'Yönetim sisteminde ikilemi ortadan kaldırmalıyız'
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilerle sohbetinde özetle şöyle konuştu:

Tarafsızlık Konferansı sebebiyle Türkmenistan’da bulundunuz. Program genelde nasıl geçti?

Türkmenistan’da bazı devlet başkanlarıyla temaslarımızın yanı sıra, Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Berdimuhammedov başta olmak üzere Gürcistan Cumhurbaşkanı Margvelaşvili, İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ile ikili görüşmelerimiz oldu. Görüşmelerde Rusya konusu da gündeme geldi. Genelde çözüm noktasında ‘neler yapılabilir’ sorularını sordular. Liderlerden, ‘Bu hususta biz ne yapabiliriz’ diye soranlar oldu. Türkiye olarak biz gerilimden yana değiliz; Rusya ile stratejik ortaklıklığı devam ettirelim istiyoruz.

Bekliyoruz, bakalım göreceğiz.

Gerginlik Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkelerde bir tedirginliğe neden oldu mu?

Biz gerginlikten yana olmadığımız gibi hiçbir ülke de bölgede bir rahatsızlık olsun istemiyor. Aidiyeti, milliyeti belli olmayan bir savaş uçağının hava sahası ihlali yapması, uyarılara da aldırmaması neticesinde hesapta olmayan böyle bir durumun meydana gelmiş olması düşündürücüdür, üzücüdür. Biz böyle bir şeyle karşı karşıya kalmayı arzu etmezdik. Ama bir başka açıdan da egemenlik alanınız üzerinde bir yanlış yapılıyor. Bu yanlışı kim yapıyor? Tabii ki yönetici yapmıyor. Uyarılara kulak asmayan, uyarıları duymayan oradaki pilotlardır. Bu durumda bizim pilotlarımız da elbette görevlerini yapmak durumunda. O da angajman kurallarının çalıştırılmasıdır. Ama netice itibarıyla, uyarılara aldırmayan ya da uyarıları duymayan bir pilotun yanlışı sebebiyle meydana gelen bir hadisenin, iki ülkenin stratejik ilişkilerine fatura edilmemesi gerekir. Hadiseyi ikili ilişkilere fatura etme eğilimleri, gerçekten bizleri de üzmüştür.  

ABD, NATO, AB ülkeleri krizde ‘Türkiye kendi savunma hakkını kullandı’ diyorlar. Peki Rusya hinterlandındaki ülkeler meseleyi nasıl görüyor?

Herkes ‘Keşke böyle bir durum yaşanmasaydı’ noktasında. Hepsi de bu hadisenin aşılmasından yana. ‘Barışı nasıl sağlarız, tekrar bir araya nasıl getiririz’, bunun gayreti içerisindeler.

Putin’in sert açıklamaları oldu. Sanki beklemediği bir durumla karşılaşmış gibiydi. O açıklamalarına ilişkin değerlendirmeniz ne olur?

Sayın Putin aslında beni iyi tanıyor. Gerek Türkiye ziyaretinde, gerek daha önceleri bir araya gelişlerimizde olsun şahsıma yönelik methü senaları var. Dolayısıyla olayın hemen akabindeki açıklamaların duygusal olduğunu düşünüyorum. Yapmamız gereken, bir gerilime fırsat vermeden diplomatik yollarla bu hadiseyi aşmak; daha önceki ilişkilerimizi devam ettirmenin gayreti içinde olmaktır. m İran’la görüşmelerde hava nasıl?İranlılarla bölgeyi konuştuk. “Bizim sizinle Suriye ve Irak’taki yaklaşımımız aynı değil. Ama şu mezhebi yaklaşımdan lütfen kurtulalım. Ve münasebetlerimizi de temenni ederiz ki daha önce olduğu noktaya taşırız” dedik. 

Hükümet sistemi değiştiğinde bunun vatandaşa dokunan yanıyla getirisi ne olacak?

Başkanlık, yarı başkanlık veya partili Cumhurbaşkanlığı sistemlerinde seri bir şekilde karar almada rahat olunacak. İkinci olarak çift başlılığı ortadan kaldırmak çok önemli. Gazeteler ‘Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın arası şöyle veya böyle’ diye haberler yapıyorlar. Halbuki ben bu partinin kurucusuyum ve hamdolsun buraya kadar gayet iyi bir şekilde geldik. Benim partide danışmanım olmuş, Dışişleri Bakanım olmuş, şimdi de Başbakanım olan arkadaşımla neden sorun yaşayayım? Biz ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak istiyoruz. Bunun için de farklı bir çalışma gerekiyor. Bunu yaparken de bu ikilemi kaldırmamız zaten şart. Yasal bir zeminde yapmamız lazım. Darbe anayasasını kaldırmamız lazım. Bunu millete götürmek istiyoruz mu dediler, bir de millete götürsünler. Ve inanıyorum ki millet çok büyük bir kahir ekseriyetle böyle bir yeni anayasaya evet diyecektir. Muhalefet başkanlık istemiyor mu, o da ayrıca oylamaya sunulsun.  

Ayrı zamanlarda referanduma gidilmesinden mi bahsediyorsunuz?

Aynı anda da olabilir farklı zamanlarda da olabilir.  

Irak Başbakanı İbadi Türkiye’nin askerlerini çekmesi için bir açıklama yaptı..Haydar Abadi 2014 sonunda Türkiye ziyaretinde askerlerimizin ve polisimizin kendi asker ve polislerini eğitmesi konusunda yardım talebinde bulundu. Bu talebin ardından bizimkiler orada konuşlanmaya başladılar. DAİŞ’in oraya girmesiyle eğitimi verenlerin de korunması durumu oluştu. Bazı takviyeler oldu. Atılan bu adımla bir işgal hareketi zaten sözkonusu değil. Eğer bir işgal hareketinden bahsedilecekse diğer taraflardan çok farklı gelen gidenler oluyor. Gerek Dışişleri Müsteşarımız gerekse MİT Müsteşarımızın görüşmelerinde oradan çok olumlu tepkiler aldılar. Fakat hemen ardından BM Güvenlik Konseyi kapısının aralanması düşündürücü. Birinci kapıyı Rusya açtı. BM Güvenlik Konseyi’nde bu reddedildi, bu defa Irak bu yola başvurdu. İnanıyorum ki BM’den bu yanlış yaklaşıma gerekli cevap verilecektir. Çünkü biz DAİŞ’in ve diğer terör örgütlerinin tehdidi altındayız.  

2000 ile 2013 arasındaki 164 faili meçhul ile ilgili yeni bir ekip kurulduğu söyleniyor. Hanefi Avcı verdiği bir röportajda “Muhakkak Necip Hablemitoğlu ve Haydar Meriç cinayetlerinin araştırılması gerektiğini” söylüyor, paralel yapı iddiaları bulunuyor. Hrant Dink iddianamesinde de paralel yapı iddiaları var...Hablemitoğlu meselesi adeta kapalı kapılar ardında kalmış bir olay. Temenni ederiz ki bu açığa çıkabilsin. Bununla ilgili bir çalışma yapılmasında çok büyük bir fayda var. Ben Hanefi Bey’in o yaklaşımına da katılıyorum, hiçbir şeyin gizli kapaklı kalmaması lazım. Bunlar sıradan olaylar değil. Yeni bir iddianamenin açılmış olması, kapalı kalan bazı olayların açılması noktasında hayırlı olur diye düşünüyorum. Paralel devlet yapılanmasıyla ilgili çalışmaları ben Cumhurbaşkanı olarak çok yakından takip ediyorum. “Artık Cumhurbaşkanlığı makamına çıktım, bu işi bırakayım” gibi bir düşüncem asla yok. Ankara’nın yaptığı son çalışmada 75 kişinin gözaltına alınması sözkonusuydu, bunların 55’i yurtdışına kaçtı. Bu bir gerçeği gösteriyor, kendine güvenenin zaten kaçması gibi bir durum olmaz. m Kaçmalarında ihmal olduğu da gündemde...Bir defa ben “Emniyet bunlardan temizlenmiş midir” sorusuna “Temizlenmiştir” diyemem. Bu olaylar zaten onu gösteriyor. Bu temizlik kolay bir iş de değil. Yıllar yılı ciddi manada örgütlendiler. Bu yaşananlar da bu örgütlenmenin neticesidir. Fakat dünyanın neresine giderlerse gitsinler, bunun bedelini er veya geç ödeyecekler. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol