklerimizin güzel bir sözü var. Niyet hayır, akıbet hayır. Bizim niyetimiz hayır. Biz kimseye zulmetmedik. Ben, bizim kaybettiğimize inanmıyorum. Bir yerden kapı kapanır, bir başka yerden kapı açılır. Biz bunları 12-13 yıllık süreçte çok yaşadık. Bizim girişimcilerimiz çok farklı insanlar.

Dünyanın farklı yerlerine dalar, oradan bir çok işler çıkarır, önümüz açılır. Ekonomi Bakanımız Mustafa Elitaş, iş adamlarımızla dünyayı fellik fellik dolaşacak. İnşallah farklı yerlerde kapılar açılacaktır. Ancak biz Türkiye ile Rusya arasındaki güzel ilişkileri bozacak adımlar atılmasının, Rusya için bir diplomatik hata olduğunu düşünüyoruz.

İRAN'IN TÜRKİYE'YE KARŞI TUTUMU

13 yıllık Başbakanlığınız döneminde, müttefiklerinizle karşı karşıya gelme pahasına İran’a sahip çıktınız. Bugün gelinen noktada İran’ın Türkiye’ye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayal kırıklığı yaşıyor musunuz?

İran, nükleer enerjisi meselesinde dünyada yalnız kaldığı zaman biz Türkiye olarak bizim neler yaptığımızı herkes biliyor. Sayın Obama beni telefonla aradı. Tahran Anlaşması meselesinde bizden ricada bulundu. Biz dedik ki “Sayın Lula (o tarihteki Brezilya Devlet Başkanı) ile biz kararımızı verdik. Sizler bir çerçeve çizmiştiniz. Bizler o çerçeve etrafında Tahran Anlaşması’nı yaptık.”

O zaman Ahmet Bey’in (Davutoğlu) Dışişleri Bakanı olduğu dönemdi. Brezilya ile ikimiz bu işi sahiplendik. Sn Ahmedi Necad’la da o dönem benim pek çok görüşmelerim olmuştur. O dönemde İran’ın yanında yer almak suretiyle adeta onların yalnızlığını ortadan kaldırdık. Ama daha sonra ne oldu?

Şu anda nükleer ile ilgili Batı ile masaya oturdular, belli bir noktaya geldiler. Bu gerçeklecek mi, gerçekleşmeyecek mi ayrı bir konu. Ancak şu anda İran’ın, Irak’taki, Suriye’deki, Yemen’deki mezhepçi yaklaşımlarını elbette doğru bulmuyoruz. Ben İranlılara hep şunu söylemişimdir: “Ne Sünni ne de Şii. İslami, İslami. Olaya böyle bakmak lazım.” Biz, hiçbir zaman olaya Sünnilik, Şiilik diye bakmadık; mezhepçi bir yaklaşım içinde olmadık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.