Mısır’da İdamı Bekleyen 529 Yiğit İnsan

Mısır’da bir vahşet yaşandı. 3 Temmuz 2013 tarihinde yapılan darbe ile demokrasi rafa kaldırıldı. Abdülfettah el Sisi cuntası, Mısır’da halkın oyları ile seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi demir parmaklıkların arkasına attı ve Müslüman Kardeşleri hedef alarak zulmetmeye başladı. Dünyanın gözü önünde insanlar hunharca katledildi.

Askeri cunta rejimi emrinde olan mahkeme bir Firavunluk daha yaparak, İki celsede tamamlanan ve karar duruşması 20 dakika süren davada 529 direnişçinin asılmasına karar verdi.

İsnat edilen resmi suçları; “Bir polis memurunu öldürülmek, iki polis memurunu öldürmeye teşebbüs etmek, kamu malına saldırı, bir polis karakolunun ateşe verilmesi, kamu düzeninin bozulması.”

Aynı askeri cunta 14 Ağustos 2013 Çarşamba günü Adeviyye Meydanında 3 bini aşkın sivili şehit etmekten kaçınmamıştır. Şimdi bu cuntanın emrindeki yargının 529 kişi hakkında verdiği saçma sapan idam kararı bizi şaşırtmamıştır.



3 Temmuz darbesine kadar geçen süreçte Mısır’ı özgürlükle, demokrasiyle ve kendi değerleriyle buluşturma adına verdiği bu büyük mücadelenin ardından Mursi, dikta rejimden miras kalan askeri ve yargı bürokrasisinin müdahalesine maruz kaldı. İçinde Siyonist işgalci ve terörist devlet İsrail, ABD, AB ve körfez diktatoryasının da yer aldığı uluslararası konsorsiyumun desteğiyle gerçekleştirilen darbeyle Mursi yönetimden uzaklaştırıldı ve hapse atıldı. Bugün anlaşılmaktadır ki; başta ABD olmak üzere demokrasi, insan hakları ve özgürlük pazarlamacılarının sessiz kalarak da desteklediği bu kirli tezgâh, siyonist işgalci İsrail’in güvenliğinin sağlanması, Mısır’dan Filistin’e açılan özgürlük tünellerinin ve refah kapılarının kapatılması, Arap sokağını saran demokrasi ve özgürleşme ateşinin söndürülmesi, elinde kandan, zihninde vahşetten başka bir şey olmayan Suriye diktatörünün ve Baas rejiminin desteklenmesi için kurgulandı ve uygulandı.

Bu süreçle beraber demokrasiye susamış insanlar seçilmiş meşru hükümetine dualarla, sloganlarla destek vermek amacıyla Rabiatül Adeviyye Meydanında toplandılar. Direnişin sembolü olan bu meydanda, kimileri bir sabah namazında kıyamdayken rastgele sıkılan kurşunlarla olduğu yere yığılıp kaldılar. Kalan insanları demir parmaklı kafeslere dolduruldular. Böylece Mısır'ın zindanları yeni Yusuf'larla doldu. Şimdiki hal kutlu şehadeti bekliyorlar.

Hak-Batıl mücadelesi ilk insandan beridir aynen devam ediyor. Küfür tek milettir ve yeğane mirası da zulümdür. Zulüm ise karanlıklardır.

Mısır toprağı, Tur Dağı, Sina Çölü bu Hak- Batıl mücadelesinin cereyan ettiği ve inananların zulüm gördüğü yerlerden birkaçıdır. Adeta bu Rabbimiz tarafında Mısır bölgesi için yazılmış bir yazgısıdır. Hakkı temsilen Musa, batılı ve zulmü temsilen Firavun karşı karşıya gelmişler. Yıllarca süren bu mücadelenin sonunda Firavun suda boğularak zulmü son bulmuştur. Kur’an-ı Kerim, Mısır’daki bu mücadeleyi en ince detayına kadar anlatır. İşte Ayet-i kerimeler

“Hatırlayın! Bir zamanlar sizi Firavun yandaşlarından kurtardık; sizi azabın kötüsüne sürüklüyorlardı. Oğullarınızı boğazlıyorlar, kızlarınızı diri tutmak istiyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.” (Bakara,49)

49) “Firavun kızarak şöyle dedi: ‘Ben size izin vermeden nasıl O’na iman edersiniz? Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama yakında gününüzü göreceksiniz. Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hem de hepinizi çarmıha gerdireceğim!

50) (İman eden sihirbazlar): ‘Zararı yok, şöyle veya böyle nasıl olsa biz sonunda Rabbimize döneceğiz.’dediler” (Şuara,49-50)

39) Karun’u, Firavun’u ve Haman’ı da (helak ettik)…Celâlim hakkı için, Musa onlara açık delillerle geldi de onlar yeryüzünde kibirlenip kafa tuttular. Halbuki (azabımın)önüne geçecek değillerdi.

40) Sonuçta her birini günahıyla yakaladık. Kiminin başına taşlar yağdıran rüzgarlar gönderdik, kimini sayha(korkunç ses) alıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğuverdik! Allah onlara zulmetmiyordu, fakat kendi kendilerine yazık ediyorlardı. (Ankebut,39-40)

Kırk sene önce bir profesörümüzden bir konferans dinlemiştim. Şöyle demişti:

“Dünyanın yedi harikasından biri sayılan mevcut Mısır piramitleri yapılırken Bel’am zihniyetini temsil eden o zamanın dalkavuk din bilginleri zamanın Firavunu’na yanaşırlar ve:

“-Ey hükümdarımız! Bizim size anlatacağımız bir itikadi görüşümüz vardı. Şöyle ki: Eğer siz bu piramitlerin harcına insan kanı karıştırırsanız bu yapıtlar daha çok kutsallık kazanır.” Derler. Bu görüş o zamanın Firavununa cazip gelir ve yerine getirilmesini emreder. Böylece günde yüz kişi kıyma makinasından çektirilir ve o harca karıştırılır. Piramitlerin yapılışı bitinceye kadar bu işlem her gün devam eder.

Hak-Batıl mücadelesi insanoğlu var olduğu günden beri aynen devam ediyor. Kutuplara göre iman ve küfrün coğrafyası da yok tarihi de. Her ikisi de her zaman ve her yerde olabilir. Nitekim, kendine müslüman diyenler arasından Firavunlar, Hamanlar , Bel’amlar ve onlara uyan kitleler çıkabilir ve bunlar İslam'a karşı en acımasız savaşlarını batılılardan daha işgüzarca yapabilirler.

Günümüzde de buna benzer bir zulüm devam etmektedir. Kardeş ülke Mısır’da verilen idam kararı bir insanlık suçudur. Yaşanan sürecin daha da kötüye gitmemesi için bu idam kararlarının mutlaka durdurulması gerekir. Bunun için var gücümüzle çaba sarfetmeliyiz.

Birkaç ülke hariç maalesef dünya insanları Mısırda 529 kişiye verilen bu idam cezasını seyrediyor. Kılları kıpırdamadan, vicdanları sızlamadan… Şükürler olsun. Gerek yapılan ihtilal zamanında ve gerekse bu idam kararından sonra Türkiye’deki Müslümanlar buna sessiz kalmadılar ve meydanlarda “530.idamlık olarak da beni yazın” diye haykırdılar.

Ey dünya uyan ve diren! Mısır’da insanlık asılıyor, insanlık öldürülüyor. Artık yeter de ve seyretme! Ey insanlık! Mısır’da küresel adalet ve insanlığın ölmemesi için özgürlük meşalenle darağaçlarını yak idamları durdur. Zulme ve zalime karşı durmak için sesini yükselt. Yeryüzünde bir daha mazlumların haklarının çiğnenmemesi için... Bu coğrafyanın bir kez daha müslümanların kanına bulanmaması için... Sisi cuntasına, Esed zulmüne karşı bütün vicdan sahibi ve cesur insanlarla global bir adalet cephesi oluşturmamız gerekiyor ki, bir daha birileri de başkalarına karşı aynı şeye cür’et etmesin.

Ve en önemlisi Allah'ın huzuruna hakkı, hakikati savunanlar olarak çıkmak istiyorsanız, sessiz kalmayın! Mısır’da 529 kişiye verilen idam kararına karşı çıkın. Unutmayalım! Bizler dünya insanları olarak Mısır ve Suriye’de devam eden iç savaş sebebiyle imtihandayız. Her şeyde olduğu gibi bu hususta da yaptıklarımız ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızla imtihan oluyoruz. Allah bizi bu sınavı kaybedenlerden eylemesin.

(Amin)


Fethi KÜÇÜK
Kur’an Aşıkları Derneği (KA-DER) Genel Başkanı / ŞANLIURFA
TLF. 0532 175 09 23



Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol