Yasemin Güneş: Siyah Giyimli Adamlar Mevzusuna İnanıyorum
Güneş sorulara şu yanıtları verdi: 
 
Kazanın üzerinden çok zaman geçti. Yeni tanıklar, kayıtlar, fotoğraflar çıktı. Bunlar sizin iç dünyanızda nasıl bir etki yaratıyor?
 
- İlk başlarda 'ya yapmazlar, hayır' felan diye düşünüyordum. Şimdi; bu suikast. En başından, en sonuna kadar suikast. Bazen, başı kaza olabilir ama aramama, kurtarmama operasyonundan dolayı suikast diyordum ama geldiğimiz noktada suikast olarak bakıyorum.
Genelkurmay'ın radar görüntüsü, İsmail'in saklandığı söylenen konuşmalarına ilişkin yeni delil var mı?
 
- En son çıkan 'siyah giyimli adamlar' mevzusu var. Bunu da İsmail'in bir yerde dillendirdiği, yani 'siyah giyimli adamlar var' diye bir yerde söylediği söyleniyor.
 
Siyah giyimli adamlar konusu nereden çıktı ve size gelen başka bilgiler var mı?
 
- O siyah giyimli adamlar mevzusuna ben inanıyorum. Doğru olma olasılığı yüksek. Çünkü kazanın en başından sonuna kadar baktığımızda orada herkes herşeyi yapmış. Yalnız hepsi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Çünkü hepsini görüntü, kayıt altına almışlar. Cihazları çalarken kaydetmişler. Aralarındaki konuşmaları kayıt edilmiş. Birşeyleri örtmek için epey açık vermişler. Allah hepsini şaşırtmış.
 
Nasıl olduğunu düşünüyorsunuz? 
 
- Kaza günü aslında onlar bulundu. Çünkü bunun delilleri de var. Kazanın olduğu gün bulunduklarına dair, oraya birilerinin gittiklerine dair. Siyah giyimli adamların orada olma ihtimali çok yüksek. Bu görüntüleri seyreden kişilerden biri Ahmet Akpak. İstanbul'da polis muhabiriydi. Savcıya görüntüleri getireceği hafta şeker komasından ölüyor. Daha ilginci, oğlu aynı girişimde bulundu. O da silahla vurularak öldürüldü, bir olay sonucunda. Oğlu öleli de 1.5-2 ay oluyor. İki olay üstüste gelmez. Onların ölümü de bu kazayla ilgili şaibeli durumdadır şu an.
 
Başka yerlerden de geldi mi bu bilgi?
 
- O görüntüleri seyreden başka insanlar da var. Bu görüntüleri seyreden herkesin anlattığı şeyler hepsi birbiriyle çok örtüşüyor. Hepsi farklı zamanlarda, bilgileri geliyor savcıya. Ama hepsinin seyrettiği aynı görüntü. Bu insanların hiçbiri de birbirini tanımıyor. Ama anlattıkları şeyler, hepsi doğru. O yüzden de ben bu siyah giyimli adamlar mevzusuna yüzde 90 inanıyorum. Kaza günü oraya birileri gitti.
 
Siz bir yandan davayla uğraşıyorsunuz, diğer yandan çocuklar küçük, bu mücadeleyi nasıl verdiniz?
 
- İlk iki sene zaten çok kötüydü. Oğlum Tuluhan bir kaza geçirdi. 1 Nisan'da İsmail'i defnettik, 19 Mayıs gibi Tuluhan'ın kolu kırıldı. Ameliyat oldu. Öğrendiğinde şoka girmişti. Hepsi üst üste gelince Tuluhan'ın üzüntüden psikolojisi bozuldu, depresyona girdi. Saçları döküldü. 6-7 ay kadar hem psikolojik tedavi gördü, hem fizik tedavi. Ben Tuluhan'la ilgilenmek zorunda kaldığım için Çağan'ı hep atladım.
 
Şimdi nasıllar?
 
- Şimdi gayet iyi, alıştılar da artık. Çağan, kaza zamanında 3 yaşındaydı. Çağan yeni yeni bunun acısını hissediyor. İstanbul'da bir organizasyonda İsmail'in sesini ve slaytını görünce sessizce koltuğa yapıştı, hem slaytı seyretti hem de ağladı. Şu an Tuluhan evin erkeği, babası.
Bir yandan çocukları toparlamanız gerekiyor, diğer yandan kazayla ilgili çok soru işareti. Nasıl yaptınız?
 
- Bazen insanın ağlayası geliyor ama ağlamaman gerekiyor. Ölüm normal, takdir-i ilahi. Kazanın ilk gününden şu ana kadar hiç isyan etmedim Allah'a ama isyanım insanoğluna. Buna kimler bulaştıysa onlara isyanım. Bilip susuyorlar, görüp görmüyorlar, duyup da duymuyorlar. Ne kadar bu kaza ihmal felan olsa da İsmail kısmı tamamıyla cinayete giriyor artık. Hepsi ölmüştü ama İsmail yaşıyordu.
 
Gazete Vatan
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol