Avukat müftü nikahını savundu! İlkel Laikçiler çıldıracak...

Türkiye’de son dönemde en çok gündemde olan konulardan bir tanesi de müftülerin nikah kıymasına olanak sağlayan kanun tasarısı

Avukat müftü nikahını savundu! İlkel Laikçiler çıldıracak...

Türkiye’de son dönemde en çok gündemde olan konulardan bir tanesi de müftülerin nikah kıymasına olanak sağlayan kanun tasarısı

Raşit Tavus
Raşit Tavus
26 Ekim 2017 Perşembe 11:20
Avukat müftü nikahını savundu!  İlkel Laikçiler çıldıracak...
banner221

İlçe ve il müftülerine nikah kıyma yetkisi tanıyan tasarı büyük bir kesim tarafından eleştiriildi. Pek çok kurum, kuruluş ve vatandaşlar çeşitli basın açıklamaları ve eylemlerle tepkilerini dile getirdi ama kanun tasarısı onaylandı. Türkiye’de artık müftüler de nikah kıyabilecek. Konuya olumlu yaklaşanlar ve kanun tasarısını destekleyenler de var. Bu isimlerden biri de Hukuki Araştırmalar Derneği Kocaeli İl Temsilcisi Halit Çokan oldu. Çokan açıklamasında müftülük nikahına karşı olanları ilkel Laik olmakla niteledi, özel hayata saygılı olunması gerektiğini ifade etti.

Çokan’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri Bakanlığının evlendirme memurluğu yetkisi ve görevi verebileceği kurumlar arasına il ve ilçe müftülükleri de eklenmiştir. Milletin değerleri ile uyumlu bu yasalaştırma faaliyetinden dolayı TBMM’yi kutluyoruz. Bu düzenleme üzerinden yine hiçbir araştırma ve bilgilenme ihtiyacı hissetmeden bazı kesimlerde savrulma yaşandığını üzüntüyle görüyoruz.

1. Önemle belirtmek gerekir ki; bu düzenleme ile Müftülük Makamları direkt nikah kıymaya yetkili olmayacaklardır. Çünkü tasarıda Müftülüklerin evlendirme memurluğuna yetkili ve görevli olmaları İçişleri Bakanlığının takdirine bağlı olarak düzenlemiştir. Başka bir deyişle İçişleri Bakanlığının uygun görüp izin vermesi halinde müftülerin nikah kıyma yetkisi olacaktır.

2. Yine bu düzenleme ile herkesin nikah akdini Müftülük Makamı aracılığıyla kıyması zorunlu hale getirilmemektedir. İl ve İlçe müftülüklerine tanınan bu yetki ile evlenecek eşlere seçimlik hak imkanı sunulmaktadır. Yani eşler isterlerse belediye başkanı veya görevlendireceği bir memur veya İçişleri Bakanlığının yetki ve görev vermesi halinde Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlerine, Nüfus Müdürlüklerine, Dış Temsilciliklere yahut il ve ilçe müftülüklerine giderek nikah akitlerini kıydırabilirler.

Görüldüğü üzere düzenleme tek tip nikah akdi icra etme şeklinden eşlerin tercihlerine bağlı olarak çok seçenekli nikah akdetme imkanı getirilmiştir. 3.Evlilik, kişilerin özel hayatıyla ilgili bir müessesedir. Evliliğin tarafı olan eşlerin nikah akitlerini/törenlerini kendi kişisel inanç ve değerlerine uygun bir şekilde gerçekleştirmesi “özel hayata saygı gösterilmesi ilkesinin” bir gereğidir. Nasıl ki, eşlerin herhangi bir dini tören veya nikah olmadan fiilen birlikte yaşamalarının yadırganması özel hayata saygı ilkesinin ihlali sayılıyor ise kişilerin özel hayatlarına ilişkin tercihleri ve bu bağlamda evlenme akitlerini istedikleri gibi kurmalarının önüne geçmek, seçenekleri kısıtlamak da özel hayata saygı ilkesinin ihlalidir.

Genel ahlak ve sağlık ile kamu düzen ve yararına aykırı olmamak kaydıyla kişilerin kimliklerine ve yaşam biçimlerine uygun bir şekilde nikâh akitlerini yapabilmeleri gerekir. Aksine müdahale demokratik değildir. Kaldı ki; dileyen eşlerin resmi nikahlarını müftülük makamları önünde dinsel ritüel şeklinde yapabilmeleri din ve vicdan özgürlüğü ilkesi gereği tanınması gereken bir haktır. Zira din ve vicdan özgürlüğü de diğer tüm özgürlükler gibi demokratik toplumun inşa edilmesinin temel yapı taşlarından biridir.

Nitekim “Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı; 24. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” hükümlerine yer verilerek din ve vicdan hürriyeti güvence altına alınmıştır.

4. Dini nikâhın, toplumumuz tarafından yoğun bir rağbet gördüğü malumdur. Dolayısıyla dileyen kimselerin nikâh akitlerini müftülüklere kıydırarak dini nikâhlarını resmi nikahla birlikte halletmek istemesi önemli bir toplumsal ihtiyacın karşılanması anlamına da gelir. 5.Müftülük makamlarına tanınacak yetki çerçevesinde dileyen insanların bu makamlar aracılığıyla nikâhını kıymasının birilerini rahatsız etmesini anlamak mümkün değildir. Eğer buna rağbet varsa bu bir toplumsal ihtiyaçtır. Sosyal yararın ve demokratik talebin örtüştüğü bir çözüme karşı çıkmanın sosyal ve demokratik hukuk devleti ilke ile çatışma anlamına geldiği açıktır.

6. Din ve vicdan özgürlüğünü genişleten her düzenlemeye karşı itiraz etmek, bazı siyasi zihniyetler için vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmiştir. Bu bir kısır döngüdür. Bu zihniyetlerin bu kısır döngüden çıkmaya niyetlerinin olmadığına bu düzenlemeye karşıtlıklarını görerek bir daha tanık oluyoruz. Milletin dini, inancı, değerleri ve kimliğiyle çatışmanın hiç kimseye faydası yoktur. Millet vicdanında ma’kes bulmanın yegane şartı milletin değerleri ile barışık olmaktır.

Yakın bir zamanda vaizlerle bir araya gelen Ana Muhalefet CHP Genel Başkanının “Bizi bizden dinleyin, başkasından dinlemeyin. Bize yönelik ithamlara inanmayın. Birbirimizi daha yakından tanıma konusunda bir gecikme yaşandığının farkındayız. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, biz din ve vicdan özgürlüğünün savunucusuyuz.” deyip ardından müftülerin nikah kıymasına karşı çıkmasının sadece bir çelişki değil aynı zamanda bir samimiyet sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Vaizlere “birbirimizi tanıma konusunda bir gecikme yaşandığının farkındayız” deyip müftülerin nikah kıyma konusundaki karşıtlığındaki katı tutumunu sürdürme, “tanımada gecikmeden” değil toplumun dini değerlerini tanımama konusundaki ısrardan söz edilebilir.

7. Artık birilerinin laikliği, kutsal tanımayan, din karşıtlığı gibi konumlamaktan vazgeçmelerinin zamanı gelmiş ve hatta geçmiştir. Bu kaba ve ilkel laikçilik topluma yabancılaşma sonucundan başka bir işe yaramaz. Toplumun değerlerine ve ihtiyaçlarına sırt çevirenlere toplumun da sırt çevireceği mukadderdir. Birilerinin on yıllardır millet nezdinde bir arpa boyu yol alamamaları ve itibar görmemeleri bu acımasız gerçeğin hayata geçmesinden başka bir şey değildir. Milletin değerleri ile kavga etmenin kaçınılmaz sonucu, Millete mağlup olmaktır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.