GENLERİYLE OYNANMIŞ ÜMMET (YABANCILAŞTIRMA PROJESİ)

Ümmet bilincini kazanmış, İslam dinin inanç, ibadet ve ahlak prensiplerini özümsemiş ve dinin sosyal hayata ilişkin projelerine katkı yapan bir fert haline gelmek için, ilmi ile amil rehberlerin himayesinde uzun soluklu bir eğitim sürecinden geçmiş olmak gerekir.

Hz. Peygamberin ashabından Mekke dönemini yaşamış, Bedir yavaşına katılmış, Bey’atür-Rıdvan’a katılmış olanların, Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olanlara nispeten bir efdaliyeti vardır. Nitekim Hücürat Suresi 14. ayette Allah, müslüman olduklarını söyleyen bedevilere “İman ettik demeyin, teslim olduk, deyin.” demiştir. Hz. Ebu Bekir zamanında da bazı Müslüman kabileler, “Namaz kılarız ama zekat vermeyiz.” şeklinde dinin işine gelen tarafını alıp, işine gelmeyen tarafını almama yaklaşımı sergilemişlerdi. Demek ki Mekke’nin Fethini müteakip İslam’ın hızlı yayılma sürecinde Müslüman olanların hepsi İslam’ı bihakkın özümsemiş kimseler değildi. Kanaatimizce İslam’ın kurumsallaşması, ilimlerin teşekkülü ve İslami hayatın toplumun ekserisi tarafından benimsenip özümsenmesi, hasılı ümmet olma süreci sahabe ve tabiin döneminde devam etmiş ve etbau tabiin döneminde müçtehit imamlar ve kahraman mücahitlerin de gayretleri ile tamamlanmıştır. Tabiin ve etbau tabiin döneminde ümeranın (yöneticilerin) çoğunlukla müspet katkı yaptığını söylemek biraz zordur.

Başından beri İslam’ın mensuplarına kazandırdığı manevi gücü, inancı, yüksek şahsiyeti, erdemi, dindaşları ile dayanışmayı gören İslam düşmanları, Müslümanları, inancından koparmanın mümkün olmadığını gördüklerinden, müslümanlar arasına fitne sokarak, Müslümanları bölüp parçalayarak zaafa uğratmaya çalışmışlardır. İlk defa 19.yy’dan itibaren gayr-i müslimler, ümmetin sosyal dokusunu iyice çözümledikten sonra genleri ile oynamaya başlamışlar, Müslümanları dininden döndürmeden bir çok yönden kendilerine benzetmeyi (yabancılaştırma) maalesef başarmışlardır.

2000’li yıllarda Avrupa’da yurt dışı görevimiz esnasında çeşitli vesilelerle papazlarla ve sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelirdik. Bir araya gelme isteği hep onlardan gelirdi ve amaçlarını, “İki farklı toplumun birbirini tanıması ve anlaması faaliyeti” olarak açıklarlardı. Ben bu faaliyetlerin, ümmetin zayıf ve güçlü noktalarını tespit etme, zayıf yönlerimizden yararlanma ve güçlü yönlerimizi de etkisiz hale getirmek için stratejiler geliştirme amacı taşıyıp taşımadığını sordukları sorulardan tespit etmeye çalıştım. Avrupalıların, farklı olanı ve kendilerinden olmayanı çözümlemede oldukça mahir olduklarını müşahede ettim.

Oryantalistler, vatandaşı olduğu ülkenin sömürgeleştirdiği İslam ülkelerinde özelde İslam’ın genelde ise bütün semavi dinlerin, gelişmeye mani olduğu propagandası ile mevcut durumdan dinin sorumlu olduğu düşüncesini yaymaya çalıştılar. Böylece müslümanların özgüvenini, inancını ve mensup olduğu ümmete aidiyet duygusunu zaafa uğrattılar. Aşağılık duygusu oluşturmaya çalıştılar. Osmanlının son döneminde “İslam terakkiye mani değildir.”, “İslam mantık dinidir” şeklinde savunma pozisyonunda söylenmiş sözler, biraz da ezik bir ruh halini ifade eder. Bu tür sözleri hala duymaya devam ediyoruz. Merhum Mehmet Akif’in;

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alarak ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”
mısraı da haddi zatında Batı’ya “Aslında bizim kitabımız çok iyi bir kitaptır, ah siz de bir anlamış olsanız.” şeklinde bir yakınmanın ve yakınlaşma gayretinin ifadesidir. Mehmet Akif’in Batı’ya karşı “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” şeklinde çok güçlü meydan okumalarına karşılık hakikati asrın idrakine söyletme çabası, o günün ruh halini yansıtan bir beyan olarak anlaşılmalıdır. Acaba merhum Mehmet Akif de bir çok modernist gibi o günün müslümanlarından umudunu kestiği ve Batı’nın İslam’ı anlaması ve sahiplenmesi halinde büyük bir güç kazanacağı umuduna kapıldığı için mi böyle demiştir? 1995 yılında yüksek lisans derslerinde bir hocam, bu ümmetten umudunu kestiğini, generallerle ve yüksek hakimlerle ilgilendiğini, kurtuluşun bunların İslam’ı anlamalarında olduğunu söylemişti. Bu yaklaşımda da güçlü olanı kazanarak, güçlü olanı transfer ederek veya ona yaklaşarak sonuç alma çabası var. Bu yöntemin bir işe yaramayacağını da paralel yapı acı bir tecrübe ile ispat etti. Paralelciler, güçlü olanı kazanayım derken, bilerek ya da bilmeden güçlü olanın emellerine alet olmaktan kendilerini alamadılar.

Ümmetin genleri ile oynanmış olması, kendisine ve ait olduğu ülkeye ve ümmete bir yararı olmayan sureta müslümnaların neş’et etmesine yol açmıştır. Hz. Peygamberin, kıyamete yakın zamanlarda ümmetin zelil halini beyan ettiği hadisinde sahabenin “O günlerde sayımız çok az olduğu için mi böyle olacak?” sorusuna Allah Resulünün, “Bilakis sayıca çok olacaksınız ancak sizin gücünüz, varlığınız suyun üzerindeki köpük gibi olacak” şeklinde verdiği cevap, günümüz Müslüman toplumunun, varlık sebebinden uzaklaşmış, işlevsiz hale gelmiş, ümmetten ziyade güruha benzeyen halini ifade ediyor.

1985’li yıllarda İmam Hatip Lisesinde öğrenci iken, düz lisenin yaşlı bayan edebiyat öğretmeni bizi evine Kur’an okumamız için götürmüştü. Yasin okuyup dua ettikten sonra yaşlı hanımefendi bize ne kadar dindar olduğunu ispat etmeye çalıştı. “Yavrum, bakmayın benim böyle giyindiğime ben günlük beş vakit namazımı kılarım, ben Muhammed Hamidullah Hoca’nın öğrencisiyim. (Muhtemelen merhum Hamidullah Hoca’nın 1970’li yıllarda Türkiye’de edebiyat fakültelerinde verdiği konferansları dinlediğini anlatmak istiyor.) Bakın ben her gün Kur’da okurum, sadece Kur’an okumakla kalmam, diğer kutsal kitapları da okurum, ben bütün dinlere saygılıyım.” demişti. Yaşlı öğretmen hanım yerinden kalkıp kitaplığının raflarından Kitab-ı Mukaddes’i aldı ve bize gösterdi. O vakit hayatımızda ilk defa Kitab-ı Mukaddes’i görmüş, şaşırıp kalmış, ne diyeceğimizi bilememiştik. Böylesine sulandırılmış layt bir dini hayat, artık İslam dinini dava olarak savunduğunu söyleyen kimselerde de görülüyor. İslam davasını savunduğunu söylediği halde tesettüre riayet etmeyen, evli olduğu halde başka namahremlerle sanal yada gerçek hayatta duygusal bir şekilde yakınlaşan, namaz kıldığı halde haram işleyen Müslümanların varlığı, genleri ile oynamış ümmetin nevzuhur fertlerine işaret ediyor.

Genleri ile oynanmış bir ümmeti ıslah etmek için çözüm, bir yandan siyasi ve sosyal dokuyu tahkim etmek, bir yandan da istikrarlı bir yönetimin ve uzman eğitimcilerin rehberliğinde yapılacak köklü bir eğitimle dindar ve bilinçli gençler yetiştirmektir. İstenen düzeyde olmasa da bu yönde bir irade olduğunu görmek bile insana umut veriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BENIM GENIMLE PAPAZLAR DEGIL 12 ay önce

DEGERLERIMİ KAYBETTIREN 28SUBAT
DEGIL İMAM HATIPLİ DINDAR MUSLUMAN BIR DEVLET AFAMLARİ SAYESINDE HERSEYIMİ KAYBETTIM ESIMİ COLUK COCUGUMU 3 TANE EVLADİMA EKMEK GETIREMEDİM ESIMHASTANE KOSESINDE SAHIP CIKMADİM İMAM HATIPKİYİM DIYE GITTIM ORDA BURDA VEKIL.IMAMLIK YAPARAK. AYAKTA KALMAYA CALISTİM AMA BUTUN ACIMASİZLİGİYLA KURUMLARİNİZ ZULUM.PESKES MERHAMETSZLİK BOSTA KLMA İSSIZ KALMA HA BUGUN HA YARIN GOREV ASKIYLA MUFTULUK ONLERINDE YATTIK CAMI KOSELERINDE SIGORTASİZ DERNEK BASKANLARİ AGIZ KOKUSUYLA VEKIL İMAM GECICİ FAHRI GOZUYLE PESKES CEKILDİK BUNU GENLERİMİZLE OYNANMAK 10 YILDIR İMAM HATIP DIPLOLMAMLA ALMADOGM.BELGE YAPMADİGIM İLCE KOY KASABA KALMADİ BUM YU YAHUDİNİN GENLERİMİZLE OYNAMASI 28SUBATTA
BILE VEKILLİK GOREVI YAPAN SORGUSUZ SUALSIZ ASIL KADROYA ALINDI BUMU SIZIN ERMENI YAHUDİ PAPAZLARİ SUCLMANİZ 500BIN.Î imam hatipli şu anda perişan halde İmam Hatip diplomasıyla hiçbir yere giremiyor ne diyanete girebiliyor ne Müftülüğü girebiliyor Allah bunun hesabını bedelini herkese soracak şu anda üç tane yavru yetiştirme yurdunda Ve şuanda kaybedecek hiçbir şeyim kalmamış ne dindarlara ne imam hatiplilere ne müslümanlara ne diyanete hiçbir inancım kalmadı hiç bir adalet hiçbir samimiyet kalmadı

Avatar
Uğur Ünal 12 ay önce

toplumu dönüştürenler, o toplumun alimleri (aydınları), yöneticileri (siyasetçileri-idarecileri) değil midir? kalabalıkların ahlakına bakarak, o toplumun alimlerinin-yöneticilerinin kalitesini anlarız der c.meriç. "gelişmişliğin" veya "medeniyetin" ölçüsünü gavurun terazisi ile tartmaya başladığımızda, kanımızla kazandığımız istiklal harbini akıl(sızlığı)ımızla vermedik mi? kafir tasallutundan kurtarılmış bu topraklarda, zihinlerimizi işgaline izin verdiğimiz gavurların bizlere "gelişmişlik" diye yutturduğu dolmaları hazmedeli çok oldu hocam. "millet olmak", artık birşey demek değil. türk; hakkın yeryüzündeki kılıcı idi yıllarca. ve küffara diklenmenin yegane adı. düşmana, niye düşmanlık yaptı diye hayıflanmak da ne ola. biz küçücük hesaplar peşinde ne büyük davaları ne de ucuza harcamadık mı? paralel konusundaki hassasiyetinize ilaveten şunu da hatırlatmak isterim. amerikancı hainlerden sonra, boşluk doldurma telaşına düşen paralelciklere de(cemaat-tarikat) dikkat etmek gerek...

Avatar
HASAN EMER 12 ay önce

Allah razi olsun sayin müftüm. yazınız gerçekleri çok net ve anlaşılır açıklamış. teşekkür eder bu alanda bir kitap beklentisi oluşturduğunuzu bildirmek isterim. selam ve saygılarımla.

Avatar
Samsunlu Hüsnü 12 ay önce

ümmetinin genlerinin değiştirilmesinde sizin hiç katkınız oldu mu müftü bey, örneğin görev yaptığınız samsunda çok tüketilen alkolden insanları nefret ettirmek için hangi projeyi geliştirdiniz. yoksa insanlara bu yazılarla talkın verip salkımı yiyen hocalardan mısınız? azıcık gerçekçi olun. dini makalelere değil de hayatınızın ta içine koyun

Avatar
Müftü 12 ay önce

Tepkisel yorum tapan kisiye not: İs garantili okul ve meslek hiç bir yerde yok. Üniversite ve ilahiyat nmezunu bile kadro beklerken her lise mezununun atanmayı beklemesi gerçekçi değil. İmam Hatip olursun gayreti nispetinde dinini ogrenirsin, kendini iyi yetistirmissen zaten atanirsin. Hemen olmaz belki ama bir gün mutlaka olur nasipten ötesi de olmaz nokta.

Avatar
Şükrü ERALTAN 12 ay önce

Sayın hocam, gerçek ve güncel tesbitlerle güzel bir yazı olmuş.

Avatar
bilal yazıcı 12 ay önce

hocam ağzınıza elinize sağlık günümüzde ki müslümanların hallerini özetleyen çok güzel bir yazı kaleme aldınız Allah razı olsun

Avatar
Abdullah 12 ay önce

S.a.değerli yazar sagolasin.tedbirlerini ve durumun ykinmaniz güzel.Ancak tedavi konusunda genel netlik yok.Bir memleket düşünün dertli alimleri sizler gibi, düzeltmeye uğraşırken ,yöneticiler şikayet edip uyardiginiz o batı edeniyetine halkını sokmak için caba sarfederse,dünya nişanlarını Kopenhag kriterlerine gore ayarlamaya çalışırsa ,bu tezatlarla o memleket ve evlatları nasıl düzelir. Alimler er saada halkları aydinlatmalidir.

banner205