Paralel yapıdan 3 aşamalı plan
NATO Dışişleri Bakanları toplantısı Bakan Ahmet Davutoğlu ile Brüksel yolundayız. Davutoğlu’nu AK Parti iktidarının en başından beri farklı düzey ve konumlarda dış politika yapımına etki eden önemli bir figür olarak tanıyoruz. Davutoğlu, Türkiye siyasetinin yeni bir evreye girdiği 17 Aralık sürecinde siyasal alana yönelik illegal saldırılara, Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarsızlaştırılma girişimlerine karşı çok net bir tavır sergiledi. Bu süreçte, hiç kuşkusuz Ahmet Davutoğlu çok daha önemli bir siyasi figür halini aldı. Bu çerçevede kendisiyle dış siyaset yerine 17 Aralık’tan seçime kadarki süreci, Dışişleri Bakanlığı’na yönelik dinleme skandalını ve seçimlerin anlamını, sonuçlarını anlattı.
 
HALK TAVRINI KOYDU
 
Pek çok ile gittiniz, birçok mitinge katıldınız. Siz de Sayın Başbakan gibi mitinglerinizde, siyasal alana yapılan saldırıyı gündeme getirdiniz sürekli. Toplum bu mesajı aldı mı?   
 
Ben 20’ye yakın ilde 75 miting yaptım. Toplum, 17 Aralık sonrası süreçte AK Parti’nin mücadelesini, sadece kendi parti çıkarlarının savunusu olarak değil, doğrudan siyasetin savunusu olduğunu gördü. Halkımız, çok net bir biçimde bu mesajı aldı ve siyasetten yana tavrını koydu. Bütün bu süreç 3 raunt hesap edilerek tasarlanan bir süreçti. Geçen seneden başlayarak, mahalli seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler. Birinci rauntta, hatta birinci raunt öncesinde bir darbe vurulabilseydi, başka türlü bir strateji takip edilecekti.
 
Ancak başarılı olunamadı. 
 
2002’de Tayyip Erdoğan’a muhtar bile olamaz dediler, genel başkan olmasını yasakladılar. 3 ay sonra oldu. 2004’te biz tam Kıbrıs müzakerelerini yürütüyorduk “Genç subaylar rahatsız” diye manşetler atıldı. O zaman da başka bir vesayet çabası vardı. Mahalli seçimler öncesiydi. 2007’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir yıl önce çok daha geniş bir muhalefet cephesi oluştu. Cumhuriyet mitingleri örgütlendi. AK Parti’yi dizayn çabası o zaman başladı. Baktılar ki AK Parti yok edilemiyor, o zaman dizayn edelim dediler. Abdüllatif Şener’lerin ayrılması vs. o dönemde gündeme geldi. 2009 seçimlerine giderken partinin kapatılması gündeme geldi.
 
ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
 
Tam da vesayet bitti derken. 
 
AK Parti’yi ehlileştirmek için uluslararası işbirliğiyle yeni bir vesayet çabası gündeme geldi. İstenen AK Parti’nin tamamen ortadan kalkması. Yapamayacaklarını düşündükleri için genel başkanını indirmeye yöneldiler.
Seçim sonuçları, toplumun bu senaryoya inanmadığını gösteriyor.
  
MİT TIR’larının engellenmesi, Bakanlığımızın dinlenmesi gibi operasyonlar meselenin yolsuzlukla mücadele gibi bir şey olmadığını gösterdi.
 
Sandıktan çok net mesajlar çıktı. Bunlardan biri de paralel yapının tasfiyesi. Bundan sonra ne olacak? 
 
Herkes yeni bir pozisyon almaya yönelecek. Mesela, şimdilerde, seçim sonrasında kardeşlik vurgusunun yapılmaya başlandığını görüyoruz. Tekrar, farklı bir hafıza oluşturma çabası gündeme geliyor. Biz, örgüt değiliz mesajı verilmek isteniyor. Biz, Dışişleri Bakanlığı’nı dinleyenler değiliz denmek isteniyor.
 
KENDİLERİNE MİSYON BİÇTİLER
 
Bu mesaj seçim öncesinde verilseydi ve bu örgütün bizimle ilişkisi yoktur deyip, örgütün tasfiyesi sürecinde işbirliği yapsalardı farklı olur muydu? 
 
Buradaki problem, bir taşın ağır olduğu yerde olmaması, bir toplumsal hareketin bulunması gereken yerde bulunmamasıdır. Doğru görülecek bir yapı, kendisine başka bir misyon biçtiğinde orada bir sıkıntı doğar. Bugün yaşanan sıkıntı böyle bir sıkıntı. Bir hareket kendi mecrasında, kendi mevziinde hareket ettiğinde sorun yok. Kimse buna bir şey demezdi. Şimdiye kadar olduğumuz gibi, destek de olurduk. Biz büyüdük, siyasi gücü tamamen elde edecek işler yapabiliriz demek, kabul edilmez.
 
Gülen medyasında verilen AK Parti karşıtı mesajlar seçim sonucuna yansıdı mı? 
 
Seçim sonuçlarına yansıyan somut bir şey yok. Bu durumda iki alternatif çıkıyor. Ya bu hareketin böylesi kitle tabanı yok. Ya da bu kitle, bu tezvirata aldırış etmedi. Ki bu da sağlıklı bir işaret olabilir.
 
DİĞER PARTİLER BÜTÜNE HİTAP EDEMEZ
 
Seçim bize başka ne söyledi? 
 
AK Parti dışında Türkiye’nin geneline hitap edebilecek, Türkiye’nin istikrarını temin edebilecek başka bir parti olmadığını gösterdi. Bakın, AK Parti’yi denklemden çıkarırsak Türkiye’de tam anlamıyla etnik temelli bölünmüş bir toplumsal yapı çıkar ortaya. AK Parti’nin olmadığı bir senaryoda milli birlik ve bütünlük yerine etno-sekteryen kültürel bir siyasal koalisyon çıkar ortaya. Ne CHP, ne MHP ne de BDP Türkiye’nin bütününe hitap edebilen partilerdir. Kimlik temelli birbirine geçişlerin olmadığı bir koalisyon, 1990’ların siyasal partileri arasında yapılan koalisyonlara benzemeyecektir. AK Parti bu anlamda siyaseti esneten en önemli unsurdur.
 
DEMOKRASİ SAĞLAMLAŞACAK
 
Bu yapıyla nasıl mücadele edilecek peki? 
 
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç unsuru şüphesi olan süreçlerin üzerine gidiliyor, gidilecek. Fakat şunun bilinmesi lazım bu mücadele hukuk devleti sınırları içerisinde cereyan edecektir. Öncelikle en önemli mesele, bürokrasi-siyaset ilişkisinin sağlıklı bir biçimde tesisidir. Bürokrasi siyasetin emrindedir. Rasyonel bürokrasi esastır. İrrasyonel bürokrasi olmaz. Bu Weber’den beri böyledir. Dikey iletişim ağları yerine yatay iletişim ağları kabul edilemez. Memurun aidiyeti, bağlılığı devletedir. Devleti temsil eden de siyasi iradedir. Süreç tamamlanınca demokrasimiz daha sağlam zemine oturacak.
 
SKANDALIN SAHİBİNE BAKARIM
 
Dinleme skandalının arkasında kim var? 
 
Bir olay olduğunda ben, önce kimin sahiplendiğine bakarım. Bakın kimler sahiplendi? Türkiye’deki Esad yanlıları, paralel yapı unsurları ve İran’a yakın kalemler.


KAYNAK ÜLKE HABER

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol