Türkiye istenmeyen bir tecrübe daha yaşadı. Geçmiş olsun. Allah, benzerlerinden ebediyen korusun.

Bu işe kalkışanlar neleri hesap edemediler?
1.Yasamanın, yürütmenin, yargının ve medyanın mukavemetini, hesap edemediler.
2.Milletin mukavemetini, hesap edemediler.
3.Allah'ın hesabını, hiç hesap edemediler.
Sonuç  ne oldu?
Hırslarına esiri olanlar, hırslarıyla birlikte esir oldular.

Türkiye niçin böyle bir olayla karşılaştı?
Bu sorunun genel açıdan cevabı şöyle:
Bir takım güçler, Türkiye’nin güçlü bir lidere sahip olmasını ve güçlü bir ülke olmasını istemiyorlar.
Onlar göre Türkiye, sürekli hasta ve muhtaç olmalı.

Bu durumlarda büyük ülkelerin tavrı nasıl olur?
Amerika gibi ülkelerin dostu olmaz; sadece ne zaman harcayacaklarına kendilerinin karar verdikleri müttefikleri olur.

Halkın olaya tepkisinin hikmeti:
Bu hikmet, şu hadiste mevcuttur:
“Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” 
(Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16, Suyûtî, elĞCâmiu’sĞSağir, 1, 24)

Fitneden sakınma hususunda bir ayet-i Kerime:
"Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir." (Enfal-25)
O halde fitneden top yekun sakınmalıyız.

Olayın bundan sonra tekrar etmemesi için Mehmet Akif Ersoy’un şu mısraları unutulmamalıdır:
“Tarih”i tekerrür diye ta’rif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?
İnsana düşen, sorun icat etmek değil, sorun çözmektir.

Bedbin olmamalıyız. Bu konuda Sezai Karkoç’un şu mısralrına kulak vermek gerekir:
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Yeni hatalara düşmemek için, insanlara güçlerinden fazla bir rol biçilmemelidir:
Bütün sıfatlarıyla övülmeye layık olan, Allah'tır.
Hata işlemeyen, Allah'tır.
Sözleri dinlendi diye pişmanlık duyulmayacak olan, Allah'tır.
Kimse, yanılmaz değildir.
Bir insanın yanılmaz olduğunu sanmak, en büyük yanılgıdır.
Kendini yanılmaz gören, kendisi ve çevresi için tehlikeli duruma gelir.

Görevlerimizi yerine getirme şartına bağlı olarak Allah’a güvenmeliyiz. Bu konuda Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin şu mısraları önemlidir:
Hak şerleri hayr eyler
Ârif anı seyreyler
Zan etme ki gayreyler 
Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler
Son olarak şunları da söylemek gerekir:
Bir toplumda işlerin iyi olması isteniyorsa, azimli ve dolayısıyla ahlaklı olan kişiler öne geçirilmeli, hırslı ve dolayısıyla bozuk ahlaklı kişilere önemli görevler verilmemelidir. Çünkü hırslı kişiler adaletli davranamazlar. Adalet ve hakkaniyetin olmadığı yerde ise huzur ve bereket olmaz.

Ve Dua:
Allah'ım! Ülkemizi her türlü tasalluttan koru.
Allah'ım! Yaşananların en az zararla atlatılmasını nasip eyle.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol